menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çıkarma gemimiz yokken...

66 0
10.05.2026

Türkiye’de askeri tıp akademisinden mezun olduktan sonra bir helikopter ile Kıbrıs Türk Alayı’na baştabib olarak geldim. O dönemde Türk alayı ile Rum alayı birbirlerinden yüz metre mesafedeydi. Birçok yaralı geliyordu. Eşimi, küçük iki çocuğum ile 3 aylık oğlumu Lefkoşa’nın Kumsal adı verilen bölgesinde kiraladığımız bir eve yerleştirmiştim.

24 Aralık 1963 tarihinde askeri hastaneye yaralı Türkler gelmiş onlarla ilgileniyordum. Katliam olduğu zaman birkaç gündür eve uğramamış ve ailemden haber alamamıştım. Evimizin yakınında kalan bir Türk çoban geldi ve Rumların Türk subaylarının ailelerine saldırdığını söyledi. Ne olduğunu anlamadık. Hemen eve gitmek istedim ama alay komutanı izin vermedi.

O günlerde Türkiye ile telefon haberleşmesi kesikti. Ailemin cenazelerini Elazığ’da doğduğum yerde toprağa vermek istedim. Büyükelçi bana Türkiye ile telefon bağlantısı olmadığını söyledi. Dolayısıyla uçak gelemiyordu. Haber veremiyorduk. Sonunda Türkiye'den iki uçak geldi ve yaralılar ile cenazeleri aldı. Çocuklarım hala kanlar içindeydi. Ellerimle yıkadım. Aile kabristanına çocuklarımı ve eşimi gömdüm.

Bu sözler Aralık 1963'te Kıbrıs Lefkoşa'da eşi ve üç çocuğu saklandıkları banyoda küvette vahşi çeteci Rumlar tarafından katledilen tabip binbaşı Nihat İlhan'ın sözleriydi. Kendisi o günü böyle anlatmıştı daha sonra. Kendisi evde yokken eğer bir hadise gerçekleşirse evin tenha bir köşesine saklanmalarını söylemiş, sonra da yaralıları tedavi edeceği görev yerine gitmişti. Anne ve üç çocuk küvette birbirilerine sarılı haldeyken katledilmişlerdi. Bizlerin bakmaya çekindiği o küvetteki görüntüyü Nihat İlhan, 2016 Kasım ayında 92 yaşında hayatını kaybedene kadar hep yüreğinde taşımıştı.

Tarihe Kanlı Noel olarak geçen bu hadise Türkiye'de büyük bir infiale yol açmıştı. Kıbrıs karışmış, Türkiye'de öğrenciler, Ordu Kıbrıs'a sloganlarıyla yürüyordu. Dolayısıyla Kıbrıs'a yönelik bir harekat yapmak gerekiyordu.

Bu süreçte Rumlar da Cumhurbaşkanları Makarios'un çağrısıyla 25 bin kişilik yeni bir ordu kuruyorlardı. Türkiye'nin de savaşa yönelik hazırlıkları vardı. 27 Mayıs darbesinin üzerinden henüz 4 yıl geçmişti ve Başbakan İsmet İnönü'ydü.

Kıbrıs semalarında Türk jetleri uçuyor ancak kara harekatı için çıkarma gemileri gerekiyordu. Genelkurmay'dan gelen gizli bir belge tam da bu konuyla ilgili İsmet İnönü'nün masasındaydı.

“Böyle bir müdahaleye askeri bakımdan imkan yoktur.”

Gerçekten de o sıralar Türkiye'nin böyle bir imkanı yoktu.

Öncelikle ve en temel araç olan çıkarma gemisi yoktu. İskenderun limanında tüm şileplere el konulmuştu ancak bu kez de binlerce askerin hayatını kaybetmesi söz konusuydu. Bu şileplerin kara harekatı için kullanılacak araçları taşıma kapasiteleri zaten yoktu. Yüklense dahi sonrasında indirme şansları yoktu.

Araçlar bir yana askerlerin dahi Kıbrıs’a çıkarılması teknik olarak........

© Habertürk