menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Demokrasi ile Despotizm Arasında

14 0
friday

"Seçim varsa demokrasi vardır ve bu kafidir," gibi sakat bir görüş topluma pompalıyor.

Bu, demokrasiyi seçime indirgemek, onun varlığını perçinleyen esas unsurları görmemektir. Dünyamız -seçimli- diktatörlüklerle doludur. Yakın geçmişle kadar Suriye'de de seçim vardı, Mısır'da, Rusya'da da var. Bu ülkeleri demokratik devlet sınıfına sokabilir miyiz? Seçim demokrasinin dibacesi, giriş kapısıdır. Önemli olan seçilenlerin denetim ve sınırlarıdır. Onu için Saint Just, "Özgürlüğünüzü sürdürmek istiyorsanız iktidarı bölün," demiştir. Yani değerli hukukçu Sami Selçuk'un ifadesiyle; iktidarın tek elde toplanmaması, gücün paylaşılmasıdır. Bunun hukuk ve siyaset bilimindeki adı güçler ayrılığıdır.

Gücün tek elde toplanmasının sonuçları, hem güçler ayrılığının önemini, hem de denge ve denetim mekanizmalarının gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Güç, ancak üstün bir güçle sınırlanabilir. İşte Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü bunun içindir.Hukuk, sınırlayan, yargı denetleyen ve yaptırımcı yanı olan bir güçtür. Bunun için yargının bağımsız ve yansız olması gerekir. Çünkü ancak bu vasfını koruduğu müddetçe gücün kışkırttığı insan........

© Habererk