Şike ve Teşvik Primi Verme Fiilleri ile Bahis Şikesi Hakkında Açıklamalar
Aşağıda; önce şike ve bu suçun bir türü olan bahis şikesi suçları ile yasadışı bahis suçu hakkında açıklamalar yapılacak, ardından şikenin bir özel şekli olarak da gösterilen, ancak bizce ayrı değerlendirilmesi gereken teşvik primi verme suçu ele alınacak ve bir bütünde son zamanlarda gündemi oldukça meşgul eden bahis şikesinin ne olduğu anlatılacaktır.
14.04.2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir. 14.04.2011 tarihine kadar, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemeye dönük olarak iki tarafın anlaşması suretiyle işlenebilen şike ve teşvik primi fiilleri suç sayılmamakta idi. 15.12.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6259 sayılı Kanunla, 6222 sayılı Kanunun “Şike ve teşvik primi” başlıklı 11. maddede önemli değişiklikler yapılmıştır.
6222 sayılı Kanunun 11. maddesinde şikenin “belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç veya sair menfaat temin etme” etme şeklinde geniş olarak tanımlandığını, bu tanımın teşvik primi verme fiilini de kapsadığını, “suçun bir müsabakada bir takımın başarılı olmasını sağlamak amacıyla teşvik primi verilmesi veya vaat edilmesi suretiyle işlenmesi” şeklindeki teşvik primi verme fiili tanımı dikkate alındığında, teşvik primi verme fiilinin, şike suçunun daha az cezayı gerektiren hali olarak düzenlendiğini belirtmek isteriz.
1- Şike Suçu
6222 sayılı Kanunun 11. maddesinde şike, belirli bir spor müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla bir başkasına kazanç ve sair menfaat temin etmek olarak tarif edilmiştir. 11. maddenin 1. fıkrasının son cümlesinde, anlaşmaya varılması halinde suçun tamamlanmış sayılacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda, suçun tamamlanması için anlaşmaya varılmasının yeterli olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Suçu oluşturan fiil, yani suçun hareket unsuru, kazanç veya sair menfaatin temin edilmesi yönünde anlaşmanın yapılmasıdır.
Suçun faili herkes olabilse de, kendisine menfaat temin edilen kişinin spor müsabakasının sonucunu etkileyecek güce ve imkana sahip bir kişi olması gerekir. Menfaat temin edilen kişinin, müsabakanın sonucunu etkileyebilecek sporcu, teknik görevli veya hakem gibi doğrudan doğruya müsabaka üzerinde etkisi bulunan kişiler olması zorunludur. Kanunda; her ne kadar şike suçunun tamamlanmasında anlaşmanın varlığı yeterli sayılsa ve bu bakımdan şike anlaşmasının müsabakaya ve spor alanı ile müsabakanın sonucuna yansıması aranmasa da, somut olayda bu neticelerin gerçekleşebileceğine dair elverişli vasıtaların varlığı gözardı edilmemelidir. Bir başka ifadeyle; karşılık bulmasa da şike teklifi yapanın teklif yaptığı kişi, sonucuna ulaşılamasa da şike anlaşmasını yapan taraflardan birisinin somut olayda mutlak şekilde sonuç alabilme imkan ve kudretine sahip olması gerekir. Aksi halde, suçu işlemeye yönelik elverişli vasıta bulunmayacak ve suçun maddi unsuru da oluşmayacaktır. Suçun menfaat temin edilen kişi yönü ile özgü/mahsus suç olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır.
Ülkemizde tüm futbol liglerinde birbirinden ilginç sonuçlar alınmakta, sporcular ve hakemler ile teknik direktörler inanılmaz veya kendilerinden beklenmeyen hatalar yapabilmektedir. Bununla birlikte, müsabakalar sırasında yapılan hataları doğrudan şikeye bağlamak isabetli değildir. Dışarıdan izleyen birisinin veya gözlemcinin müsabaka sırasında şaibeli olarak nitelendirilebilecek hareketleri tespiti, elbette spor etiği ve Spor Disiplin Hukuku bakımından sorunludur, fakat bu yönde bir tespit otomatik olarak şikenin varlığını gündeme getirmez.
Şike suçunun konusunu oluşturan menfaatin niteliğine ve kapsamına bakılmalıdır. Nitelik ve kapsamın belirlenmesi açısından üçlü bir ayırıma gitmek isabetli olacaktır.
Şike suçu esas itibariyle üç şekilde işlenebilir: Bunlardan ilki; 6222 sayılı Kanunun 11. maddesinin 4. fıkrasının (ç) bendinde düzenlenen bahis amaçlı şike; ikincisi, içerisinde herhangi bir menfaat bulunmayan hatır şikesi ve üçüncü olarak da ilk iki dışında kalan tüm şike fiilleri, yani adi/basit şikedir.
Şikenin bahis oyunlarının sonuçlarını etkilemek amacıyla işlenmesi halinde bahis şikesi gündeme gelecektir. Burada menfaat sağlayan kişinin amacı, maçın kazanılması veya kaybedilmesinden öte sağlayacağı menfaatten daha fazlasını veya sağlama ihtimali olduğu menfaatin netleştirilmesi suretiyle bahis oyunlarından kazanmaktır.
Hatır şikesinde esas itibariyle herhangi bir menfaat bulunmamakta veya menfaat iddiası ispatlanamamaktadır. Burada taraflar arasında önceye dayalı hatır ilişkisi ve manevi bağlılık kullanılmakta, bu bağlılık sebebiyle karşılaşmaya etki edilmeye çalışılmaktadır. Hatır şikesinde, Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasında suçun unsuru olarak düzenlenen menfaat ilişkisi bulunmaması sebebiyle suç olarak kabul edilemez. Bu fiil, Spor Disiplin Hukukunu ilgilendirmektedir. Şike suçunun konusunu oluşturan anlaşmanın bir menfaat ile ilgili olmasının zorunlu olduğu dikkate alındığında, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince bu fiilin suç olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bahis ve hatır şikesi dışında kalan tüm şike faaliyetlerini adi/basit şike olarak adlandırmak hatalı olmayacaktır. Adi şike suçunun oluşmasında, taraflar arasında kazanç veya sair menfaat sağlama hususunda bir anlaşma mevcuttur.
Kanunda ifade edilen “kazanç” kavramı, malvarlığına ilişkin para ile ölçülebilen her türlü değeri kapsamaktadır. “Çıkar” anlamına gelen menfaat kavramının kapsamı ise daha geniştir. Menfaat; kişinin iktisadi, hukuki veya kişisel durumunu objektif olarak iyileştiren (araba verilmesi, para verilmesi, kredi sağlanması gibi) veya maddi olmamakla birlikte bazı avantajlar sağlayan (iyi bir yerde ağırlanma, özel hayata ilişkin destek, yaşam koşullarının iyileştirilmesi gibi) her türlü edimi kapsamaktadır. Ancak sağlanan menfaatin muhtevası önemsiz denilecek kadar azsa (maddi değeri düşük bir hediye gibi), burada gerçek anlamda, yani şike için menfaat temininin vasıtası olarak kabul edilebilecek bir yararın varlığı gündeme gelmeyecektir. Bu kapsamda bir menfaatin sağlanması halinde, bahis şikesinden veya adi şikeden bahsedilemez. Bu durumda hatır şikesi gündeme gelecek, yani mesele spor etiği açısından Disiplin Hukukunu ilgilendirecektir.
Şike suçunda kazanç veya sair menfaatin mutlaka sporcuya, yöneticiye, teknik görevliye veya hakeme yapılması zorunlu değildir. Şike anlaşması çerçevesinde menfaat, bu kişilerin aralarında anlaştıkları üçüncü bir kişiye de sağlanabilir. Bu halde şike suçunun unsurları oluşacaktır.
Konu ile ilgili tartışmalı bir durum da transfer vaadinde bulunulması suretiyle şike yapılmasıdır. Şike suçunun konusu olan menfaat, elbette daha iyi bir kulübe transfer olmayı kapsar. Her ne kadar federasyonlar tarafından sporcuların transfer tescil dönemleri belirlense de, özellikle futbolda transferlerin ulusal sınırları aşarak uluslararası bir pazar halini alması, transfer görüşmelerini oldukça karmaşık bir hale getirmiştir. Kulüpler; transferlerle ilgili olarak yalnızca yetkili menajerlerle ve avukatlarla değil, bu kişilerin dışında başkaca gönüllü şahıslara da rol verebilmekte ve bu kişilerle de mesai harcayabilmektedir. Bu sebeple; somut olayda transfer şikesinin varlığının tespitinde transfer görüşmelerindeki bu karmaşık durum dikkate alınmalı, suçlama yapılırken ve ceza verilirken transfer görüşmeleri bir bütün olarak ele alınıp sonuca ulaşılmalıdır.
Transfer vaadi ile yapılan şikenin tespiti zordur. Ancak kulüp, bunu kötüniyetli yapmış (maçın sonucunu etkilemek için) ve sporcuya haksız menfaat vaat etmek veya vermek suretiyle (bunun da futbolcuya, hakeme, yöneticiye ve teknik personele ulaşması şartıyla) sonuç almaya çalışmış ve almışsa, ancak o halde şike suçu gündeme gelecektir. Transfer vaadine dayalı şikenin kabulü için; doğrudan doğruya veya dolaylı da olsa futbolcuya ulaşılması ve rızasının alınması, yani futbolcu ile maçta iyi oynamaması veya maçı kaybettirmesinin karşılığında transfer anlaşması yapılması veya bu sebeple futbolcuya transfer teklifinde bulunulmak suretiyle şike teşebbüsünde bulunması gerekir. Transfer şikesi, 6222 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken bir fiildir. Maçtan hemen önce veya sonra futbolcu ile yapılan transfer görüşmeleri, sırf bu nedenle şike suçlamasına konu edilemez. Şike suçlamasının olabilmesi için, somut olarak bir spor müsabakasının sonucunu etkilemeye yönelik kast olmalı ve suçun maddi unsuru da buna yönelik olmalıdır.
Bir yöneticinin; bir başka kulübün sporcusu ile transfer sezonunda veya haricinde görüşmesi, bu görüşmede oynadığı kulüpte devam edip etmeyeceğini, kendi kulübüne gelip gelemeyeceğini, şartlarının ne olacağını sorması veya aynı şekilde sporcunun da bir başka kulübün yöneticisine doğrudan doğruya veya dolaylı olarak bu soruları sorup görüşme yapmasında hukuki sakınca olmamalıdır. Bu görüşmelerin sonucunda transfer gerçekleşip de transferin hemen öncesinde, sporcunun o an oynadığı kulüp ile transfer olduğu kulüp arasında oynanan bir müsabakada şike yapıldığı iddiası, sırf bu transfer görüşmelerini ve sonrasında yapılan transfere dayandırılamaz.
Taraflarda şike suçunu işlemek yönünde bir kastın ve anlaşmanın varlığı ile bunun neticesinde sporcuya şike yapması için transfer vaadinde bulunulduğunun ve transferin gerçekleştiğinin tespiti gerekir. Transferin yapılmayıp, sırf sporcudan veya yöneticiden gelen istek doğrultusunda transfer görüşmesi yapılması ise, evleviyetle şike suçunun unsurlarının gerçekleşmediğini ortaya koyar. Çünkü şike suçundan bahsedebilmek için, bu görüşmelerin bir müsabakanın sonucunu etkilemek amacıyla yapıldığının belirlenmesi lüzumludur. Bu tespit olmaksızın veya gerçekte şike olmayacağı halde şike yapacağı izlenimini oluşturmak suretiyle sporcunun veya menajerinin transfer anlaşması yapması, yani menajerin veya sporcunun karşı tarafı aldatması, şike suçunun oluşmasını engeller. Burada menajer ve sporcu bakımından şike suçunu işleme kastının yokluğu, karşı taraf bakımından da vasıta elverişsizliği ve konu imkansızlığı bulunmaktadır. Ayrıca, şike yapmak amacıyla transfer teklifinde bulunanın da menajer ve sporcuyu aldatması mümkündür. Gerçekten ortada transfer etme niyet ve isteği olmayıp, bu niyet ve istek varmış gibi görüntü oluşturmak suretiyle müsabakaya hile karıştırılması sağlanabilir. Bu halde, menajer ve sporcunun hileli hareketlerle aldatılıp dolandırıldığı iddiası gündeme gelebilir.
6222 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde, kendisine menfaat temin edilen kişinin de müşterek fail olarak cezalandırılacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme karşısında şike suçunun çok failli bir suç olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Bu suçun bir tarafında kazanç veya sair menfaat temin eden, diğer tarafında ise spor müsabakasının sonucunu değiştirmeye muktedir bir veya birkaç kişi olması gerekir. Dolayısıyla; bu suçta menfaat temin eden herkes olabilecek iken, kendisine menfaat temin edilen kişinin müsabakanın sonucunu değiştirmeye muktedir olan, sporcu, yönetici, teknik direktör veya hakem gibi oyun üzerinde doğrudan doğruya etki edebilecek bir kişi olması gerekir. Bu suçta menfaat temin eden kişi de, kendisine menfaat temin edilen kişi de suçun failidir.
Bu suçun oluşmasında, spor müsabakasının niteliği önemli değildir. Ancak müsabakanın belirli bir federasyon içinde yer alması gerekir. Özel bir müsabaka yapılacaksa, başka bir ifadeyle bu müsabaka federasyona bağlı olmayan özel kişiler arasında yapılıyorsa, şike suçundan bahsedilemez. Şike suçunun oluşabilmesi için; menfaat sağlama yönünde harekette bulunulan müsabakanın, federasyonların düzenlediği veya düzenlenmesine izin verdiği bir müsabaka olması gerekir.
Şike suçunda faillerin, karşılaşmanın sonucunu etkilemek amacıyla hareket etmeleri gerekir. Bu sebeple faillerin, karşılaşmanın sonucunu bilerek ve isteyerek etkileme yönünde harekette bulunmaları gerekir. Şike, genel kastla işlenebilen bir suçtur. Suçun oluşmasında karşılaşmanın sonucu önemli değildir. Ancak bahis şikesinde failin amacı, bahis oyunlarından kazanç elde etmek olduğundan, failin bu nitelikli hal sebebiyle cezalandırılabilmesi için kastının “bahis oyunlarının sonucunu etkileme” olduğu ortaya koyulmalıdır. Bahis şikesinde suçun manevi unsurunu teşkil eden kusur, failin bu saiki itibariyle özel kast niteliğini taşır.
Müsabakanın sonucunun ne şekilde etkilenmeye çalışıldığı önemli değildir. Aleyhine şike faaliyetinde bulunulan takımın yenilmesi için şike yapılabileceği gibi, karşılaşmanın berabere sonuçlanmasının sağlanması için de şike yapılabilir.
6222 sayılı Kanunun 11. maddesinin 4. fıkrasında, şike suçunun daha fazla cezayı gerektiren nitelikli halleri ve ağırlaştırıcı sebepler düzenlenmiştir. Bu sebeplerden birisinin veya birden fazlasının aynı........
