We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Birkaç değini

77 46 194
12.12.2018
Yine sormalı o zaman: Xanî Araplardan Gürcülere mi demek istemişti yoksa Arap ülkesinden Gurgan’a mı?

Zilan katliamı ile ruh, toprak ve bedeninden koparılan bir aileden gelen Sedat Ulugana, şu sıralar Paris’teki INALCO’da doktora yapan genç bir yazar. Onun kişisel ve ulusal hikâyesini ortaya çıkarma bahsinde nasıl ısrarlı biri olduğunun bir okur olarak tanığıyım. Önce ondan alınan dilini geri kazandı. Sonra sağ kalanların zihninde yedi kapının arkasına saklanmış anıları derledi. Bununla yetinmeyen sevgili Sedat, başa kakılan bilgilerden başka bilgiler veren bir kitapla tanıştı: “Karanamnâme” ya da “Kitab-ı Karamaniyye.”

Bilinen tek nüshası olan bu elyazmasının 1946’da “Konya Müzesi müdürü Mesud Koman tarafından bir tıpkıbasımı yapılmış, fakat Kürtlere dair bölümler çarpıtılarak ya da atlanarak verilmemişti.” İşte Ulugana, Konya Halkevi’nin yayımladığı baskıyı elyazması ile karşılaştırarak sansürlenen yerleri “Anadolu’da Kürdistan Orduları: Şikarî Metinleri XIII-XIV. Yüzyıl” adıyla yayımladı (Do Yayınları, 2013).

Bu kitap, adı tezkirelerde Ahmet ya da Haydar Şikarî olarak geçen, belki de adı Ahmet Haydar olan biri tarafından kaleme alınmış. Belki de kitabın yazarı, o dönemde Konya sarayının gözde şairlerinden olan Şerif-i Amidî’dir. Metnin Cem Sultan’ın Karamanoğulları’na sığındığı dönemde yazılmış olması muhtemeldir.

Metin, 1071 mistifikasyonundan uzak bir şekilde, karışıklık içindeki “Acem diyarı”ndan “yiğit ve tatlı dilli bir kavimden olan bir padişah”ın, Melikşah’ın bütün kavmini........

© Gazete Duvar