menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünyanın yeni güvenlik mimarisini şekillendirecek tarihi adım

15 0
10.08.2026

İslam dünyasının merkezi Mekke’de cuma günü Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan tarihi bir anlaşmaya imza koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Veliaht Prens Selman ve Başbakan Şerif'in imzaları bölgesel güvenlikte yeni bir dönem başlattı. İmzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması Anadolu’dan Orta Doğu bölgesine oradan Güney Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada yankılandı. Örgütlenme, dünyada konuşulan en önemli gündem başlıklarından biri olarak öne çıktı. Şimdi bu yeni örgütlenmenin birbirinden farklı bölgelerin yeni güvenlik mimarilerine ne gibi etikleri olacağı merak konusu…

Sonuca gelene kadar yaşananları hatırlatmakta fayda var;

Ortadoğu uzun zamandır güvenlik krizlerinin, vekâlet savaşlarının, füze saldırılarının, terör örgütlerinin ve bölgesel güç rekabetinin merkezi olmayı sürdürüyordu.

ABD ve İsrail ile İran arasındaki doğrudan çatışmanın bölgeye yayılması, Körfez ülkelerinin güvenlik kaygılarını daha da artırdı. İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze saldırıları sonrasında bölge ülkeleri uzun bir süredir yeni güvenlik paradigmaları üzerine görüşmeler yürütüyordu. Temel soru şuydu; Bölgenin güvenliği başkalarının güvenlik mimarilerine mi bırakılacaktı, yoksa bölge ülkeleri kendi güvenlik mekanizmalarını mı oluşturacaktı?

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın ortak güvenlik mekanizmasını hayata geçirmesi de bölgesel gelişmelerle doğrudan bağlantılı bir stratejik arayışın sonucu olarak ortaya çıktı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın Körfez ülkelerine yönelik füze saldırıları yeni güvenlik arayışlarını zorunlu kıldı.

Müsebbipler belli; Hegemon güçler ve bölgemizdeki aparatları…

Mekke Savunma Anlaşması’ndan ilk rahatsız olanlar da söz konusu ülkeler oldu.

Üstelik anlaşmanın herhangi bir ülkeyi doğrudan hedef almadığı ve özellikle İran ve İsrail’e karşı kurulmuş bir yapı olmadığı açıkça ifade edilmişken…

Buna rağmen yukarıda ismi zikredilen ülkeler anlaşmaya ilk tepkiyi veren ülkeler oldu. Arkasından Hindistan, Yunanistan vs. koroyu takip ettiler…

Tepkiler, hamlenin ne kadar güçlü olduğunun göstergesi…

Yeni güvenlik mimarisi aktörlere bölgesel hesap defterlerini yeniden açtırıyor;

İran açısından Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın aynı savunma şemsiyesi altında buluşması tedirgin edici…

İsrail açısından Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la daha kurumsal bir güvenlik ilişkisi geliştirmesi kabul edilemez.

Hindistan açısından ise Pakistan’ın Türkiye ve Suudi Arabistan’la savunma bağlarını derinleştirmesi dikkatle takip edilecek bir gelişme.

Yıllardır bulundukları bölgelerde savaş, çatışma, terör ve kandan beslenenlerin, düşmanlıkları körükleyenlerin ne söylediklerinin ne tepki verdiklerini bir kenara bırakalım.

Meseleye şuradan bakmak lazım; Mekke Anlaşması saldırıdan ziyade savunma güvenliğini öncelleyen caydırıcılık üzerinden barışı korumayı amaçlayan bir ittifak… Bölgesel güvenlik mekanizmasını sağlayacak bir güç birliği… Savaşın adı yok.

Hedef ortaya koyulurken, “Savaşacağız” denmiyor.

Mekke Anlaşması’nın amacı yeni bir savaş cephesi açmak değil, yeni savaşların çıkmasını zorlaştıracak bir caydırıcılık oluşturmak.

Bunun için de, “Bize saldırırsanız yalnızca bir ülkeyle karşı karşıya kalmazsınız” mesajı veriliyor.

Sıklıkla ifade edildiği gibi anlaşmanın en dikkat çekici maddesi de bunu net bir şekilde ortaya koyuyor; Taraflardan herhangi birine yönelik yapılacak olası bir silahlı saldırı üç ülkeye birden yapılmış kabul edilecek. Bu yönüyle tarihi anlaşma teknik olarak NATO’nun 5. maddesindeki karşılıklı savunma anlayışına da denk düşüyor. Bunu Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da önceki gün çıktığı canlı yayında dile getirdi.

Diplomaside güçlü savunma mekanizmalarındaki asıl amaç, düşmana savaşın bedelinin çok yüksek olacağını hissettirmektir.

Savaşı göze........

© Haber7