Her menopoz aynı değildir 15 Ağustos 2026
Menopoz serisinde üçüncü haftaya geldik. Önce tanımlardan başlayarak ortak dilimizi bulduk, perimenopoz denilen uzun hazırlık dönemini anlamaya çalışırken hormon dünyasının kraliçesi östrojenden bahsettik. Ve monarşinin sona ermesi ile menopozun vücutta yapabileceklerine göz attık. Ardından yerine koyma tedavilerinin tarihsel yolculuğundan, bilimden konuştuk.
İntro bu kadar, şimdi yeni hafta, yeni detaylar. Okuyucuya uyarı; bu bölümde gerçek olaylardan esinlenilmiş bilgiler ile bazı pekiştirme amaçlı tekrarlara rastlanabilir.
Her kadın aynı değilse her menopoz da aynı değildir.
Menopozla karşılaşılan yaş, sağlık koşulları ve sosyal durumlar yaklaşımlarımızı farklılaştırır.
52 yaşında adetleri biten bir kadınla, 37 yaşında yumurtalıkları çalışmayı bırakan başka bir kadının prensipte hormonal durumu aynıdır; istenilen miktarda östrojen artık vücutta yoktur. Ama bu iki kadının tıbbi hikâyesi aynı değildir. Menopoz ne kadar erken olursa, vücut çok daha uzun süre düşük östrojen ortamında yaşayacak demektir.
Östrojen gidince yalnızca adetler bitmiyor.
Geçen haftalarda östrojenden epey söz ettik. Ama onu yalnızca âdet görmeyi sağlayan ya da gebelik için çok önemli bir “kadınlık hormonu” olarak düşünürsek büyük resmi kaçıracağımızdan ısrarla bahsetmiştim.
Östrojenin etkilediği sistemler vücudun neredeyse her tarafına yayılmış durumda. Bu yüzden yumurtalıkların hormon üretimi azalmaya başladığında ilk fark edilen şey adet düzensizlikleri ve sıklıkla sıcak basması, terleme oluyor.
Bazısı kadınlarda ise ilk uyku düzeni bozuluyor.
Bir başkası çok iyi bildiği bir kelimeyi konuşurken bulamayıp, toplantıda dikkatini toplamakta zorlanıyor ve “Benim hafızama ne oluyor?” diye korkuyor. Pandemiden sonra daha sık duyduğumuz “beyin sisi” ifadesi dikkat, kelime bulma ve kısa süreli bellek yakınmalarını kapsıyor ve bunların menopoz geçişinde görülebildiğini biliyoruz. Ama buradan “menopoz Alzheimer yapar” sonucuna atlamıyoruz. O konu daha uzun bir yazıyı hak ediyor.
Kaslar ve eklemler de bu hikâyenin içinde. Sabah yataktan kalkarken tutukluk, daha önce olmayan eklem ağrıları, kas gücünde azalma perimenopoz ve menopozla birlikte görülebiliyor. Son yıllarda bilim dünyasında menopoz dönemindeki kas-iskelet değişikliklerini bir bütün olarak ele alma eğilimi var. Hatta “menopozun kas-iskelet sendromu” diye yeni bir kavram tartışılıyor. Donuk omuz olarak bildiğimiz, kolu kaldırmayı bile eziyete dönüştürebilen durumun menopoz döneminde daha sık görülüp görülmediği de araştırılıyor.
Kemiklerde olan değişiklik ise çok daha iyi bildiğimiz bir konu. Östrojen kaybıyla kemik yıkımı hızlanır. Kemik yoğunluğu azalabilir, osteoporoz ve ilerleyen yıllarda kırık riski artabilir.
Bu son cümle hayatınızı kâbusa çevirebilir. Belki şimdi bunu okuyan genç kadınlar için 70’ler, 80’ler çok uzakta gibi görünse de zaman hızlı geçiyor, ömür uzuyor ve ciddi bir sağlık sorunu olarak ufukta bekleyen kırık riski azımsanmayacak kadar önemli.
İşin tatsız tarafı kemik kaybının sessiz sedasız olması.
Bazen ilk haber, basit görünen bir düşmenin ardından gelen kırık olabiliyor.
Bu bilginin asistanlık yıllarımdan itibaren benimle olmasına, her hastamı uyarmama rağmen kendimi bu risk grubuna hiç dahil etmemiştim. Hayat boyu spor yapan, kalsiyumdan zengin beslenen, hormon tedavisine vakit kaybetmeden başlayan ben, geçtiğimiz yaz, sabıkalı bol paça pantolonun kurbanı olmuştum. Saniyeler içinde kaldırımdan asfalta düşerek femur boynumu ve köprücük kemiğimi aynı anda kırmıştım.
Yani size sadece bir hekim olarak değil, eşekten düşen olmasam da kaldırımdan düşen biri olarak bu konunun ciddiyetini hatırlatmak istiyorum.
Kalp de bu hikâyenin içinde.
Menopoz sonrasında kadınların kalp-damar hastalığı riski giderek artar. Bu değişimde yaşla birlikte östrojen azalmasının ve metabolik değişikliklerin de payı var.
Ama burada “östrojen bitti, kalp hastalığı başladı” gibi basit bir denklem kurmayın sakın. Sağlıkta basit matematik formülleri çok çalışmıyor. Yaş, tansiyon, kolesterol, diyabet, sigara, kilo, hareketlilik ve genetik riskler birlikte çalışır. İyi haber ise bu risklerin önemli bir bölümü önlenebilirler listesinde.
Bir de genital bölgede seslendirmekten çekinilen değişiklikler var.
Menopozun fısıltı olarak konuşulan ama yaşam kalitesini en fazla etkileyebilen sonuçlarından........
