Bu aileden nefret ediyorum

Merhaba, uzun oldu biliyorum gerçekten ama en kısa böyle anlatabildim. Okumanız benim için çok önemli… Bu durumumda olan başka gençler var mı diye internete bakarken rastladım. 15 yaşındayım ve hep güzel bir hayatım olduğunu düşünüyordum, mükemmel değildi ama mutluydum. Okulda başarılıydım ve keyif aldığım hobilerim vardı. Sorunum 2020’nin yazında 7 yıldır yaşadığımız şehirden bambaşka bir şehre taşındığımızda başladı. O zamanlar 8. sınıfa geçmiştim, sınav senem olsa da yeni insanlarla tanışmakta sıkıntı yaşamadığım için annemlere taşınmanın sorun olmayacağını ben söyledim. Hatta ben de istiyordum taşınmak ama işler pek beklediğim gibi olmadı. Bu yeni şehirde insanlarla kaynaşmak o kadar zor oldu ki benim için... Geldiğim yerdeki insanlara hiç benzemiyordu buradaki insanlar. Çok sevdiğim hobilerimi (dil kursu, enstrüman ve koro) de sınav senem olduğu için yapamıyordum. Tüm 8. sınıfı arkadaşsız geçirdim. Tam olarak ne zaman başladı hatırlamıyorum ama kendimi gün geçtikçe motivasyonsuz ve mutsuz hissetmeye başladım. Derslere katılmak gittikçe zorlaşıyor, deneme notlarım düşüyordu. Bahsetmeliyim ki annemler en az 20 yıllık mobilyalarımızın hepsini verip tüm evi yenilemişlerdi. Ben de tüm bunların arasında mobilyalarıma takmaya başladım. Odam kendi odam değil de bir otel odasıymış gibi geliyordu. Bunun yanında olmak istediğim kişiyi mobilyalarıma yansıtıyordum bence eski küçük tahta yatağımdan Amerikan tarzı çift kişilik kocaman yatak beni yansıtmıyordu gibi hissediyordum (kendim seçmeme rağmen)… Gecenin bir yarısı yatak söküp ertesi gün uykusuz olduğum için kurstan (Covid dolayısıyla okullar kapalıydı) kaçıyordum mesela. Yılın sonlarına doğru neredeyse hiç gitmedim zaten. Ailem çok katı olmadığı için telefonlarından gelmedi mesajını silmem gerekiyordu sadece. Sonradan bir profesyonelin tanısına göre 8. Sınıfın sonlarından 9. Sınıfın ortalarına kadar derin depresyondaymışım. Ve tabii ben bunların hiçbirini içimde yaşamadım. Her gün annemin kucağında ağladım, ona nasıl hissettiğimi anlattım. Beni anlıyormuş gibi gözüküyordu ama ertesi gün kursa kalkamadığım için kızıyordu. Dediklerim sanki bir kulağından girip bir kulağından çıkıyordu. Lgs’den hemen sonra onunla ağlaşmalı bir konuşma daha yaptık ve bana yeni bir yatak alacağını söyledi. İstediğim yatak o zaman müsait değildi o yüzden gelene kadar bekleyecektik. Tabii bu zaman hiçbir zaman gelmedi çünkü annem beni sürekli erteledi erteledi ve sonunda paramız olmadığını alamayacağımızı söyledi. Tabii bunu söylemeden önce 4000 liralık bir süpürge aldı. Beni profesyonele götürmesinin nedeni ne biliyor musunuz? Açıldığım arkadaşım terapistine, terapisti onun annesine, onun annesi de benim anneme söylemiş… Benim 1 yıl her gün ağlayarak anlatmam değil de yabancı bir kadının annemi uyarmasıyla gittim ilk defa terapiste. Şu an 10. sınıftayım ve hiçbir şey değişmedi. Terapisti 1-2 seanstan sonra bıraktım. (Duygularımdan annem okul rehberliği devlet terapisti özel terapist derken o kadar çok bahsettim ki bunalmıştım). Ve geçen günlerde yeni bir terapiste başladım. Annemle yine aynı yatak konuşmasını yaptım bir hafta önce. Ve yeniden bana söz verdikten sonra 6000 liralık bir süpürge aldı annem. Bu sefer ağlayıp kızmıyorum ama daha çok soğumuş hissediyorum ailemden. Annemin sürekli bana yalan söyleyip anlıyormuş gibi yapması. Abimle yakın değildim zaten. Babamla da bu olaylardan önce iyi denilebilir bir ilişkimiz vardı. Ama ben depresyona girdiğimden beri hayatımı cehenneme çevirmeye ant içti sanki. Daha bu sabah ben 1 haftadır duş alamamışken odama girip “hayvanlar gibi yaşıyorsun şu odaya bak” tarzı laflar etti. 2 yıldır hep odama gelip dağınık olduğu için bağırıp hakaret eder zaten. Bu sabah bu dediğine üzüldüğümü görünce de “kendi kızımıza laf edemiyoruz travma oluyormuş, git geber o zaman” diyerek kapıyı çarptı. Ve sonrası da hiçbir şey olmamış gibi çöpü atmamı istedi. Dayanamıyorum artık. Sürekli hiçbir şey yokmuş gibi davranmalarından nefret ediyorum. Bu aileden nefret ediyorum, bu şehirden nefret ediyorum. Her konuştuğumuzda kendimi aptal hissettiren ve sürekli bağıran hiçbir şeyi anlatamadığım babamdan nefret ediyorum, babam kadar umursamayan sadece umursarmış gibi yapan annemden nefret ediyorum, bana ve anneme gram sevgi göstermeyen abimden nefret ediyorum. Günde 2-3 kez ağlamaktan nefret ediyorum, odam salonun dibinde olsa da Allah aşkına bir kere kapımı tıklatıp “Kızım ne oldu iyi misin?” dememiş olmalarından nefret ediyorum. 2 yıldır hiç yol kat etmiş olamamaktan hala odama takmaktan intihar düşünmekten derslerimi düzeltememekten nefret ediyorum, kendimden nefret ediyorum. Ama düzelmek istiyorum. Ne yapmalıyım? Yatılı liseye falan gitsem mesela? Ama onu yapabilir miyim onu bile bilmiyorum. Özgüvensiz ve duygulu biriyim, en küçük olayda ailemi ararım. Onlardan nefret ettiğimi sonunda kabullendim ama onlardan nasıl ayrı yaşayacağımı bilmiyorum. Yeter ki şu döngüyü kırayım ben böyle 1-2 yıl daha gidemem çünkü. O yüzden size yazıyorum. Lütfen bana yardımcı olun. Zamanınız için teşekkür ederim.


Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar; her yaşın sorumlulukları ayrı… Genç kızken ayrı, evlenince ayrı, anne olunca ayrı olgun yaşa gelince apayrı… En iyisi çocuk kalmak dense de kim çocukluğa dönmek ister ki? Güzel bir çocukluk geçirmeme rağmen ben istemem. Hazır buraya gelmiş birçok şeyi aşmışken sil baştan yeniden yaşamak almayayım. Rabbim her yaşa ayrı telaşlar vererek bizleri yaşama bağlıyor yaşama bağlayan ne? Sorumluluklarımız, kendimize, sevdiklerimize karşı sorumluluklarımız… Sevgiyle çarpan yüreklerimiz ve her şeye olabildiğince güzel bakan gözlerimiz… Güzel bakmazsanız güzel düşünmezsiniz, güzel düşünemezseniz git gide psikolojiniz bozulur derken yaşamın keyfinden uzaklaşırsınız. Yaşam size yük olarak gelmeye başlar. O yüzden bunların hepsi ayrı ayrı önemli. Sorumluluklarda ve sevgide önceliğimiz ailelerimiz geliyor. Cuma günkü yazımı işte böyle bir sorumluluk duygusuyla yazamadım çünkü annecimle ilgilenmem gerekiyordu. Hayatını biz 4 çocuğuna adayan yirmili yaşlarından beri eşinin yolunu gözleyen geldiğinde de onu boşayan bir adamı yıllarca bekleyen benim kutsal annem… Artık dünden daha fazla bizlere ihtiyaç duyuyor ve bu ihtiyacı duyarken de bizleri rahatsız ettiğini düşünerek üzülüyor Biliyor ki hepimizin başka sorumlulukları da var oysa o hep bizlerin yanında oldu, arkamızda oldu, kendini hiç önemsemedi. Önceliği hep bizler olduk. Şimdi sıra bizde ve benim kutsal annem geçenlerde küçük bir operasyon geçirdi. Nasıl korktu nasıl bitkin düştü... Tabii ki kardeşimle hep onun yanındaydık, gün gün daha iyi oluyor. Ben tekrar rahatladım mı derseniz… Artık rahat olamıyorum sevgili okurlar; annem aylar sonra 80 yaşında olacak içimi bir korku sarmaya başladı ya anneme bir şey olursa… Anne diye sabırsızlıkla hem zilini hem kapısına elimle vurduğum o eve bir gün gidemezsem o kapı kapanırsa endişesinin ellerindeyim. İçim acıyor, yaşanmamış bir hayata ve onun hayatı için hiç bir şey yapamamış olmamıza… Bizlere şu eşyaları şöyle paylaşırsınız demeleri, kardeşimin pandemide vefat etmesiyle yaşamdan daha çok kopuşu ve bir kedinin annemin hayatına yaralarına yalnızlığına derman oluşu… Doktorun kedi önermesiyle bir kedi sahiplenmemiz ve kediyi gördüğünde adı derman olsun deyişi… Sanki o kedinin ona derman olacağını gördüğünde hissetmişti. Bazen bir kedi bazen bir anne kucağı insanın sığınağı olur ama kaçınız annenizin kucağında ağlayabildiniz sevgili okurlar? Ben hiç annemin kucağında ağlamadım. Sıkılmadım mı, üzülmedim mi? Her insan gibi üzüldüm de ağladım da dilimle söylemesem de kucağında ağlamasam da anne yüreğiyle bakan gözleri gördü ve anladı usulca güven veren sesiyle “Üzülme kızım, içine atma, konuş. Gün doğmadan neler doğar” dedi ve onun dediği gibi bir gün yeni günün doğuşu hayatıma güzellikler getirmeye başladı çünkü ben kendimi anlamaya bir çok şeyin farkında olmaya başlamıştım. Annem o gün o sözleriyle benim yüreğimde umudu, umudun tohumlarını atmıştı. Ben de filizlendirip büyüttüm. Siz bugünlerde annenizin sizi anlamadığını düşünseniz de anneler vahim olanı görürler. Sizin annenizin kucağında bir yatak için ağlayışınız ona o kadar da önemli gelmemiştir yemeden içmeden kesilmeden anneler bu tarz durumları önemli bulmayabiliyor ama sizin mevzunuz yatak değil tabii… Yatak bahane. Siz de biliyorsunuz ama yatağa takmışsınız yeni yatak alınsa her şey düzelecek mi? Hayır. Düzlemeyecek çünkü sorun sizin yeni hayatınıza bir öcü gibi bakışınızda, uyum sağlayamayışınızda daha doğrusu sağlamak istemeyişinizde yavrum.


Her şeyi bırakıp yeni bir şehirde yaşam kurmak ve o yaşama alışmak kolay değil ama biraz da kişinin kendisiyle alakalı. Yazımın başında dediğim gibi güzel bakmakla güzelleşir çokça şey. “Aaa bu ne biçim yer” diye bakarsanız o yer o kadar çirkinleşir. Oysa her şehrin ayrı bir güzelliği var görmesini bilene… Orada yaşayanların kültürünü öğreniyorsunuz, hepimiz aynı ülkede yaşasak da her şehir ayrı bir dünyadır görerek bakın neler neler fark edeceksiniz bir bilseniz ve o fark ettiklerinizle mutlu olacaksınız… Okulunuza arkadaş çevrenize bakışınız işte hep bu güzel bakmamanızdan. Bu duruma kolaydır demiyorum yıllardır aynı sınıfı paylaşmış olan yaşıtlarınızın arasına birden giriyorsunuz oradakilerin sizi kabullenmesi, sizin onlara alışmanız şıp diye olacak değil zamanla gerçekleşecek durumlar. Bir siz mi yeni bir yere alışıyorsunuz? Düşünün babanız yeni bir iş çevresine uyum sağlıyor, anneniz ve kardeşiniz de öyle… Herkes kendince zorluklar yaşıyordur ama kimse sizin gibi hayata küsmüyor. Siz hayata küsüyorsunuz. Çocukluktan ergenliğe geçişle sorumluluklarınız arttıkça hayatla karşılaşmaya başlıyorsunuz işte bu karşılaşmalarda sizin kendinize ve yaşananlara bakışınız hayatınızı şekillendirmeye başlıyor güzel kızım İşte bu yüzleşmede yapacağınız şey size düşen sorumlulukların farkında olarak hareket etmek. Sorumluluklarına sahip olan kendine güven kazanır ailesi bu durumu gördükçe mutlu olur sizde onları mutlu ettiğinizi görerek kendinize daha çok inanır güvenir ve mutlu olursunuz doğru yolda olduğunuzu anlarsınız. Kendinizi bu şekilde oluşturmaya başlarsınız sizin bu yeni şehire taşınmanızla oluşan karışıklıkta da yapmanız gereken ayağa kalkıp harekete geçmek yani hayata karışmak. Siz şimdi hayata karışmadan sorumluluklarınızı yerine getirmeden yaşayarak ipin ucunu bırakmışsınız. Babanız size niye kızmış odanızı hiç toplamıyorsunuz diye değil mi? İşte bu bir sorumsuzluk babanız bunu uzun zamandır fark etmiştir ve bu durumdan en sonunda rahatsız olmuştur daha derinden bakabilseydi iyi olurdu tabii neyin var kızım? “Sen böyle değildin gel bana anlat bir konuşalım” deseydi mutlaka daha iyi olurdu. Diyememiş diye onu kendinize düşman olarak görmemelisiniz. Yaşananlara benim burada bir hatam var mı diye de bakabilmelisiniz. Babalar için de hayat hiç kolay değil yavrum. Yaşam ülkemizde gün be gün hayatta var olmak zorlaşırken ailesine istediklerini verebilmek için çabalayan babaları bazen de iyi günlerdeki babanızı hatırlayarak hoş görmek lazım ama bir ara bunu konuşun uygun bir zamanda babanızla. Aile demek birbirine anlayışla bakmayı hoş görebilmeyi gerektiriyor. Bu kırgınlıkları içinde büyütürseniz zihninize bedeninize gereksiz bir yük dolayısıyla şimdiki gibi stres yüklemiş olursunuz. Bunları düşünmeyi bırakıp yeni hayatınızı kabullenmeye çalışmalısınız. Bu da sizin sorumluluklarınıza sahip çıkarak yaşamanızla mümkün. Siz sorumluluklarınız boş verirseniz neye tutunacaksınız? Eski yaşadığınız şehirde hobilerim vardı demişsiniz. Burada da başka hobiler edinmeye neden çalışmıyorsunuz? İnsan kendisini kendi mutlu edecek çünkü her şey insanın kendisiyle başlar kendisinde de biter. Öyleyse odanızı güzelleştirecek olan sizsiniz yeni bir yatak zaten alınmışsa o yatağa güzel bir yatak örtüsü üstüne yastıklar koyarsınız, duvarlarınıza hoşunuza giden resimli çerçeveler asabilirsiniz. Ruhunuzu odanıza yansıtarak odanızı seveceğiniz hale getirmek mümkün. Bunlar yeni bir yatak almaktan daha kolay ve en mantıklı çözümü. Bu kadar uzun yazıp sonunda kısacası diyeceğim: Sorun bulunduğunuz şehirde değil yavrum kendinize söz geçirmeyi bilmeyip ağlamayı tercih etmenizde. Kendinize güveniniz olmasını istiyorsanız kendinizi dolduracaksınız. “Ben yapamıyorum, ben mutsuzum” diye hayıflanmaktan daha güzel kendiyle ilgili adımlar atmak. Bunları kimse sizin için yapamaz ne anneniz ne ağlama duvarı mı? Siz de annem gibi bir kedi sahiplenebilir onun varlığıyla hayatınıza güzellikler katabilirsiniz tabii sorumluluğunu taşımak kaydıyla… Doğa ve hayvanlar en güzel ilaçtırlar yavrum. Size son tavsiyem bu.


Umarım yavrum hayatınıza güzel gözlerle bakmayı, elinizdekilerin buna aileniz dahil kıymetini bilerek bakabilirsiniz ve sorumluluklarınıza sahip çıkarak daha da güzelleştirerek kendinize olan güveninizi kazanabilirsiniz. Yatılı okulda okumaktan bahsetmişsiniz orada da yeni insanların arasına gireceksiniz sil baştan bir alışma dönemi yaşayacaksınız. Sizin bir aileniz var buna şimdi hiç gerek yok üniversite zamanı başka şehirlerde üniversite yazacaksınızdır muhtemelen bu deneyimi o zaman yaparsınız yavrum. Yeniden sorun yaratmak yerine hayatınıza ailenizin yanında tutunmayı öğrenin. Unutmayın her şeyi siz zihninizle şekillendiriyorsunuz nasıl düşünürseniz öyle hissediyorsunuz. O zaman her şeyi güzel görmek sizin bakışınızdaysa kendinizi gördüğünüz aynada saçları temiz kendine bakan özenen bir kız görmekle güne başlamaya ne dersiniz güzel kızım? Hadi bakayım göreyim sizi derhal hayata katılıyorsunuz ve kendinize hayatınıza özen gösteriyorsunuz.


Sevgiler sevgili okurlarıma…


Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.


İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres: yesimilehayatbilgisi@gmail.com



QOSHE - Bu aileden nefret ediyorum - Yeşim Tijen
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bu aileden nefret ediyorum

19 1 9
05.12.2022

Bu aileden nefret ediyorum

Merhaba, uzun oldu biliyorum gerçekten ama en kısa böyle anlatabildim. Okumanız benim için çok önemli… Bu durumumda olan başka gençler var mı diye internete bakarken rastladım. 15 yaşındayım ve hep güzel bir hayatım olduğunu düşünüyordum, mükemmel değildi ama mutluydum. Okulda başarılıydım ve keyif aldığım hobilerim vardı. Sorunum 2020’nin yazında 7 yıldır yaşadığımız şehirden bambaşka bir şehre taşındığımızda başladı. O zamanlar 8. sınıfa geçmiştim, sınav senem olsa da yeni insanlarla tanışmakta sıkıntı yaşamadığım için annemlere taşınmanın sorun olmayacağını ben söyledim. Hatta ben de istiyordum taşınmak ama işler pek beklediğim gibi olmadı. Bu yeni şehirde insanlarla kaynaşmak o kadar zor oldu ki benim için... Geldiğim yerdeki insanlara hiç benzemiyordu buradaki insanlar. Çok sevdiğim hobilerimi (dil kursu, enstrüman ve koro) de sınav senem olduğu için yapamıyordum. Tüm 8. sınıfı arkadaşsız geçirdim. Tam olarak ne zaman başladı hatırlamıyorum ama kendimi gün geçtikçe motivasyonsuz ve mutsuz hissetmeye başladım. Derslere katılmak gittikçe zorlaşıyor, deneme notlarım düşüyordu. Bahsetmeliyim ki annemler en az 20 yıllık mobilyalarımızın hepsini verip tüm evi yenilemişlerdi. Ben de tüm bunların arasında mobilyalarıma takmaya başladım. Odam kendi odam değil de bir otel odasıymış gibi geliyordu. Bunun yanında olmak istediğim kişiyi mobilyalarıma yansıtıyordum bence eski küçük tahta yatağımdan Amerikan tarzı çift kişilik kocaman yatak beni yansıtmıyordu gibi hissediyordum (kendim seçmeme rağmen)… Gecenin bir yarısı yatak söküp ertesi gün uykusuz olduğum için kurstan (Covid dolayısıyla okullar kapalıydı) kaçıyordum mesela. Yılın sonlarına doğru neredeyse hiç gitmedim zaten. Ailem çok katı olmadığı için telefonlarından gelmedi mesajını silmem gerekiyordu sadece. Sonradan bir profesyonelin tanısına göre 8. Sınıfın sonlarından 9. Sınıfın ortalarına kadar derin depresyondaymışım. Ve tabii ben bunların hiçbirini içimde yaşamadım. Her gün annemin kucağında ağladım, ona nasıl hissettiğimi anlattım. Beni anlıyormuş gibi gözüküyordu ama ertesi gün kursa kalkamadığım için kızıyordu. Dediklerim sanki bir kulağından girip bir kulağından çıkıyordu. Lgs’den hemen sonra onunla ağlaşmalı bir konuşma daha yaptık ve bana yeni bir yatak alacağını söyledi. İstediğim yatak o zaman müsait değildi o yüzden gelene kadar bekleyecektik. Tabii bu zaman hiçbir zaman gelmedi çünkü annem beni sürekli erteledi erteledi ve sonunda paramız olmadığını alamayacağımızı söyledi. Tabii bunu söylemeden önce 4000 liralık bir süpürge aldı. Beni profesyonele götürmesinin nedeni ne biliyor musunuz? Açıldığım arkadaşım terapistine, terapisti onun annesine, onun annesi de benim anneme söylemiş… Benim 1 yıl her gün ağlayarak anlatmam değil de yabancı bir kadının annemi uyarmasıyla gittim ilk defa terapiste. Şu an 10. sınıftayım ve hiçbir şey değişmedi. Terapisti 1-2 seanstan sonra bıraktım. (Duygularımdan annem okul rehberliği devlet terapisti özel terapist derken o kadar çok bahsettim ki bunalmıştım). Ve geçen günlerde yeni bir terapiste başladım. Annemle yine aynı yatak konuşmasını yaptım bir hafta önce. Ve yeniden bana söz verdikten sonra 6000 liralık bir süpürge aldı annem. Bu sefer ağlayıp kızmıyorum ama daha çok soğumuş hissediyorum ailemden. Annemin sürekli bana yalan söyleyip anlıyormuş gibi yapması. Abimle yakın değildim zaten. Babamla da bu olaylardan önce iyi denilebilir bir ilişkimiz vardı. Ama ben depresyona girdiğimden beri hayatımı cehenneme çevirmeye ant içti sanki. Daha bu sabah ben 1 haftadır duş alamamışken odama girip “hayvanlar gibi yaşıyorsun şu odaya bak” tarzı laflar etti. 2 yıldır hep odama gelip dağınık olduğu için bağırıp hakaret eder zaten. Bu sabah bu dediğine üzüldüğümü görünce de “kendi kızımıza laf edemiyoruz travma oluyormuş, git geber o zaman” diyerek kapıyı çarptı. Ve sonrası da hiçbir şey olmamış gibi çöpü atmamı istedi. Dayanamıyorum artık. Sürekli hiçbir şey yokmuş gibi davranmalarından nefret ediyorum. Bu aileden nefret ediyorum, bu şehirden nefret ediyorum. Her konuştuğumuzda kendimi aptal hissettiren ve sürekli bağıran hiçbir şeyi anlatamadığım babamdan nefret ediyorum, babam kadar umursamayan sadece umursarmış gibi yapan annemden nefret ediyorum, bana ve anneme gram sevgi göstermeyen abimden nefret ediyorum. Günde 2-3 kez ağlamaktan nefret ediyorum, odam salonun dibinde olsa da Allah aşkına bir kere kapımı tıklatıp “Kızım ne oldu iyi misin?” dememiş olmalarından nefret ediyorum. 2 yıldır hiç yol kat etmiş olamamaktan hala odama takmaktan intihar düşünmekten derslerimi düzeltememekten nefret ediyorum, kendimden nefret........

© HTHayat


Get it on Google Play