menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TASARRUFUN İPTALİ DAVASI

6 0
30.10.2026

Tasarrufun iptali davası, üçüncü kişilere ait olan ve haczi mümkün olmayan tasarruf konusu şeylere ilişkin haciz ve satış isteme yetkisine sahip olabilme davasıdır.

Borçlular, mallarını alacaklılardan kaçırmak adına BORCUN DOĞUMUNDAN SONRA olmak üzere mallarını üçüncü bir kişiye devretmektedirler. Alacaklı ise böyle bir durumda alacağını tahsil edememektedir. Yani borçlunun üzerinde haczi kabil hiçbir malı bulunmamaktadır. Bu dava ile alacaklı, cebri icra ile alacağını tahsil etme hak ve yetkisine ulaşabilmekte; üçüncü kişiye devredilen malın satışının sağlanarak alacağını tahsil edebilmektedir.

Tasarruftan kasıt ise, borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu hukuki işlem ve fiiller anlamına gelmektedir. Borçlandırıcı işlemlerin tasarrufun iptali sebebi olması mümkün değildir.

· İPTAL KARARININ ANLAMI

Tasarrufun iptali davası ile verilen iptal kararı, herkes için iptal anlamına gelmemektedir. İptal kararı, yalnızca davacı sıfatında olan alacaklı bakımından anlam ihtiva etmektedir. Kısacası iptal kararı, şahsi nitelik taşımaktadır.

Tasarrufun iptali davasının kabul edilerek tasarrufun iptaline karar verilmesi halinde borçlu tarafından üçüncü kişiye devredilen mal doğrudan davacı sıfatında olan alacaklının üzerine geçmez. Alacaklı işbu dava ile yalnızca devredilen malın haciz ve satışını sağlamış ve alacağını bu şekilde tahsil etmiş olabilmektedir. Dolayısıyla borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarruf hukuki geçerliliğini korumaya devam etmektedir.

Özetle; alacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde ancak alacağı ve ferileri ölçüsünde cebri icra ile haciz ve satış talep etme yetkisini ve bu kapsamda alacağını alma hak ve yetkisine sahip olur.

· İPTAL KARARININ SONUÇLARI

1- İptal davası ayni bir dava olmadığından, davanın konusu taşınmaz mal olsa bile, özel yetki hükmü olan HMK'nun 12. Maddesi (taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili olduğu) iptal davalarında uygulanmaz.

2- Davanın kabulü halinde iptalin konusu taşınmaz mal ise "davalı üçüncü kişi üzerindeki tapu kaydının iptaline ve borçlu adına tesciline" şeklinde değil; "taşınmaza ilişkin (satış, bağış, ipotek vb.) işleminin takip konusu toplam borca yetecek miktarının iptaline ve davacı alacaklıya dava konusu taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına" şeklinde karar verilir.

3- Davanın değeri, iptal konusu tasarrufun kıymetine göre değil; alacaklının elindeki aciz belgesinde gösterilen ödenmemiş alacak miktarı ile iptal konusu tasarrufun kıymetinden daha az olanına göre belirlenir.

4- Davanın kabulü halinde dava konusu tasarrufun tümünün iptaline değil, takip konusu alacak ile faiz, masraf gibi eklentilerine yetecek oranda iptaline karar verilir.

5- Bu dava sonucunda verilen karar, kesinleşmesi beklenmeden, aciz belgesi alınmış icra dosyasına ibraz edilerek yeni bir ödeme veya icra emri tebliğine gerek olmaksızın iptal davasına konu mal takip borçlusuna aitmiş gibi açık artırma yolu ile satılarak, takip konusu asıl alacak ve ferilerinin tahsili sağlanır.

· KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEBİLİR Mİ?

İptal davası, bir eda davasıdır. Bu davanın temelinde alacak istemi olduğundan ayni değil; şahsi bir davadır. Bu nedenle dava sonucunda verilen karar, kesinleşmeden icra edilebilmektedir.

Tasarrufun iptali davası ile malın mülkiyetinin üçüncü kişiden alınarak borçluya geri dönmesine karar verilmemektedir. Bu dava ile alacaklı sadece malın bedelinden alacağını almak yetkisine sahip olmaktadır.

· DAVA DEĞERİ VE HARÇ HESAPLAMALARI

Özetlemek gerekirse; takip konusu alacak miktarı veya icra takibi sonucu icra müdürlüğünden alınan kesin aciz vesikasında yer alan alacak miktarı ile tasarrufa konu edilen malın tasarruf tarihindeki değeri karşılaştırılır. Karşılaştırılan bu değerlerden hangisinin miktarı daha düşük ise bu düşük olan değere göre davanın harcı belirlenir.

Tasarrufun iptali davalarında, dava değeri üzerinden nispi peşin harç hesaplaması yapılır.

Nispi peşin harç ise karar ve ilam harcının dörtte biridir. Karar ve ilam harcı ise dava değerinin binde 68,31'idir.

· TASARRUFUN İPTALİ DAVASINDA TARAFLAR

Tasarrufun iptali davasında davacı, işbu davayı açmadan önce borçludan alacağını tahsil edememiş alacaklıdır.

Davalı ise borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçılarıdır.

Borçlunun iflas etmiş olması halinde davada davalı sıfatı iflas idaresine ait olmaktadır.

Peki borçlunun ölümü halinde borçlunun mirasçıları aleyhine tasarrufun iptali davası açılabilir mi yahut açılan davada borçlunun ölümü halinde borçlunun mirasçıları davaya dahil edilerek devam edilebilir mi?

Davanın devamı süresince borçlunun ölmesi halinde dava MİRASI REDDETMEMİŞ mirasçılara karşı yöneltilebilmektedir. Burada mirası reddeden mirasçı ile reddetmemiş mirasçı arasında fark vardır. Tasarrufun iptali davasının, mirası reddeden mirasçılara karşı yöneltilmesi halinde dava "pasif husumet" yokluğundan USULDEN reddedilecektir.

Böyle bir durumda mirası reddeden mirasçının dosyada bir avukatı varsa, alacaklı taraf davayı mirasçı olmayan bir kişiye karşı yönelttiği için karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalabilmektedir.

Alacaklı, mahkemenin kendisine vereceği yetki ile borçlunun mirasçılarını gösteren mirasçılık belgesini alabilir ve mirasçıları davaya dahil edebilir. Ancak burada önemli olan mirasçılık belgesinin Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınmış olmasıdır. Zira bazen noterlerden alınan mirasçılık belgelerinde mirası reddeden kişiler de mirasçı gibi gözükebilmekte ve işte tam da bu noktada yukarıda........

© Hukuki Haber