İNSAN DOĞASI DİYE BİR ŞEY YOK MU, YOKSA DAVRANIŞÇILAR MI GÖRMÜYOR?
Birçok insan, psikoloji dendiğinde aklına hemen “davranış değiştirme” tekniklerinin geldiğini söyler. Ödül verirsin, istenen davranış artar. Cezalandırırsın, azalır. Kulağa basit ve bilimsel geliyor, değil mi? Ancak iş insanın kendisine geldiğinde, bu formülün ne kadar yetersiz kaldığını görmek hiç de zor değil.
Davranışçılığın insan doğasına dair temel görüşü aslında şudur: Ortada böyle bir “doğa” yoktur. İnsan, doğuştan boş bir levhadır (tabula rasa). Üreme, hayatta kalma, yaratıcılık, ait olma ihtiyacı… Bunların hiçbiri davranışçının sözlüğünde birinci sırada yer almaz. Onun için esas olan, hangi uyaranın hangi tepkiyi, hangi pekiştirecin hangi davranışı ürettiğidir.
Peki bu bakış açısı, günlük hayatta karşımıza çıkan o karmaşık, çoğu zaman çelişkili, bazen asil bazen de korkunç insanı açıklamaya yeter mi?
Düşünelim: Bir insan neden açken ekmeğini başkasıyla paylaşır? Davranışçılık bunu “geçmişte paylaşmanın ödüllendirildiği” şeklinde açıklayabilir belki.........
