İktidarın seçim planı
Normal takvimde 2028’in Mayıs ayı olarak planlanan genel seçimlere neredeyse iki yıl kaldı. Eğer bir erken seçim olursa bu daha da az bir zaman olduğunu gösteriyor.
Gelinen noktada iktidarın seçime nasıl bir stratejiyle gideceği belirli noktalarda netleşti. Bu yazımda bu netleşen noktaları biraz irdelemek istiyorum.
Öncelikle, 19 Mart ve sonrasında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ilk etapta sanki seçimlerin tamamen ortadan kalkabileceği gibi bir hava yaratmış olsa da zamanla bunun böyle olmayacağı anlaşıldı. İktidarın planı devlet gücüyle seçimleri kazanabileceği bir şekilde dizayn etmek ama son seçim süreci ve günü net bir müdahalede bulunmamak. Bu şekilde seçimlerin halen adil ve rekabetçi olduğu intibası altında seçimleri kazanmak.
İktidarın böyle bir strateji izlemesinin temel nedeni, seçimlerin halkın gözünde meşruluğunu yitirmesinin kendisinin de yararına olmayacak olması. Çünkü oradan edineceği demokratik (ya da öyle olduğuna inanılan) meşruluğa ihtiyacı var. Aksi, siyasi iktidar açısından da ciddi riskler barındırır.
Ekrem İmamoğlu bu bahsettiğim dizaynın bir sonucu olarak tutuklandı. CHP yönetimine ve belediyelere yönelik yargı operasyonları da gene bu dizaynın sonucu olarak yapılıyor. İktidar seçime tam istediği koşullar hazırlanmış şekilde gitmek istiyor.
Yakında Mansur Yavaş’a da benzer yargı operasyonları gerçekleşirse maalesef şaşırmam. Akın Gürlek’in adalet bakanı olarak atanmasından sonra bazı iktidar temsilcileri zaten bunu açıktan dillendirmeye başladı.
Erdoğan’ın planının cumhurbaşkanlığı seçiminde Özgür Özel’le teke tek yarışmak ve seçimi kazanmak olduğunu düşünüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu kadar yıpranmış olmamasına ve ülkede 2023’e göre hem iktisadi koşullar hem de adalet sistemi daha kötü durumda........
