Trump’ın gözü Venezuela’dan sonra hangi tarım ülkesinde
Biz buralarda gıda enflasyonu, çiftçi gelirleri, ihracat sorunları, don/kuraklık problemleriyle uğraşırken. ABD, elini kolunu sallayıp pazardan domates alır gibi dünyanın doğal kaynakları en zengin ülkesinin başkanı Nicolas Maduro ve eşini alıp ABD’de bir de mahkeme karşısına çıkardı. Uzmanlara göre, durumun izahı uluslararası hukuk açısından imkânsız. Hukuki değil, ahlaki değil, etik değil, yasal değil. Filistin’de Müslümanlara, Venezüela’da Hristiyanlara kötülüğün dini de inancı da yok.
Dünyanın eli kolu bağlı, Güney Amerika ülkeleri sıra acaba biz de mi diye düşünüyor. Yoksul ve zengin kaynaklara sahip ülkeler acaba bize de yapar mı diye korkuyor. Zenginler hiç bulaşmayalım şimdi tadımız kaçmasın diyor. 2026’nın insanlığa mesajı “eğer yeteri kadar askeri gücünüz yoksa güçlü bir devlet ve lideriniz yoksa otoriter bir rejimseniz, kaynaklarınız zengin ise” her an başınıza bir iş gelebilir. Yaşananları tek bir liderin kararı ya da bir ülkenin agresif tavrı olarak okumak eksik kalır. Venezuela Örneği, bir liderin yargılanmasından çok devlet kapasitesi zayıf ülkelere yapılan mobingi gösteriyor.
Venezuela devlet başkanının hapishane kıyafetleriyle fotoğraflarının boy boy servis edilmesi sadece bir hukuk dramı değil modern dünyanın güç sarhoşluğu, kaynak yaratma zorunluluğunun göstergesi. Trump’ın motivasyonu gayet basit. Ülkenin petrole ihtiyacı var, en yakın ve en çok petrol Venezuela’da var. Gidip alalım. Vaktiyle seferler düzenleyen imparatorlukların yaptığı gibi. Şimdi ganimetlere savaşmadan “korkuyla” el konuluyor.
Dünya petrolünün yüzde 20’si onlarda ancak saadet........
