menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKİYE JEOPOLİTİK FIRSAT KAPILARINI AÇABİLECEK Mİ?

29 0
26.04.2026

En son olarak ABD/İSRAİL ve İRAN gerilimi ve savaşının doğurduğu bölgesel fırtınaların ortasında Türkiye’nin adının daha sık anılması, doğal olarak hepimizde bir umut dalgası üretiyor.Haritalar yeniden çiziliyor, enerji yolları konuşuluyor, savunma işbirlikleri tartışılıyor, finans merkezleri hayal ediliyor. Lojistik üstünlükten, dijitalleşmiş üretimden, çeşitliliğe dayalı ekonomik alt yapı ve kapasiteden söz ediliyor.

Herkes aynı cümleyi kuruyor:“Türkiye’nin önemi artıyor.”                                                                                                             Doğrudur, ancak önem artışı, kendi başına güç değildir.Fırsat, tek başına sonuç üretmez.Coğrafya, tek başına kader değildir.

Bir ülke ancak güven üretirse merkez olur.Bir ülke ancak öngörülebilir olursa kalkınma hattı olur.Bir ülke ancak hukuk inşa ederse finans merkezi olur.Bir ülke ancak değer üretirse yumuşak güç haline gelir.

Bugün konuştuğumuz her şey; enerji merkezi olmak, üretim ve lojistik üs haline gelmek, finansal çekim alanı oluşturmak, savunma işbirliklerinin odağına yerleşmek, bunların hepsi aslında birer sonuçturKurgulanan sonuçları doğuracak zemin konuşulmadan, temenniler stratejiye dönüşemez.                                                                                                                Rasyonel zeminin ön şartları ise çok nettir: değerler, ilkeler, normlar ve hukuk içinde inşa edilmiş kurumsal kapasite.

Bir enerji merkezi olmak istiyorsak, boru hatlarından önce güvenilir düzenleyici kurumlara ihtiyacımız var.Bir finans merkezi olmak istiyorsak, gökdelenlerden önce yatırım iklimine, bağımsız yargıya ihtiyacımız var.Bir lojistik üs........

© Enpolitik