menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahtekâr

7 0
03.04.2026

Platon’a göre hasta toplum hasta lider üre­tir. Çünkü siyaset aklı bilimsel aklın ge­risinde kalmıştır. Erich Fromm yalnızlık ve korku içerisinde olan ve kendini ötekileştiren toplumların güçlü ama baskıcı liderleri seç­tiklerini söyler.

Sizlerin “hocam nereden çıktı bu felsefeye dayalı lider tanımlamaları” dediğinizi hisse­debiliyorum. Keza liderler, kriz anlarında al­dıkları stratejik kararlarla uluslararası siste­mi şekillendirme gücüne sahiptir. Bu şekil­lendirmede liderlerin kişilik özellikleri, inanç sistemleri, sorunlara karşı risk alma eğilim­leri ve en önemlisi iç politika hedefleri ön plana çıkar.

Bugün, liderin sistemi şekillen­dirmede önemli iki etken olan iç politika he­defleri ve kişisel ajandasına odaklanacağım. Çünkü liderler dış politika kararlarını kendi iktidarlarını pekiştirmek veya iç kamuoyu­nu yönetmek için kullanabilirler. Liderlerin kişilik özellikleri, krizlerin savaşa dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyen temel faktördür. Bugün bu tanımın gerçekliğiyle yüz yüzeyiz.

Yolsuzluk, yolsuzluk, yolsuzluk

Oscar ödüllü Alex Gibney’nin yapımcılığını üstlendiği ve Alexis Bloom yönetmenliğinde­ki "The Bibi Files (Bibi Dosyaları)” adlı belge­sel film, Netanyahu hakkında açılan rüşvet ve yolsuzluk davasını konu alıyor. Netanyahu’nun yolsuzluk davasına ilişkin polis sorgusunun gö­rüntülerinin, 2022 yılında, Gibney’ye sızdı­rılması sonrası belgesel hazırlanıyor.

İlk gösterime girdiğinde seyretmiştim. Hafta sonu tekrar izledim. Belgeseli sey­retmek gerçekten zor. Keza sürekli Netenya­hu’nun o çirkin suratıyla karşı karşıyasınız. Polis kayıtları 2016-2018 dönemine ait. Bel­geselde Netanyahu’nun eşi ve kendisinin pahalı şampanya ve mücevher gibi hedi­yeler kabul ettiğine ilişkin iddialara verdi­ği yanıtlar var.

Bunlarla sınırlı değil. Belgeselde Netanya­hu, Katar’dan Hamas’a milyonlarca doların akmasına izin veriyor. Amaç Batı Şeria’da­ki Filistin Yönetimini zayıflatmak ve böyle­ce yerleşimcilere daha fazla alan açmak. Bu iddiaları doğrular nitelikte Hamas’ın 7 Ekim saldırısı geldi. İsrail adına 7 Ekim öncesi mi, yoksa sonrası mı daha kazançlı? Sizlerin yo­rumuna bırakıyorum.

Belgeselde yolsuzluk iddiaları ve karanlık perde arkası anlaşmaların yanında Netan­yahu’nun ABD’yi zor durumda bırakacak hat­ta ABD karşıtı jeopolitik manevralarını da gö­rebilirsiniz. Sorgusunda hep inkâr. Hediye­ler arkadaşlardan geliyor ama mücevherler için bir açıklama yok. ABD konusu hiç konu­şulmuyor neredeyse. Gibney, belgesel göste­rime girdikten sonra yaptığı açıklamada hiç­bir kimsede bu kadar derin ahlaki yolsuzluğa rastlamadığını açıklamıştı. Belgeseli seyre­dince katılmamak imkânsız.

Kendini kurtarmak için ateş yakmak

Netanyahu yolsuzluk davasında iç kamu­oyunu yönetmek için iktidarını pekiştirmek zorunda. Hatta hiç iktidardan inmemek zo­runda. Bunun için tek çıkış yolu “savaş ve ka­os”. Bunu yaparken çoğunluğu hasta olan hal­kını kullanmanın kolaylığını yaşıyor. Netan­yahu, savaş olduğu sürece işlediği suçlardan dolayı yargılanamayacağını biliyor.

Gazze Savaşı onu kurtarmaya yetmedi. Ke­za uluslararası kamuoyu onun ve ülkesinin karşısına geçti. O zaman daha büyük ve için­den çıkılması uzun sürecek bir savaşa ihtiyacı vardı. ABD’yi İran’a saldırtarak bunu şimdilik başarmış durumda.

Bugün geldiğimiz nokta bölgenin içinden çı­kılmayacak bir kaosa sürüklenmesi. Netanya­hu, Körfez ülkelerinin savaşa girmesini, Kürt grupların İran’a saldırmasını, böylece Irak ve İran’da Kürt-Arap, hatta Kürt-Türk savaşının başlamasını, bunlar olurken Suriye’nin bir bölümünü, Lübnan’ın yarısını, Batı Şeria ve Gazze’yi ilhak etmeyi bu kaosun temeli ola­rak görüyor. Kendisine sorarsan şahsi hiçbir beklentisi yok. Amacı “büyük İsrail devleti­ni kurmak”! yersen tabii ki. “Büyük sahtekar”.

Kara operasyonu yeni Vietnam olur

ABD’nin, İran’da aylar sürecek kara ope­rasyonlarına girişmesi, Netanyahu’ya istedi­ğini tamamen vermek demek. ABD yeni bir Vietnam ile karşılaşabilir. ABD niye Netanya­hu’nun peşinde o zaman? Epstein olayı der­sem cevap vermiş olur muyum bilemedim. Yukarıda Netanyahu için yazdığım kişisel mecburiyetlerin Trump için de geçerli ol­duğu kanısı giderek güçleniyor.

ABD bataklık üzerinde yürümeye zorla­nırken, ipleri kimin çektiğini anlamak ve an­latmak her zamankinden daha zor ama daha önemli hale geliyor.


© Dünya