86. yılında dünden bugüne Köy Enstitüleri
Köy enstitüleri önce açılıp, sonra da kapatılan bir okul ismi olmaktan daha çok, eğitim ve öğretime farklı bir bakış açısıydı! 86. yılında bugün hala saygıyla anılıyorsa bu yüzden. Yetiştirdikleri mezunlara, görev yaptıkları köylere, kentlere, öğrencilere kattıkları değerler onların bir aynasıydı.
Haklarında çok şeyler söylendi, yazıldı, tartışıldı. Ülkeye kazandırdıkları katma değer, yetiştirdikleri öğrenciler ve çocukları ortada.
Her biri daha çok çalışmanın, daha çok üretmenin, daha hızlı kalkınmanın ve en önemlisi de sarsılmaz bir vatan ve millet sevdasının ötesinde geride ne bıraktılar?
Köy enstitülüleri soran, sorgulayan, üreten, sorun çözen, halkıyla bütünleşen, çevresel koşulları dikkate alan, ilgi ve yetenekleri öne çıkartan, entelektüel ve demokrat bireyler yetiştiren, öğrenmeyi öğrenen ve öğreten, en önemlisi de ülkemin her yeri benim memleketim diyen, Cumhuriyeti ve değerlerini iliklerine kadar hisseden ve hissettiren yurttaşlar yetiren bir sistemin adıydı.
Yanlışları varsa düzeltilebilirdi. Kapatılmaları bir hataydı!
Dünya eğitim literatürüne giren önemli bir uygulamaydı, tarihin çöplüğüne atıldı.
Daha da vahimi eğitiminde yaz-boz döneminin miladı oldu. Her yeni gelen Hükümet ya da Bakan, bir öncekinin yaptıklarını rafa kaldırıp kendisi bir şeyler yapmaya çalıştı!
Kabahatli arıyorsak, kabahatli o, bu, şu değil hepimiziz.
Öğretmenlerimizi itibarsızlaştırmakla kalmayıp, çocuklarımızı da sınav ve ekran köleleri haline hep birlikte getirmedik mi?..
Çok uzun yıllar süren ve halan devam eden bu süreçte, polemiklerin ötesine geçip eğitimi keşke biraz daha ciddiye alabilsey...
İşte o zaman kazananların ilk sırasında ülkemiz, milletimiz ve özellikle de geleceğimizin güvencesi çocuklarımız yer alacaktır. Almalı da…
Siyaseti, ekonomiyi, tarımı, küresel ısınmayı, dış politikayı, kentsel dönüşümü, istihdamı, yargıyı, hakkı, hukuku, demokrasiyi, medyayı, terörü, gümbür gümbür gelen kuraklık, kıtlık ve su sorunlarını onlar konuşuyor, onlar tartışıyor, onlar çözüm üretiyor olacaklardı.
Köyler yok olmayacak, gençlerimiz masa başına çakılmayacak, işsizlik diye bir kavramla hiç tanışmayacaktık.
İyi hukukçu yetiştirmeden yargıyı,iyi mühendisler yetiştirmeden depremi,iyi ziraatçiler yetiştirmeden tarımı,iyi gazeteciler yetiştirmeden medyayı,iyi ekonomikler yetiştirmeden enflasyonu, iyi yurttaş yetiştirmeden demokrasiyi,iyi politikacılar yetiştirmeden kalkınmayı çağdaş normlara getiremezsiniz.
Her şeyin başı eğitim denilmesi bu yüzdendir.
Ve işte köy enstitüleri on günlerin zor koşullarında bunu yapmaya çalışıyordu!..
Köy enstitüleri üzerine çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı.Övgüler de, eleştiriler de hepsi değerliydi.Yeter ki ders almasını bilelim, bundan sonraki adımları bu çerçevede değerlendirelim.
Örneğin köy enstitülerini beğenmeyip öğretmen okullarını, onları da beğenmeyip eğitim fakültelerini açıktık. Şimdi onların yetiştirdiği öğretmenleri beğenmeyip Öğretmen Akademilerini açtık!
Gelinen nokta ile yüksek köy enstitülerini kıyaslamak yeter de artar.
O gün liyakat vardı giremeyen hiçbir aday hakkının yendiğini söylemiyor, tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor, ülkenin en iyi eğitimcileri onları için seferberlik halindeydi.
86. yılında dünden bugüne Köy Enstitüleri
Köy enstitüleri önce açılıp, sonra da kapatılan bir okul ismi olmaktan daha çok, eğitim ve öğretime farklı bir bakış açısıydı! 86. yılında bugün hala saygıyla anılıyorsa bu yüzden. Yetiştirdikleri mezunlara, görev yaptıkları köylere, kentlere, öğrencilere kattıkları değerler onların bir aynasıydı.
Haklarında çok şeyler söylendi, yazıldı, tartışıldı. Ülkeye kazandırdıkları katma değer, yetiştirdikleri öğrenciler ve çocukları ortada.
Her biri daha çok çalışmanın, daha çok üretmenin, daha hızlı kalkınmanın ve en önemlisi de sarsılmaz bir vatan ve millet sevdasının ötesinde geride ne bıraktılar?
Köy enstitülüleri soran, sorgulayan, üreten, sorun çözen, halkıyla bütünleşen, çevresel koşulları dikkate alan, ilgi ve yetenekleri öne çıkartan, entelektüel ve demokrat bireyler yetiştiren, öğrenmeyi öğrenen ve öğreten, en önemlisi de ülkemin her yeri benim memleketim diyen, Cumhuriyeti ve değerlerini iliklerine kadar hisseden ve hissettiren yurttaşlar yetiren bir sistemin adıydı.
Yanlışları varsa düzeltilebilirdi. Kapatılmaları bir hataydı!
Dünya eğitim literatürüne giren önemli bir uygulamaydı, tarihin çöplüğüne atıldı.
Daha da vahimi eğitiminde yaz-boz döneminin miladı oldu. Her yeni gelen Hükümet ya da Bakan, bir öncekinin yaptıklarını rafa kaldırıp kendisi bir şeyler yapmaya çalıştı!
Kabahatli arıyorsak, kabahatli o, bu, şu değil hepimiziz.
Öğretmenlerimizi itibarsızlaştırmakla kalmayıp, çocuklarımızı da sınav ve ekran köleleri haline hep birlikte getirmedik mi?..
Çok uzun yıllar süren ve halan devam eden bu süreçte, polemiklerin ötesine geçip eğitimi keşke biraz daha ciddiye alabilsey...
İşte o zaman kazananların ilk sırasında ülkemiz, milletimiz ve özellikle de geleceğimizin güvencesi çocuklarımız yer alacaktır. Almalı da…
Siyaseti, ekonomiyi, tarımı, küresel ısınmayı, dış politikayı, kentsel dönüşümü, istihdamı, yargıyı, hakkı, hukuku, demokrasiyi, medyayı, terörü, gümbür gümbür gelen kuraklık, kıtlık ve su sorunlarını onlar konuşuyor, onlar tartışıyor, onlar çözüm üretiyor olacaklardı.
Köyler yok olmayacak, gençlerimiz masa başına çakılmayacak, işsizlik diye bir kavramla hiç tanışmayacaktık.
İyi hukukçu yetiştirmeden yargıyı,iyi mühendisler yetiştirmeden depremi,iyi ziraatçiler yetiştirmeden tarımı,iyi gazeteciler yetiştirmeden medyayı,iyi ekonomikler yetiştirmeden enflasyonu, iyi yurttaş yetiştirmeden demokrasiyi,iyi politikacılar yetiştirmeden kalkınmayı çağdaş normlara getiremezsiniz.
Her şeyin başı eğitim denilmesi bu yüzdendir.
Ve işte köy enstitüleri on günlerin zor koşullarında bunu yapmaya çalışıyordu!..
Köy enstitüleri üzerine çok şeyler söylendi, çok şeyler yazıldı.Övgüler de, eleştiriler de hepsi değerliydi.Yeter ki ders almasını bilelim, bundan sonraki adımları bu çerçevede değerlendirelim.
Örneğin köy enstitülerini beğenmeyip öğretmen okullarını, onları da beğenmeyip eğitim fakültelerini açıktık. Şimdi onların yetiştirdiği öğretmenleri beğenmeyip Öğretmen Akademilerini açtık!
Gelinen nokta ile yüksek köy enstitülerini kıyaslamak yeter de artar.
O gün liyakat vardı giremeyen hiçbir aday hakkının yendiğini söylemiyor, tüm ihtiyaçları devlet tarafından karşılanıyor, ülkenin en iyi eğitimcileri onları için seferberlik halindeydi.
