Fon yönetiminde yeni düzenlemeler
Sermaye piyasalarında serbest şemsiye fonlar ve portföy yönetim şirketlerine yönelik hazırlanan yeni tebliğ taslağı, yalnızca teknik oran değişiklikleri değil; fon yapısını, risk dağılımını ve yatırımcı korunması anlayışını köklü biçimde yeniden şekillendirecek bir dönüşüm niteliği taşıyor.
SPK’nın bu adımı, portföy yönetim şirketlerinden saklama kuruluşlarına ve yatırımcılara kadar tüm ekosistemi etkileyen kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecini işaret ediyor. Bununla birlikte yatırımcı korunması ile piyasa dinamikleri ve operasyonel maliyetler arasındaki dengenin doğru kurulması da hayli önemli.
Taslak metinde fonların belirgin şekilde farklılaştırılması zorunluluğu da dikkat çekiyor. Yatırım stratejisi, varlık dağılımı, dağıtım kanalı ve alım-satım esasları yönünden net ayrışma aranıyor; yalnızca yönetim ücreti ya da karşılaştırma ölçütü değişikliği yeterli görülmüyor. Bu yaklaşım, yatırımcıya “isimleri farklı ama içeriği benzer” fonlar sunulmasının önüne geçebilir.
Bununla birlikte serbest fonun doğası gereği, aynı fon tipinde farklı portföy yöneticilerinin benzer stratejiler uygulamak istemesi de olağan. Bu nedenle, benzer stratejilerdeki fonların ihracına izin verilirken aynı stratejideki fonlara aynı portföy yöneticisinin atanmaması görüşü daha dengeli bir çözüm olarak öne çıkıyor. Özetle aynı iki nitelikteki fonu, ayrı ayrı portföy yöneticisinin yönetmesi esas alınmalıdır.
Sürece Takasbank dâhil ediliyor
Taslak metinde en çok dikkat çeken düzenlemelerden biri, yatırım fonlarının taraf olduğu yurtiçi organize para piyasası işlemlerinin Takasbank’ın takas sürecine dâhil edilmesi zorunluluğudur. Bu düzenleme şeffaflık ve sistemik riskin azaltılması açısından önemli bir adımdır.
Ancak fon bazında ayrıca teminat zorunluluğu getirilmesi, aracı kurum nezdinde zaten mevcut olan teminat yapısıyla birlikte mükerrer teminatlandırmaya ve gereksiz sermaye blokajına yol açabilir. Bu nedenle önerimiz şudur: Yatırım fonlarının taraf olduğu bu işlemlerde, hali hazırda aracı kurum tarafında bir teminat yükümlülüğü mevcutsa, mükerrer teminatlandırma olmaması adına söz konusu teminatın aracı kurumla yatırım fonu arasında P-P oranında paylaşılması düşünülmelidir.
Bu operasyonel verimlilik arayışı, portföy yönetiminin matematiksel disipliniyle de desteklenmektedir. Taslakta,........
