Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Uzak bir parıltı,
Işık saçan bir işaret
Karanlık yüzünde gecenin.
Tuzlu su ve özlemdir her şey.
Dalgaları sırtlamış rüzgârlar
Sallıyor meyhaneyi
Demir atmış o gemiyi
Tutkulu, zalim bir aşk
Açık bıçaklar arasında,
Bırakmak öylece kendini
Kucağına bir fahişenin.
Umutsuzluklar yükseliyor havaya
Yoğun duman topakları halinde.
Şişeler, bardaklar, kadehler…
Ah! Susamışlığı bir denizcinin…
Tene kazınmış dövmeler
Gösteriyor acısını, cesaretini
Limanlardaki maceraların.
Her ırktan adamlar
Yurtsuz, kimliksiz adamlar
– Sadece denizciler
Tuzun ve rüzgârın sesiyle
Sesiyle bulutsuz bakışlardaki gemilerin.
Beliriyor özlem ve can sıkıntısı
Ağızlarında yıllanmış pipolar…
Geliyorlar, gidiyorlar sonra
Sendeleyerek sarhoş adımlarla.
Kumar masaları, sandalyeler,
Şişeler, bardaklar, şişeler,
Eski kavgaları kışkırtan
Bakışları meyhanecinin.
Ve günah dolu her şey
Ve uyku dolu her şey
Ve her şey deniz dolu!
Çeviren: İlyas Tunç
