İç mesele
Önce karşıdan müzikal olmayan bir ses yükseliyor. O ses daha da yükseliyor, başka sesler karışıyor, kelimeler anlaşılmıyor, cümleler parça parça sokağa yayılıyor. Sonra insana ait olmayan, ama onun yarattığı karmaşık gürültü, acı çığlık ve kırılma sesi mahalleye yayılıyor.
Evet, tüm bu gürültü silsilesi sokağın diğer tarafında ki komşudan geliyor. Mahalleli bu evde haftanın yarısından fazlasında yaşanan kavgaya tanıktır.
Demek ki, ailede çözüm bekleyen bir sorun var. Demek ki,çözülemeyen o sorun şiddete yol açıyor. Araya girmeye çalışan, ailede ki sorunun çözümüne katkı sunmak isteyen hiç bir mahalleli şimdilik yoktur. Belki, kavgacı aile kimsenin sorunlarının çözümüne müdahil olmasını istememektedir. Belki de mahalleli, ‘her aile kendi kaderinden sorumludur’ görüşüne inanmaktadır.
Böylece evin en küçüğü yedi yaşındaki Baran’ın her gece herkes tarafından dayak yemesi ailenin bir iç sorunudur. Yine evin yeni gelininin dayağa ve tacize maruz kalması ailenin bir iç meselesi olup, dışarıdan kimseyi ilgilendiren bir dış mesele değildir.
Yine o rutin gecelerden biriydi. Evlerine ortanca halası misafir gelmişti. Birden bir çığlık sesi duyuldu. Bu eşi askerde olan gelinin çığlığıydı. Halası irkildi. Belki o çığlıktan değil ama o çığlığı duyan umursamazlığımızdan irkiliyordu.
“ Ne oluyor, bu kimin çığlığıdır?”
“Gelinin çığlığıdır. Yine başladılar!”
“Kimler, neyi başlattılar?”
“Komşumuzun gece mesaisi başladı”
Çığlıktan sonra yine bildik yanıldık bağırışlar, çağırmışlar başladı.
“Bunlar birbirini........
