menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin fabrika ayarları

15 0
09.01.2026

Cumhuriyetimiz 100. Yılını tamamladı. Bir neslin 25 yıl olduğu hatırlanırsa Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dört nesil geçti. Ben Cumhuriyetin ikinci nesil çocuğuyum (1925-1950). Türkiye’nin fabrika ayarları Cumhuriyet’in kurucuları tarafından kararlaştırıldı. Bu ayarlar ilk üç neslin yaşamları boyunca büyük oranda uygulanmaya devam etti. Şimdi dördüncü nesil iş başında.

Bu ayarlarla, özellikle ilk ve ikinci nesiller şaşılası bir yükün altından kalkmaya çalıştılar. Devir aldıkları Osmanlı borçları yetmiyormuş gibi elde avuçta da pek bir şeyleri de yoktu. Atatürk bu durumu “Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz…” diyerek özetlemişti. Bizler ‘balık hafızalı’ olsak gerek o günlerden nereye nasıl geldiğimizi pek hatırlamayız.

Cumhuriyeti kurmakla yükümlü ilk neslin o yıllardaki gerçeklerini hatırlamakta ve sık sık birbirimize hatırlatmakta fayda var. Erkeklerin %7’si, kadınların ’ü okuma yazma biliyordu. 13 milyon nüfusun çoğu göçebe, dörtte biri Türkçe konuşamayan 11 milyonu kırsal bölgede 40 bin köyde yaşıyordu. Bu köylerin ’ünde okul, posta servisi ve dükkân yoktu. Tamamı yabancı şirketlere ait 4000 km. kadar demiryolu vardı. Denizcilik ve donanmamız yok gibiydi. Bir avuç tarım mühendisimiz vardı. Tüm ülkede 337 doktor, 434 sağlık memuru, 60 eczacı ve sadece 136 diplomalı ebe vardı. Doğumların yarısından çoğunda bebekler ölüyordu. Milyonlarca insan trahomluydu, sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halindeydi. Az sayıda şehirde eczane vardı. Telefon, motor ve makine neredeyse yoktu. Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri fabrikaları hariç gerisi atölye çapında sadece 300 kuruluşumuz vardı. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyorduk. Tüm ülkede 153 orta eğitim kuruluşu vardı. Osmanlı’ya matbaanın girişinden (1727) yüz yıl sonrası basılan toplam kitap sayısı sadece 180 idi. Aynı sürede Batı’da basılan kitap sayısı ise 90.000 idi.

Nereden nereye! Birinci nesil çok çalıştı. İkinci nesil de. Bu nesil telefon alabilmek için yıllarca beklediğimizi, sırası gelene kadar büyür diye çocuklar adına telefon başvurusu yaptığımız yılları iyi hatırlar. Resim çektirmek için fotoğrafçı dükkânlarına gittiğimizi, başvuru yazıları yazmak için daktilolarıyla arzuhalci denilen, seyyar satıcılar gibi bazı........

© Ekonomim