Bir futbol efsanesi
Türkiye Futbol Federasyonu kurulduğunda Cumhuriyet henüz ilan edilmemişti. Şehzadebaşı’nda küçük bir apartman dairesinde kurulan Federasyonun o günkü adı “Futbol Heyet-i Müttehidesi” idi. Kuruluşun hemen ardından Uluslararası Futbol Federasyonuna (FİFA) üyelik başvurusu yapıldı. 21 Mayıs 1923 günü kuruluşun 26. üyesi olarak kabul edildi.
İlk Milli maçını aynı yılın 26 Ekim’inde Romanya ile yaptı. Taksim Stadında oynanan maç 2-2 berabere sonuçlandı. Türkiye’nin gollerini Fenerbahçe Kulübü futbolcularından Zeki Rıza attı.
Milli Takım, bu maçtan birkaç ay sonra ilk galibiyetini aldı. 17 Haziran 1924 tarihinde Helsinki Stadında oynanan maçta, Finlandiya’yı 4-0 yendi. Gollerin tamamının sahibi yine aynı futbolcuydu.
Bu tarihi başarı, dönemin en çok konuşulan konusu oldu. Özellikle de Zeki Rıza... Gazeteler, günlerce ondan bahsettiler. Uzun savaş yıllarının yorgunluğu ve rejim değişikliğinin yoğun gündemi arasında bugünkü kadar yaygın olmasa da futbol özellikle gençler arasında sevilen bir spordu. Zeki Rıza bir anda gençlerin en sevdiği isim haline geldi.
Mızıka-i Hümayun Kolağası Ali Rıza Beyin oğluydu. 1898 yılında Kadıköy’de doğmuş, futbola ilgisi Kurbağalıdere civarındaki çayırlarda top koşturan İngiliz Levantenler sayesinde olmuştu.
Aslında baytardı. Bursa Askeri İdadisini bitirmiş, 1911 yılında askeri baytar olarak İstanbul’a dönmüş, ertesi yıl Fenerbahçe Kulübünün altyapısına katılmıştı. Dört yıllık kulübün başkanı Ziya Songülen, fahri başkanı Sultan V. Murat’ın torunu Şehzade Osman Fuat Efendiydi.
1912 yılındaki Babıali Baskınından sonra iktidara iyice yerleşen İttihatçılar siyasetle birlikte futbolu da kontrol etmeye başlamışlardı. Onların takımı Altınordu’ydu. Kulübün başkanlığını yapan Talat Paşa, 1913-1914 sezonunu Fenerbahçe’nin şampiyon olarak bitirmesinden rahatsız olmuş, yeni sezona girerken takımın en önemli yedi oyuncusunu askerlikten muaf edilme garantisiyle kulübüne transfer etmişti.
Bu durum, yöneticileri derinden sarssa da genç oyuncuların önünü açmıştı. As oyuncularından mahrum kalan Fenerbahçe, altyapısına yönelmek zorunda kalmış, Zeki Rıza gibi genç takımın parlayan yıldızlarını A takımına almıştı.
Mecburen gençleşen yeni kadro, ilk sınavı için Üsküdar Anadoluspor karşısına çıktığında küçümsenmiş, “çelik-çomak oynamaya mı geldiniz?” sözleriyle alay konusu edilmiş, ne........
