TÜRKİYE'NİN SESSİZ KRİZİ: NÜFUS AZALIYOR, GELECEK YAŞLANIYOR
Bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli güç nedir?Doğal kaynaklar mı?Teknoloji mi?Ekonomi mi?Hayır...Bir ülkenin en büyük zenginliği insandır.İnsan yoksa ne üretim olur, ne kalkınma olur, ne de geleceğe dair umut...Bugün Türkiye, belki de Cumhuriyet tarihinin en önemli ama en sessiz krizlerinden biriyle karşı karşıyadır: Nüfus krizi.Yıllardır nüfusumuzun arttığını düşündük. Kalabalık şehirler, büyüyen ilçeler ve genişleyen yerleşim alanları bize bunun aksini düşündürmedi. Oysa rakamlar çok farklı bir gerçeği ortaya koyuyor.Cumhuriyet'in ilk nüfus sayımında, 1927 yılında Türkiye'nin nüfusu 13,6 milyondu. Genç, üretken ve doğurgan bir toplum yapısına sahiptik. Aile başına üç, dört hatta beş çocuk olağan kabul ediliyordu.Bugün ise bambaşka bir noktadayız.Türkiye'nin nüfusu 86 milyonu aşmış olsa da asıl önemli olan sayı değil, nüfusun yapısıdır.2025 yılı itibarıyla toplam doğurganlık hızı 1,42'ye kadar gerilemiştir. Oysa bir toplumun kendisini yenileyebilmesi için bu oranın en az 2,10 olması gerekir.Başka bir ifadeyle;Bugün doğan her nesil, bir önceki nesilden daha küçük hale gelmektedir.Bu durum devam ettiği takdirde Türkiye birkaç on yıl içerisinde yaşlanan ve küçülen ülkeler sınıfına girecektir.Daha da dikkat çekici olan ise nüfus artışının önemli bölümünün yabancı nüfus hareketlerinden kaynaklanmasıdır. Uzmanlar uzun süredir, yabancı nüfus etkisi dışarıda bırakıldığında Türk nüfusunun büyüme hızının çok düşük seviyelere indiğine dikkat........
