İthalat artışı mı, yapısal dönüşüm mü?
Sanayi sektörlerimiz, özellikle 2021 yılı sonrasında makroekonomik dengelerde yaşanan hızlı değişimler ve kur hareketlilikleriyle ilginç bir süreçten geçiyor. Yerli üretimin desteklenmesine yönelik politikalara ve gümrük vergisi düzenlemelerine rağmen, çok sayıda nihai tüketim malının ithalatında sıçrama yaşanıyor.
Geleneksel olarak Türkiye’nin güçlü olduğu ya da çok basit üretim süreçleriyle yurt içinde karşılanabileceği düşünülen sektörlerde dahi, ithal ürünlerin pazar payı hızla artıyor. Bu durum, sadece lüks tüketimde değil; ayakkabı, şapka gibi temel giyim kuşam ürünlerinden, termos gibi günlük yaşam standardı haline gelen küçük ev ve kamp aletlerine kadar geniş bir yelpazede kendini gösteriyor.
Üretim üssünde ayakkabı ithalatı paradoksu
Türkiye, güçlü bir ayakkabı üretim altyapısına ve hatırı sayılır ihracat potansiyeline sahip bir ülke olarak bilinir. Ancak 2021 yılından itibaren sektörde tersine dönen bir trend göze çarpıyor. Yurt içinde hammadde maliyetlerinin artışı, işçilik giderlerindeki yükseliş ve üreticilerin küresel ölçekte fiyat rekabetçiliğini kaybetmesi, ithalatın cazibesini artırdı.
Uzak Doğu ve Güney Asya menşeli ürünlerin yanı sıra küresel spor markalarının hazır........
