menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD dış politikası ve emperyalizm

67 0
05.04.2026

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve buna karşı İran’ın geliştirdiği savaşın maliyetini artırma stratejisi, halen küresel etkilerini gösteriyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması enerji fiyatlarının yeni zirveleri görmesine neden olurken, savaşın maliyeti Trump yönetimi için giderek artıyor. Bu haftaki yazıda bir adım geri çekilip bu sürecin arka planındaki daha genel soruyu tartışmak istiyorum: Yaşadığımız bu dönüşümü nasıl okumalıyız?

Gündemi takip edenlerin kolayca fark edeceği gibi, son yıllarda gerek uluslararası basında gerekse Türkiye’deki tartışmalarda sıklıkla ABD hegemonyasının sona erdiği, liberal düzenin çöktüğü ve bunun yerine “çok kutuplu” yeni bir dünya düzeninin kurulmakta olduğu tekrarlanıyor. Bu değerlendirmelerde gerçeklik payı var. Ancak bu anlatılar, genellikle küresel hegemonik gücün eşitsiz gerilemesini ve bu gerilemeye karşı geliştirdiği stratejileri birbirinden kopuk bir şekilde ele alıyor.

Yani, gümrük tarifeleri, finansın silahlaştırılması, ihracat kısıtlamaları, ekonomik yaptırımlar, Venezuela’da gördüğümüz uluslararası müdahalecilik ya da İran savaşı gibi gelişmeler, birbirinden ayrı ve hatta ilgisiz konular olarak değerlendiriliyor. Bu yazıda, tüm bu sıraladıklarımın, ABD’nin geliştirdiği küresel hiyerarşiyi yeniden yapılandırma sürecin, yani emperyalizmin güncel biçiminin farklı görünümleri olduğunu ileri süreceğim.

Hegemonyanın üzerinde yükseldiği üç sütun

Soruna bu açıdan yaklaşıldığında, önce bir ayrım yapmak gerekiyor. Uluslararası hegemonya tek bir güç kaynağına dayanmıyor, birbiriyle bağlantılı üç sütun üzerinde yükseliyor: Finans, üretim ve güvenlik. Bu üç sütunun son kırk yılda birbirinden farklı yönlere doğru hareket etmesi, tablonun neden bu kadar karmaşık göründüğünü kısmen açıklıyor.

Finans cephesinde süreklilik dikkat çekici. Dolar, küresel döviz rezervlerindeki ağırlığını yavaş yavaş yitiriyor; 2000’lerdaki yüzde yetmişin üzerindeki paydan bugün yüzde altmışın altına geriledi. Ama hâlâ rakibi yok. ABD hazine tahvilleri, kriz dönemlerinde bile “güvenli liman” olarak talep görüyor. SWIFT ağları halen temel finansal altyapıyı oluşturuyor ve IMF ile Dünya........

© Evrensel