menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karadeniz’in Hafızası ve Anadolu’nun Unutulan Gerçeği: İskitler ve Taşa Kazınmış Tarih

26 5
16.02.2026

Tarih her zaman yüksek sesle konuşmaz. Bazen sadece iz bırakır. Bir kayanın yüzeyinde. Bir kroniğin satır aralarında. Ya da yüzyıllar boyunca varlığını koruyan bir isimde.

Anadolu’nun ve özellikle Karadeniz’in geçmişi de böyledir.

Bugün birçok anlatı, bu coğrafyanın tarihini belirli bir noktadan başlatır. Oysa hem antik kaynaklar hem de sahadaki somut bulgular, bu toprakların hafızasının çok daha derin olduğunu açıkça gösterir. Bu hafızanın merkezinde ise çoğu zaman görmezden gelinen bir gerçek vardır: İskitler.

Antik tarihçi Herodot, M.Ö. 7. yüzyılda Anadolu’nun büyük bölümünün İskitlerin hakimiyeti altında olduğunu açıkça yazar.

Bugün neredeyse tüm tarihü kaynaklar İskitlerin (Sakaların) Ön-Türk olduğunu kabul eder.

Bu, sıradan bir akın değildir. Geçici bir yağma hareketi hiç değildir. Herodot’a göre İskitler yaklaşık 28 yıl boyunca Kusey ve Orta Karadeniz, Batı Asya ve Anadolu’da fiili egemenlik kurmuştur. Bu hakimiyet, Med kralı Kyaxares’in İskitleri yenmesine kadar sürer. Yaklaşık M.Ö. 625 yılında yaşanan bu kırılma, sadece bir askeri yenilgi değil, Anadolu’daki bir siyasi dönemin sonudur.

Ancak bu, İskitlerin Anadolu’dan silindiği anlamına gelmez.

Çünkü İskitler gelip geçen bir gölge değildi. Bu topraklara yerleştiler. Yurt edindiler. Ve geride silinmeyen izler bıraktılar.

Bu izlerin en açık görüldüğü yerlerden biri Karadeniz kıyılarıdır.

Herodot ve diğer antik kaynaklar, Yunanlıların yani bugün Rum dediğimiz Romalıların Karadeniz kıyılarına kayıklarla koloniler halinde sonradan gelmesinden önce bu bölgede İskitlerin yaşadığını açıkça belirtir.

Sinop’tan Kolhis’e kadar uzanan sahil hattı İskit nüfuz alanıydı. Yani Karadeniz kıyıları boş değildi. Aksine, yerleşik bir halkın yurduydu.

Bu nedenle tarihsel bir gerçeği doğru koymak gerekir: Yunanlılar Karadeniz’e gelen ilk halk değildir.........

© Habererk