Bir Maçla Kahraman da Olunmuyor, Hain de...
Bazen yılların emeğini, bazen bir ülkenin ruh halini, bazen de toplumun kendisiyle olan kavgasını anlatır.
Milli Takım, Dünya Kupası'nın ilk perdesinde Avustralya karşısında 2-0 kaybetti. Skor tabelası acımasızdı ama futbol bazen tabelanın anlattığından çok daha derin hikâyeler taşır. Avustralya, fizik gücüyle, disipliniyle ve geçiş oyunundaki sadeliğiyle kazandı. Biz ise topa sahip olduk ama oyuna sahip olamadık. Hücumda çoğalamadık, orta sahada sertliği kaybettik, savunmada ise küçük anların büyük cezalarını ödedik.
Futbolun dili böyledir; bazen bir saniyelik dalgınlığı yıllarca konuşurlar.
Ancak asıl yenilgi sahada mı yaşandı?
Yoksa maç biter bitmez telefon ekranlarında mı?
Daha düne kadar Vincenzo Montella'yı göklere çıkaranlar, onun futbol aklını Avrupa'nın en iyileri arasında gösterenler, milli takımın genç kadrosunu geleceğin altın jenerasyonu ilan edenler, doksan dakikalık bir mağlubiyetin ardından aynı insanları yerin dibine gömmekte hiçbir sakınca görmedi.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Biz galibiyetin taraftarı değiliz sadece; galibiyetin putperestiyiz.
Kazananı........
