menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon yönetiminde yeni düzenlemeler

17 0
27.02.2026

Sermaye piyasala­rında serbest şem­siye fonlar ve portföy yönetim şirketlerine yönelik hazırlanan ye­ni tebliğ taslağı, yal­nızca teknik oran de­ğişiklikleri değil; fon yapısını, risk dağılı­mını ve yatırımcı ko­runması anlayışını köklü biçimde yeniden şekillen­direcek bir dönüşüm niteliği ta­şıyor.

SPK’nın bu adımı, portföy yönetim şirketlerinden saklama kuruluşlarına ve yatırımcılara ka­dar tüm ekosistemi etkileyen kap­samlı bir yeniden yapılanma süre­cini işaret ediyor. Bununla birlik­te yatırımcı korunması ile piyasa dinamikleri ve operasyonel mali­yetler arasındaki dengenin doğru kurulması da hayli önemli.

Taslak metinde fonların belir­gin şekilde farklılaştırılması zo­runluluğu da dikkat çekiyor. Yatı­rım stratejisi, varlık dağılımı, da­ğıtım kanalı ve alım-satım esasları yönünden net ayrışma aranıyor; yalnızca yönetim ücreti ya da kar­şılaştırma ölçütü değişikliği ye­terli görülmüyor. Bu yaklaşım, ya­tırımcıya “isimleri farklı ama içe­riği benzer” fonlar sunulmasının önüne geçebilir.

Bununla birlikte serbest fonun doğası gereği, aynı fon tipinde farklı portföy yöneti­cilerinin benzer stratejiler uygula­mak istemesi de olağan. Bu neden­le, benzer stratejilerdeki fonların ihracına izin verilirken aynı stra­tejideki fonlara aynı portföy yöne­ticisinin atanmaması görüşü daha dengeli bir çözüm olarak öne çıkı­yor. Özetle aynı iki nitelikteki fo­nu, ayrı ayrı portföy yöneticisinin yönetmesi esas alınmalıdır.

Sürece Takasbank dâhil ediliyor

Taslak metinde en çok dikkat çeken düzenlemelerden biri, yatı­rım fonlarının taraf olduğu yurti­çi organize para piyasası işlemle­rinin Takasbank’ın takas süreci­ne dâhil edilmesi zorunluluğudur. Bu düzenleme şeffaflık ve siste­mik riskin azaltılması açısından önemli bir adımdır.

Ancak fon ba­zında ayrıca teminat zorunluluğu getirilmesi, aracı kurum nezdin­de zaten mevcut olan teminat ya­pısıyla birlikte mükerrer teminat­landırmaya ve gereksiz sermaye blokajına yol açabilir. Bu neden­le önerimiz şudur: Yatırım fonla­rının taraf olduğu bu işlemlerde, hali hazırda aracı kurum tarafın­da bir teminat yükümlülüğü mev­cutsa, mükerrer teminatlandırma olmaması adına söz konusu temi­natın aracı kurumla yatırım fonu arasında P-P oranında pay­laşılması düşünülmelidir.

Bu operasyonel verimlilik ara­yışı, portföy yönetiminin mate­matiksel disipliniyle de destek­lenmektedir. Taslakta,........

© Dünya