We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

10 soruda Kürt sorunu ve CHP

2 0 0
29.06.2020

Prof.Dr. Rüstem ERKAN - Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

Dünyanın ve Türkiye’nin gündemini uzun süredir haklı olarak pandemi oluşturmaktadır. Pandemiden sonra hem “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” gibi iddialı sözler söylenirken hem de henüz pandemi bitmeden her şeyin eskisi gibi devam etmesi için büyük çaba harcandığı görülmektedir. Türkiye’de de tartışmalara ve uygulanan politikalar baktığımızda mevcut paradigmanın dışına çıkılmaması için bilinçli bir propaganda ve siyaset algısı oluşturulduğu açıkça görülmektedir. Uzun süre ülkeleri yöneten iktidarların ortak özelliği değişime direnç göstermesidir. Bu yüzden değişimi çağrıştıran her farklı bakış açısı anında çeşitli yollarla değersizleştirilmektedir. Oysa bundan sonra dünyada ve Türkiye’de siyasetin temel dinamiğini değişim belirleyecek ve değişim sözcüğü büyülü bir kavrama dönüşecektir. Yeni siyaset tarzlarından ve politikalarından bu denli korkulması da bundan kaynaklanmaktadır.

Tarih boyunca dünyada ve Türkiye’de değişime karşı güçlü direnç gösteren yapı ve kurumlar olmuştur. Fakat yine tarihsel süreçte baktığımızda hiçbir direncin değişimi engelleyemediği ve halkın da her zaman değişimden yana tavır aldığını görmekteyiz.

Bu konjonktürde 37.Olağan Kurultayı’nı yakın zamanda yapacak olan CHP, Türkiye’de önemli her toplumsal sorunla ilgili iddialı bir değişim politikası ortaya koyabilirse muhalefetteki son kurultayını yapmış olabilir.

Bilindiği gibi Türkiye’nin önemli sorunlarından biri Kürt sorunudur. Bu sorun 1990’ların başlarından beri Türkiye’de seçim sonuçlarını belirleyen temel faktörlerden biri olmuştur. Şüphesiz bundan sonra da seçimlerin ve siyaset sosyolojisinin temel dinamiği olacaktır. Bunun işaretlerini yeni kurulan siyasal partilerin söylem ve politikalarından da görmekteyiz. Örneğin yeni kurulan bu partilerden birini (Deva Partisi) desteklediği bilinen 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,17-02-2020 tarihinde Karar Gazetesi yazarlarına yıllar sonra verdiği ilk röportajında gündemdeki konularla ilgili açıklamalarda bulunurken Kürt sorunu üzerine de önemli açıklamalar yapmıştır. Fakat bu konudaki görüşleri gündemin diğer sıcak konularının gölgesinde kalmıştır. Abdullah Gül’ün, Kürt Sorunu konusunda önemli tespiti şöyledir: “Bu meseleye her yönüyle bakacaksınız. Kendi içerimizde bu meseleyi hallettiğimiz takdirde, hem kendi ülkemizi hem bölgeyi sağlamlaştırırız. Ama kendi ülkemizde bu meseleyi halledemezsek, meselenin kendi ülkemizde kalmayıp bölgesel ve uluslararası boyutlara ulaşmasından korkarım.”

Abdullah Gül’ün bu açıklamaları Türkiye’nin bu sorunu uzun süre daha tartışacağını göstermektedir. Seçim süreci yaklaştıkça da bu tartışmalar giderek artacaktır. Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen liderlerin ya da partilerin Kürt Sorunu konusunda yaklaşımları ve çözüm önerilerinin önemli olacağı şimdiden görülmektedir. Mithat Sancar’ın HDP eş genel başkanlığına seçilmesinin de bu konuda yeni bir demokratik tartışma ortamı yaratabileceği söylenebilir.

En azından yeni tartışmalara zemin olabilmesi için 10 maddede Kürt Sorunu’nu kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:

CEVAP: Özellikle son zamanlarda, Türkiye'de Kürt Sorununun Cumhuriyetle birlikte ortaya çıktığı yönünde yaygın bir tartışma zemini bulunmaktadır. Cumhuriyet dönemindeki bazı uygulamalar bu sorunun derinleşmesi ve kronikleşmesine neden olmakla birlikte sorunun kökeni Cumhuriyet öncesi döneme dayanmaktadır. Çünkü Kürt isyanlarının tarihine baktığımızda Cumhuriyet öncesi dönemde birçok Kürt isyanı görülmektedir. Örneğin 1806'da Abdurrahman Paşa isyanı, 1818'de Bilbasların ayaklanması, 1832-1839 yılları arasında Ravanduzlu Mir Muhammed isyanı, 1843-1846 yılları arasında Bedirhan Bey isyanı, 1853-1855 yılları arasında Yezdan Şer isyanı, 1880'de Nehri Şeyhi Übeydullah isyanı gibi birçok isyan ve ayaklanma görülmektedir. Bu isyan ve ayaklanmaların bölge ve nitelikleri birbirinden farklı olmakla birlikte hepsinde belli ölçüde temel dinamiğin Kürt milliyetçiliği olduğu görülmektedir. Cumhuriyet öncesinde bu silahlı Kürt isyanları dışında siyasal Kürt örgütlenmeleri de bulunmaktadır. 1898'de Kahire'de Kürtçe-Türkçe yayınlanan Kürdistan Gazetesi, 1908'de Şeyh Abdulkadir tarafından yayınlanan Hetav-i Kurd (Kürt Güneşi) Gazetesi, 1910'da kurulan Heviya Kurd (Kürt Umudu) adlı derneğin yayınladığı Roj-i Kurd (Kürt Günü) isimli aylık dergi gibi Kürt yayın organları bulunmaktadır. Bu yayınlar dışında Mondros Mütarekesi sonrası Kürt örgütlenmeleri de görülmektedir. Örneğin Kahire'de bir Kürt bağımsızlık komitesi kurulmuştur. İstanbul'da Kürt Teali Cemiyeti, Kürt Millet Fırkası ve Kürt Teşkilat-ı İçtimaiye Cemiyeti kurulmuştur.

Görüldüğü gibi Kürt isyanları ve Kürt siyasal örgütlenmesi Cumhuriyet öncesi dönemde de........

© Gerçek Gündem