Kuralsızlık çağı: Güç, hukukun önüne geçerse…
Bugün dünya, savaşlardan iklim krizine uzanan geniş bir cephede aynı soruyla yüzleşiyor: Kurallar kimin için var? Hukukun güce tabi olduğu bu “kuralsızlık çağında”, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere küresel kurumlar çözüm üretmekten çok tanıklık etmekle yetiniyor. Ve bu sessizlik, en ağır bedeli her zamanki gibi en kırılgan olanlara ödetiyor.
Ukrayna, Gazze, Sudan, Yemen ve Venezuela… Coğrafyalar farklı, gerekçeler farklı. Sonuç ise aynı: Kuralların esnediği, hukukun güce tabi olduğu bir dünya düzeni.
1945’te “ortak barış” iddiasıyla kurulan Birleşmiş Milletler (BM), bugün 193 ülkeyi aynı masa etrafında toplamayı hedefl eyen küresel yapı olmayı sürdürüyor. Ancak; gerçek olan şu ki, BM artık dünyadaki tüm ülkelerin bir araya gelebildiği, ortak sorunları tartışabildiği ve tüm insanlığın yararına olacak ortak çözümler üretebildiği bir platform olmaktan
çok uzak.
BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” başlığındaki 16. Maddesi “hukukun üstünlüğünün ulusal ve uluslararası düzeylerde geliştirilmesini” savunurken bugün geldiğimiz noktada BM, giderek daha az dinlenen bir kuruma dönüşmüş durumda. Ve bu boşluk, küresel yönetişimin en kırılgan noktasını oluşturuyor. Diplomasi çoğu zaman silahların gölgesinde kalıyor. Veto mekanizmaları, jeopolitik bloklaşmalar ve güç dengeleri, BM’yi çözüm üreten bir aktörden çok, krizi........
