Kıyı Kenar Çizgisi İçinde Kalan Taşınmazların Hukuki Statüsü - Edirne İli Keşan İlçesi Erikli Köyü Yalı Mevkii'nde Bulunan Bir Taşınmaza İlişkin Yargı Kararı Örneği Üzerinden Bir İnceleme
Giriş
Bireyin eşya üzerindeki hâkimiyetini güvence altına alan mülkiyet hakkı, anayasal ve uluslararası düzeyde güvence altına alınan temel bir haktır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1. Ek Protokolü'nün 1. maddesi, bireylerin mülkiyet hakkını güvence altına almakla birlikte, kamu yararı söz konusu olduğunda bu hakkın sınırlandırılabileceğini de kabul etmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi, taşınmaz mal sahiplerine, mülkleri üzerinde kullanım, yararlanma ve tasarrufta bulunma hakkı verirken, kıyı kenar çizgisi gibi özel hukuki statüye sahip alanlarda devletin müdahalesi ve denetimi ön plana çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Edirne ili Keşan ilçesi Erikli Köyü Yalı Mevkii'nde bulunan bir taşınmaz örneği üzerinden kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan taşınmazların hukuki statüsü ve ilgili tapulari sonrasında uygulmada sıklıkla karşılaşılan sorunlar yargı kararları bağlamında değerlendirilecektir.
1. Kıyı Kenar Çizgisi ve Hukuki Statüsü
Kıyı kenar çizgisi, deniz, göl ve akarsuların kara ile birleştiği doğal sınırları ifade eder. Türk hukukunda, kıyı kenar çizgisi içindeki taşınmazlar, doğal özellikleri ve kamu yararı gereği, devletin mutlak denetimi altında olan ve kamu malı statüsünde kabul edilen alanlardır. 3621 sayılı Kıyı Kanunu, Anayasanın 43. maddesi ve Türk Medeni Kanununun 641. maddesi, kıyı alanlarının özel mülkiyete konu olamayacağını açıkça belirtmektedir. Kıyı kenar çizgisi içindeki taşınmazlar, doğal yapıları nedeniyle özel mülkiyete devredilemez ve kamu yararı doğrultusunda devlet tarafından korunur.
Kıyı kenar çizgisi içindeki taşınmazların özel mülkiyete devredilmesi, hem kamu yararına zarar verir hem de mülkiyet haklarının doğru bir şekilde denetlenmesini engeller. Yerel yönetimler ve tapu kadastro birimleri, kıyı kenar çizgisi ile ilgili tespitlerini yaparken, bu özel statüyü göz önünde bulundurmak zorundadır. Hatalı tespitler, kıyı alanlarının yanlışlıkla özel mülkiyete devredilmesine yol açarak, hukuki belirsizliklere neden olabilir.
2. Edirne İli Keşan İlçesi Erikli Köyü Yalı Mevkii'nde Bulunan Bir Taşınmaza İlişkin Yargı Kararı
Keşan Belediyesi'ne ait bir taşınmaz, 09.11.1964 tarihinde tapu kaydına tescil edilmiştir. Söz konusu taşınmaz, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine tarafından açılan tapu iptali ve tescil dışı bırakma talepli davaya konu olmuştur. Mahkeme, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, taşınmazın deniz etkisi altındaki kumsal niteliği taşıdığını ve bu nedenle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayılması gerektiğine karar vermiştir.
Mahkeme, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/C maddesi uyarınca, bu taşınmazların tespit ve tescil dışı bırakılması gerektiğine ve özel mülkiyete konu olamayacağına ve mevcut tapu kayıtlarının yolsuz tapu niteliğinde olduğuna hükmetmiştir. Ayrıca, kadastro tespiti sonrasında ortaya çıkan müdahalenin men’i ve kal talepleri ile üstün hak iddialarına dayalı müdahillik taleplerinin incelenmesi, genel mahkemelerin görev alanına girdiğinden bahisle bu davalar da görev nedeniyle reddedilmiştir.
Yargıtay da, kıyı kenar çizgisi içindeki taşınmazların özel mülkiyete devredilemeyeceği gerekçesiyle tapu kaydının iptalini ve taşınmazın tescil dışı bırakılmasını doğru bulmuş ve kamu mülkiyetinin korunması gerektiğine karar vermiştir.
Bu karar, kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını ve devletin bu alanlar üzerindeki tasarrufunun mutlak olduğuna işaeret etmesi ve sonuçları bakımından pek çok kimseyi ilgilendirmesi ve benzer olası sorunlara ışık tutması bakımından bakımından önem arz etmektedir.
3. Tapu Kayıtlarının İptali ve Tazminat
Bu başlık altında , üzerinde durulması gereken konu; tapu kaydına bağlananarak kişi adına mülkiyet hakkı oluşturulan ancak kıyı kapsamında kalan yere ait tapunun niteliğinin belirlenmesidir.
Devlet tarafından verilen, doğru esasa ve geçerli kayda dayalı tapu ile sağlanan mülkiyet hakkına değer verileceği kuşkusuzdur. Böyle bir yer kıyı kapsamında kalmakla, temel vasfı yani kamu malı olma niteliği değişmemekle birlikte, kişinin söz konusu tapuya dayalı hakkının yukarıda ifade edildiği gibi korunması gerektiği........
