menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

7571 SAYILI KANUNLA YENİ ŞEKLİNİ ALAN BAĞIŞLAMA VE İVAZSIZ TASARRUFLARIN İPTALİ SEBEBİNE DAİR HÜKÜMLERİN (İİK M. 278) DEĞERLENDİRİLMESİ

16 1
26.12.2025

ÖZET

7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 278. maddesinde düzenlenen bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptali sebebine dair hükümlerin tamamında değişiklik yapılmıştır. Bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptali sebebine dair İİK m. 278’in tamamında değişiklik yapan kanun hükmü 25.12.2025 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. İİK m. 278’de yapılan değişiklik esasında Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen madde ile alakalı olarak farklı tarihlerde vermiş olduğu iptal kararları sonrasında ortaya çıkan hukuk boşluğunu gidermek amacıyladır. İİK m. 278’de yapılan değişiklikte ilk göze çarpan husus; hükümlerin sade bir dil ile kaleme alınmış olmasıdır. Bunun haricinde bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olduğu döneme ilişkin sürelerde, bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olabilmesi için alacağın doğumundan sonra yapılmasının gerekip gerekmediğine, Kanun’da bağışlama ve ivazsız tasarruf olarak kabul edilen tasarrufların aksinin ispat edilip edilmeyeceğine ilişkin konularda önemli birtakım değişiklikler yapılmıştır. Bu sebeple de çalışmamızda İİK m. 278 hükmünde 7571 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olduğu süre, tasarrufun iptale tabi olması için alacağın söz konusu tasarruflardan önce doğmasının gerekli olup olmadığı, Kanun gereği bağışlama ve ivazsız tasarruf olarak kabul edilen konularda aksi ispat meselesi ve söz konusu değişikliğin derdest davalara etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

I. GİRİŞ

Anayasa Mahkemesi (AYM), farklı farklı tarihlerde 7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde İİK m. 278’de yer alan borçlunun belirli derece yakın kan ve kayın hısımları ile yapmış olduğu tasarrufları Kanun gereği bağışlama olarak kabul eden ve aksinin ispatı mümkün olmayan hüküm hakkında somut norm denetimi sonucunda iptal kararı vermiştir[1]. AYM, İİK m. 278 hükmü hakkında vermiş olduğu tüm iptal kararlarında gerekçe olarak özetle, söz konusu hükmün gerek borçluya gerekse üçüncü kişiye aksini ispat imkanı vermediği bu durumun haliyle kişilerin mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olduğuna dayanmıştır.

İİK m. 278’de yer alan borçlunun belirli derecedeki kan ve kayın hısımları ile yapmış olduğu tasarrufların Kanun gereği bağışlama olarak kabul eden hükmü hakkında AYM’nin farklı tarihlerde vermiş olduğu birden fazla iptal kararı sonrasında bu konuda hukuk boşluğu oluşmuştur. İİK m. 278’de oluşan hukuk boşluğunun giderilmesi ve diğer bazı kanunlarda bazı yeni hükümlerin öngörülmesi veya mevcut hükümlerde değişiklik yapılması amacıyla Kanun Koyucu tarafından 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ihdas edilmiştir[2]. Yeri gelmişken ifade etmek gerekirse, İİK m. 278’in değişikliğine dair kanun teklif metni ile madde gerekçeleri tamamen Cebri İcra Kanun Taslağı’nın (CİKT) İİK m. 278’e karşılık gelen 445. maddesinden alınmıştır[3].

7571 sayılı Kanun ile İİK m. 278 hükmü yeniden kaleme alınmıştır. İİK m. 278’in değişiklik sonrası hali aynen şöyledir: “Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.

Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır:

a) Gerçek değerine uygun olarak ivazlı olduğu ispatlanmadıkça altsoy ve üstsoy, üçüncü derece dâhil kan hısımları, son bir yıl içinde evlilik birliği sona ermiş olsa bile eşi ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları, evlat edinenle evlatlık, ortak konutta yaşayan kişiler arasında yapılan tasarruflar.

b) Aksi ispatlanmadıkça, sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin gerçek değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatla kabul ettiği sözleşmeler.

c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.”

Görüldüğü üzere, 7571 sayılı Kanunla İİK m. 278’de bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olduğu süre, borçlunun Kanun gereği bağışlama olarak kabul edilen tasarruflarının diğer tarafı, Kanun gereği bağışlama olarak kabul edilen borçlunun tasarruflarının aksinin ispatının mümkün olup olmadığı gibi birçok noktada değişiklikler yapılmıştır. Söz konusu değişiklikler 25.12.2025 tarihi itibarıyla Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Bu sebeple de adı geçen bu çalışmamızda 7571 sayılı Kanunla İİK m. 278’de yapılan değişiklik sonucunda sırasıyla madde kenar başlığı, bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olduğu süre, söz konusu tasarrufların iptale tabi olabilmesi için alacağın tasarruftan önce doğmasının gerekli olup olmadığı, borçlunun belirli yakın hısım ve akrabaları ile yapmış olduğu tasarrufların ve diğer tasarruflarının Kanun gereği bağışlama olarak kabul edilmesi olgusunun aksinin ispatının mümkün olup olmadığı ve son olarak yapılan değişikliğin derdest tasarrufun iptali davalarında uygulama alanı bulup bulmayacağı konusunda açıklamalarda ve değerlendirmelerde bulunacağız.

II. 7571 SAYILI KANUNLA İİK M. 278’DE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

A. Madde Kenar Başlığı Bakımından

İİK m. 278’in gerek değişiklik öncesinde gerekse değişiklik sonrasında madde kenar başlığı “İvazsız tasarrufların butlanı” şeklinde muhafaza edilmiştir. Madde kenar başlığında “butlan” ibaresinin kullanılması kanaatimizce yerinde değildir. Zira, tasarrufun iptali davalarının amacı borçlunun tasarruflarının borçlar hukuku ya da medeni hukuk anlamında butlanına yani kesin hükümsüz olduğuna hükmetmek değildir. Bu davada amaç, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla yapmış olduğu birtakım tasarrufların alacaklılar bakımından sonuçsuz kaldığının tespit edilmesi ve tasarrufa konu mal üzerinde alacaklıya alacağı ve fer’ileri oranında haciz ve satış yetkisi verilmesidir. Bu sebeple de tasarrufun iptali davasının amacı da dikkate alınmak suretiyle İİK m. 278’in kenar başlığında yer alan “butlan” ibaresinin çıkarılması yerinde bir düzenleme olurdu.

Nitekim, CİKT’nın İİK m. 278’e karşılık gelen 445. maddesinin kenar başlığında “butlan” ibaresi çıkarılmış ve “İvazsız tasarruflar” ibaresine yer verilmiştir. Ancak, kanun koyucu bu noktada 7571 sayılı Kanun ile İİK m. 278’in tamamında değişiklik yapmasına karşılık madde kenar başlığını muhafaza etmiştir.

B. Bağışlama ve İvazsız Tasarrufların İptale Tabi Olduğu Süre Bakımından

7571 sayılı Kanun’la İİK m. 278’de değişiklik yapılmadan önce borçlunun (veya müflisin) bağışlama ve ivazsız tasarruflarının iptale tabi olabilmesi için söz konusu tasarrufun hacizden veya hacizde mal bulunamaması sebebiyle acizden ya da iflâsın açılmasından geriye doğru “iki yıllık” süre içerisinde yapılmış olması gerekmekteydi.

Yapılan değişiklik sonrası bu süre “bir yıla” düşürülmüştür. Bu bakımdan yapılan değişiklik sonucu, borçlunun (veya müflisin) İİK m. 278 anlamındaki bağışlama ve ivazsız tasarruflarının iptale tabi olabilmesi için bu nitelikteki tasarruflarının geçici ya da kesin aciz belgesinin veya bu niteliği haiz haciz tutanağının düzenlendiği veya iflâsın açılmasından geriye doğru “bir yıllık” süre içerisinde yapılması gerekmektedir.

Gerek 7571 sayılı Kanun değişikliği öncesinde gerekse değişiklik sonrasındaki İİK m. 278’de yer alan süre, bağışlama ve ivazsız tasarrufların iptale tabi olup olmadığın tespiti için öngörülen süre mahiyetindedir. Söz konusu bu süreler öğretide “şüpheli dönem” süresi olarak da anılmaktadır[4].

İİK m. 278’de yer alan iki yıllık sürenin bir yıla düşürülmesi 7571 sayılı Kanun’un 2. maddesinin madde gerekçesinde, hukuki belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin daha etkili bir şekilde korunabilmesi amacıyla açıklanmıştır[5]. Yine, madde gerekçesinde mukayeseli hukukta söz konusu sürenin bir yıl olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu nitelikteki gerekçeler İİK m. 278’e karşılık gelen CİKT m. 445’in madde gerekçesinde de aynen tekrar edilmiştir.

Bu konuda dikkat çeken değişiklikten birisi de bir yıllık sürenin başlangıcıdır. 7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesinde İİK m. 278’de yer alan iki yıllık süre hacizden veya hacizde mal bulunamaması sebebiyle acizden ya da iflâsın açılmasından itibaren başlamaktadır. Ancak, değişiklik sonrası İİK m. 278’de yer alan bir yıllık süre, “geçici veya kesin aciz belgesi ya da kesin aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının” düzenlendiği veyahut iflâsın açılmasından itibaren başlamaktadır. Değişiklik daha çok hacizdeki tasarrufun iptali davaları bakımından önem arz etmektedir. Nitekim, hacizde tasarrufun iptali davası açılabilmesi için kesin ya da geçici aciz belgesi ya da bu nitelikteki bir haciz tutanağının olması gerektiği için söz konusu sürelerde adı geçen belgelerin düzenlendiği tarihten başlamaktadır. Buna karşılık iflâsta tasarrufun iptali davasının açılabilmesi için kesin ya da geçici aciz belgesinin varlığı şart değildir. Bu bakımdan gerek değişiklik öncesi gerekse değişiklik sonrasında şüpheli dönem süresi iflâsta iflâsın açılmasından itibaren işlemeye başlamaktadır.

C. Alacağın Bağışlama ve İvazsız Tasarruftan Önce Doğmasının Gerekli Olup Olmadığı Bakımından

İİK m. 278’in değişikliği öncesinde birinci fıkrada yer alan “…haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe geriye doğru olan müddet…” şeklindeki hükmün alacağın tasarruftan önce doğmasına ilişkin bir koşul vakıa olarak kabul edilmekteydi. Daha açık bir ifade ile bahsi geçen hükümden bağışlama ve/veya ivazsız tasarrufların iptale tabi olabilmesi için söz konusu bu tasarrufların alacağın doğumdan sonra yapılması olarak anlaşılmaktaydı.

Dikkat edilecek olursa az yukarıda tırnak içerisinde yer vermiş olduğumuz hüküm 7571 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile İİK m. 278 f. 1’den çıkarılmıştır. Dolasıyla da bu konudaki değişiklik sonrasında uygulama da acaba borçlunun bağışlama veyahut ivazsız nitelikteki tasarruflarının iptale tabi olabilmesi için bu tasarrufların alacağın doğumdan sonra yapılmasına gerek olmadığı yönünde bir sonuç çıkarılabilir mi ?

Değişikliğe dair 7571 sayılı Kanun’un m. 2’sinin gerekçesinde bu konuda herhangi bir gerekçeye yer verilmiş değildir. Kanaatimizce yukarıda yer vermiş olduğumuz hükmün çıkarılması sebebi madde metninin daha açık ve anlaşılır bir hale getirilmesidir. Diğer bir ifade ile söz konusu hükmün çıkarılması sebebi İİK m. 278 f. 1’de yer alan koşul vakıaların daha net bir şekilde kaleme alınmak istenilmesindendir.

Değişiklik sonrası İİK m. 278 f. 1 anlamında borçlunun ivazsız veya bağışlama niteliğindeki tasarruflarının iptale tabi........

© Hukuki Haber