Kopan Uç
...bir soru var, çoğumuzun hiç yüksek sesle sormaya cesaret edemediği...
Rabbimiz bizi terk mi etti?
Dua ediyoruz, cevap gecikiyor. Secdeye kapanıyoruz, kalp yine de ağır. Zikir çekiyoruz, dil dönüyor ama içeride bir şey dönmüyor. Ve bir gün soruyoruz kendimize, korkarak: acaba O bizi bıraktı mı?
O terk etmedi. O hiç terk etmez.
Kadim gelenekte bunun bir adı vardır; biz o adı burada anmayacağız, çünkü isim kolaylıkla bir teoriye, bir kitap başlığına, bir eleştiri etiketine dönüşür. Oysa mesele kelimede değil, meselenin kendisinde.
"Oysa mesele kelimede değil, meselenin kendisinde. Gelin buna HÂL diyelim ve öyle devam edelim
Hâl, bir anlık coşku değildir. Bir Cuma'nın gözyaşı değildir, bir Ramazan'ın huşusu değildir. Hâl, o anların sürekli taşınan hâlidir. Cuma bitince kaybolmayan, Ramazan gidince sönmeyen bir içsel durum.
Ve hâl’ in altında bir şey daha var, ondan da köklü: BAĞ.
Bağ olmadan hâl olmaz. Bağ, ipin ta kendisidir; hâl, o ipin gerilimidir. İp kopuksa, en güzel dua bile havada asılı kalır, hiçbir yere........
