menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Karbon muhasebesindeki kör nokta: Ordu

14 9
latest

Güvenlik arayışı, iklim hedeflerini gölgede bırakırken, iklim krizinin kendisi, giderek daha büyük bir güvenlik riski haline geliyor. Bu iki gerçeği aynı anda konuşmadan, ne gerçek bir güvenlik ne de gerçek bir iklim politikası mümkün.

Küresel ölçekte tırmanan jeopolitik gerilimler, yalnızca güvenlik politikalarını değil, iklim kriziyle mücadeleyi de doğrudan etkiliyor. Son birkaç gündür bu sayfada konunun farklı boyutlarını değerlendiriyoruz.

Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri operasyonu ve Grönland’ı ilhak etmeye dair açıklamaları, NATO ülkelerinden savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 5’ine çıkarmalarını istemesi, iklim hedefleriyle güvenlik politikaları arasındaki gerilimi daha da derinleştiriyor.

Sorun yalnızca bütçe artışı değil. Büyük ölçüde fosil yakıta dayalı olan askeri faaliyetler, küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen hâlâ şeffaf biçimde raporlanmıyor. Uzmanlara göre, savaşların iklim üzerindeki etkileri ulusal sınırları çoktan aşmış durumda.

Savaşın Sera Gazı Muhasebesi Girişimi (Initiative on Greenhouse Gas Accounting of War- IGGAW) Başyazarı Lennard de Klerk, iki ayrı emisyon türü olduğunu ifade ediyor: İlki, çatışmanın kendisinden ve onun tetiklediği süreçlerden, yani yangınlar, mülteci hareketleri, altyapı yıkımından kaynaklanan çatışma emisyonları. İkincisi ise barış zamanında dahi süren tatbikatlar, gözetleme faaliyetleri ve askeri sanayi üretiminden doğan askeri emisyonlar. Mevcut çalışmalar, orduların küresel emisyonların yaklaşık yüzde 5,5’inden sorumlu olabileceğine işaret ediyor.

De Klerk şu yorumları yapıyor: “Askeri emisyonların gerçekten karbon muhasebesinde bir kör nokta olduğunu görüyoruz. Bunun nedenlerinden biri, orduların doğası gereği gizliliğe önem veren yapılar olması ve veri paylaşmaya istekli olmamaları. Diğer bir neden ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında askeri emisyonlara tanınan bazı muafiyetler.”

Ukrayna savaşı ilk kez sayısallaştırıldı

IGGAW’ın Ukraine savaşı üzerine yürüttüğü çalışma, bir çatışmanın iklim maliyetini ilk kez bütüncül biçimde ortaya koydu. Şubat 2025 sonu itibarıyla, savaşın ilk üç yılında ortaya çıkan toplam emisyon 237 milyon ton CO2 eşdeğeri olarak hesaplandı. Bu rakam, İspanya’nın yıllık toplam emisyonlarına yakın.

Emisyonların yüzde 34’ü doğrudan savaş faaliyetlerinden, yüzde 27’si yeniden inşadan, yüzde 21’i ise bombalamalarla tetiklenen orman ve peyzaj yangınlarından kaynaklanıyor. Daha az konuşulan ama etkisi büyük bir başlık ise sivil havacılık: Kapanan hava sahaları nedeniyle uzayan uçuş rotaları, küresel ölçekte ek yakıt tüketimi ve emisyon anlamına geliyor.

Gazze’de de benzer durum var

Benzer bir tablo Gazze için de geçerli, hatta bazı açılardan........

© Ekonomim