Kaç Adım (Şiir)
ben Kuzguncuk’ta yeşil bir dal buldum, ona tutundum
Kuzguncuk’ta oturuyorum martılarla aynı katta
üst katımda gümüş balıkları karşımda lakerda
namı diğer la guerida yani sevgili
sevgili ile aramda 141 adım sayıldı
taş basamaklı evin yanındaki sobacı 50 adım
ay var gümüş semtinde bir sokağın
üçüncü katıyım deniz bana bakıyor
ben artık yalnızca denize karşıyım
karşıyım harabeye dönen tahta evlere
sönmemiş izmarite ki arnavut taşına sıkışan
hem incecik tüten dumanı sis değil ateş
yangını duyan kapıya koştu mutfaktan sofaya
sofadan merdivene kapıdan tavan arasına 48 adım
Nil’de bir gemiden seyrettiği yangın
ansızın İstanbul kesilir Gök Çatı
ansızın Kuzguncuk’ta bir akşam
kokusu uzanırken sıcacık ekmeğin
iskeleden selam şalom barevler yükselirken
usulca yürüyerek sineye yapışan kordur gelen
gelen YA RAB YEHOVA İDİ
O’nun elinde ateş vardı
fakat Kuzguncuk şirin yerdir
ve kırmızı yazmalar kuruyan boş arsadan
sırasıyla uçan toy kuşlarının sesleri
Mihrimah su yolu üstünden kıvrılır
dar sokakları dolup taşan kafeleri
es geçerek kavuşur maviye
mavinin derinliği içeriden dışarıdan garptan şimalden
cenuben garptan her taraftan her bir yandan sonsuz adım
