KURBAN BAYRAMI: PAYLAŞMANIN, TESLİMİYETİN VE GÖNÜL İNŞASININ BAYRAMIDIR
Bayramlar; hayatın telaşı içerisinde yorgun düşen gönüllerimize nefes aldıran, insanı insana yaklaştıran, sevgiyi, merhameti ve kardeşliği yeniden hatırlatan müstesna zamanlardır. Her bayramın ayrı bir güzelliği, ayrı bir hikmeti vardır. Ancak Kurban Bayramı’nın insan ruhunda bıraktığı iz, çok daha derin ve anlamlıdır. Çünkü Kurban Bayramı; sadece bir ibadetin değil, teslimiyetin, sadakatin, paylaşmanın ve kulluk şuurunun bayramıdır.
Kurban; görünen yönüyle bir ibadet, hakikatte ise insanın Yaratan’ı ile yaptığı gönül muhasebesidir. Hz. İbrahim’in tereddütsüz sadakatiyle, Hz. İsmail’in teslimiyet dolu duruşuyla başlayan bu büyük hakikat; bugün hâlâ insanlığa fedakârlığın, adanmışlığın ve tevekkülün ne olduğunu öğretmektedir. Kurban; sadece bir hayvanın kesilmesi değildir. Kurban; insanın bencilliğini, kibrini, ihtirasını, hırsını ve nefsini Allah rızası uğruna terbiye etmesidir.
Asıl kurban edilmesi gereken; kalpte büyütülen kinlerdir, öfkelerdir, haksızlıklardır. Asıl kesilmesi gereken; insanı insandan uzaklaştıran kötü duygulardır. Çünkü kurban, yalnızca eldeki imkânı paylaşmak değil; gönlü de paylaşabilmektir. Bir yetimin başını okşamak, bir hastayı ziyaret etmek, bir yaşlının gönlünü almak, bir muhtacın duasına ortak olmak da........
