We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ne ayak olduğu belli olmayan tartışma

63 15 1
15.02.2020

Türkiye, ardına Rusya’yı almış Esad rejiminin tacizlerine ve TSK’nın verdiği şehitlere karşılık kalıcı, sürdürülebilir, kısmen defans kısmen hamle içeren sofistike bir mücadele stratejisi benimsemek zorunda, konunun önemini bir önceki yazımda anlatmıştım. Hal böyle ama bir ‘siyasi ayak’ tartışmasıdır gidiyor. Ülkenin cumhurbaşkanı ve ana muhalefeti arasında “Sensin FETÖ’cü” kavgası var ve açıkçası bu kavga taraflardan birinin galip gelebileceği bir kavga da değil. Her ikisini de dışardan gri vatandaş ‘mode on’ objektifliği içinde izlediğimizde karşılıklı suçlamaların her iki tarafa da fayda sağlamayacağını açıkça görebiliyoruz. Çünkü bu siyasi ayak bahsinde herkesin ayak izi var ve bunu inkar etmenin hiçbir anlamı olmadığı ortada.

Kılıçdaroğlu’nun “Siyasi ayak Erdoğan’dır” derken Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 2004’teki Fetullah Gülen’le ilgili tavsiye kararını Başbakan olarak Tayyip Erdoğan’ın rafa kaldırdığını vurgulamaktan medet umması mesela, akılalır gibi değil. Cemaat ne zamandan itibaren terör örgütü muamelesi görmeli ve onu kollayan, beraber hareket edenler ne zamandan itibaren ‘sorumlu’ sayılmalı şeklindeki ‘milat belirleme’ aşamasını 2004’ten başlatması eser miktarda adalet ve vicdan duygusu içermiyor. Zira, o zamanki adıyla ‘cemaat’ olan ve içinde bir de ‘kumpasçı bir şebeke’ içerdiği henüz bilinmeyen ve nitekim darbe girişimi gecesi silah kullanarak terör örgütü vasfı da kazanan bir hareketten bahsediyoruz. Özal tarafından bir süre desteklenmiş, Süleyman Demirel tarafından desteklenmiş, Tansu Çiller zamanında çok önemli kazanımlar elde etmiş yapı Bülent Ecevit tarafından öylesine iri laflarla övülmüştü ki, Fetullah Gülen bile kendisini lanse ederken o sözleri aklına getiremez.

70’lerin sonunda hazırlanmaya başlanmış, 80’lerde devlet kararıyla kadro ihtiyacını karşılaması için perdahlanmış, 90’larda kadrolarını devlete sokmuş ve tüm bunlar geriye doğru yapılan ‘okumalar’ neticesinde ortaya çıkmış, yani niteliklerinin herkes tarafından aynı anda ortaya çıkması için epey zaman geçmesi gerekmiş bir yapıdan dolayı 2004’te henüz bir yıllık amatör iktidar olan AK Parti’yi sorumlu sayacaksınız öyle mi?

Askerleriniz GATA’lardan Emine Erdoğan’ı kovarken, Özden Örnek günlükleri TSK’nın darbe rüyalarıyla hülyalarıyla yatıp kalkanlarını deşifre ederken -günlükler de uydurma değildi herhalde?- 2008’e gelindiğinde alel telaş kapatılmaya çalışılmış, bir oy farkıyla hayatta kalmış AK Parti’yi, gayet anlaşılabilir saiklerle koltuk değneği olarak o zamanki adıyla ‘cemaat’ olan yapının insan malzemesine güvenmesi üzerinden kriminalize edeceksiniz öyle mi? Çiçeği burnunda bir iktidarın on yılda bir darbe yapan bir kurumun ve uzantılarının “Biz cemaat konusunda uyarmıştık” cümlesindeki ‘uyarılarına’ inanmadığı için suçlu sayacaksınız?

Kusura bakmayın ama bunu kimseye ‘yediremezsiniz’.

HERKESE HER KESİME........

© Habertürk