menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’da bir kış masalı

13 0
10.01.2026

Kış, İstanbul’a başka bir şehir olma lütfunu bahşeder. Yazın kalabalık, koşuşturma ve bunaltıcı sıcaklarından sıyrılan bu kadim şehir, kışla birlikte adeta nefes alır, dinginleşir ve kendi sesini duymaya başlar. Sokaklarını saran serin, hatta zaman zaman dondurucu hava, İstanbul’u bir masal diyarına çevirir. Benim için İstanbul kışları dostlarla paylaşılan anlam dolu anlar, sıcak sohbetler ve mevsimin getirdiği o eşsiz ritüeller demektir.

KIŞIN İLK HABERCİLERİ: KESTANE VE SOĞUK HAVA

İstanbul kışının olmazsa olmazı, sokak köşelerinden yükselen dumanların arasındaki kestane kokusudur. O karakteristik “tık tık” sesi, kışın ayak sesleridir adeta. Cebinizi ısıtan bir kağıt kese kağıdı içindeki sıcak kestaneler, soğuk havaya inat bir iç ısıtma ritüelidir. Ve o hava... İstanbul’un o keskin, burnunuzun ucunu hafifçe karıncalatan soğuk havası. İnsanı diriltir, uyandırır. Her nefes, ciğerlere bir canlılık, zihne bir berraklık getirir. Bulutlu, kurşuni bir gökyüzü, şehrin siluetini daha dramatik, daha güçlü çizer. Ayaz, her şeyi kristal kadar net gösterir; boğazın mavisi daha derin, ağaçların dalları daha ince işlenmiş gibidir.

SICACIK İKSİRLER: SALEBİN VE BOZANIN KEYFİ

Soğukla mücadelede İstanbul’un iki kadim silahı: Salep ve boza. Salebin o kadifemsi kıvamı, üzerindeki tarçın kokusu, sadece bedeni değil, ruhu da ısıtır. Boza ise bir tarih bardağıdır. Her yudumda asırlık bir geleneği, ferahlatıcı ekşimsi tadı ve üzerindeki leblebiyle, geçmişten gelen bir sıcaklığı hatırlatır. Bunlar sadece........

© Gazete Damga