Öcalan’ın Türkiye İçin Geciken Hizmeti
Yıl 1999… Abdullah Öcalan’ın, Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirildiğinde uçakta söylediği ifade bugün yeniden hatırlanmaya değer: “Türkiye bana bir şans daha verirse, Türkiye’ye hizmet etmeye hazırım.” Bu sözün ne kadar samimi olduğunu, bu düşüncenin ne zamandan beri kafasında bulunduğunu elbette bilemeyiz. Ancak bugün geriye dönüp baktığımızda asıl sorulması gereken soru şudur: Eğer Öcalan gerçekten Türkiye’ye hizmet etmek istediyse o hizmet neydi nasıl bir hizmet yapacaktı? İkincisi Türkiye neden bugüne kadar bu ihtimali ciddi biçimde değerlendirmedi? Elbette burada geçmişi unutmak, yaşanan acıları görmezden gelmek veya PKK’nın silahlı eylemlerini meşrulaştırmak söz konusu değildir. Tam tersine, Türkiye’nin bu meseleyi konuşurken hem geçmişin hesabını hem de geleceğin siyasetini aynı anda görebilmesi gerekir. PKK, 1970’lerin sonunda ortaya çıkan ve uzun yıllar boyunca Türkiye’nin güvenlik sorunlarının merkezinde yer alan silahlı bir örgüttür. Örgütün eylemleri sonucunda binlerce insan hayatını kaybetmiş, Türkiye büyük bir toplumsal ve ekonomik bedel ödemiştir. Kürdistan'da yüzlerce köyün boşaltılması, insanların yerlerinden edilmesi, ailelerin göç etmek zorunda kalması ve bölgede oluşan korku iklimi de bu çatışmanın ağır sonuçları arasında yer almıştır. Üstelik bütün bunlar “Kürt halkının özgürlüğü” ve “Kürdistan” ve Kürt ulus devleti söylemi üzerinden yürütülmüştür.
Kürtlerin ayrı bir ulus devlete sahip olması… Sınırları belli, bayrağı belli bir devlet kurulması… Ve bu siyasi projenin merkezinde Abdullah Öcalan’ın bulunması. Örgütün propaganda dili uzun yıllar boyunca bu hedef etrafında şekillendi. Gençler bu ideal uğruna örgüte katılmaya çağrıldı. Kimi gönüllü olarak katıldı, kimi ise baskı, tehdit ve korku ortamının etkisiyle örgütün saflarında yer aldı. Fakat bugün gelinen noktaya baktığımızda, Öcalan’ın,........
