Mis çiçekleri
Ben doğduğumda Kıbrıs bir İngiliz kolonisi idi ve ben de bir İngiliz vatandaşçığı idim; her ne kadar bunun bilin-cinde olmasam ve kendimi münhasıran Türk saysam da.
Hayatımın ilk dört beş yılını babamın orman bekçiliği yaptığı Trodos Dağı’nın kuzey eteğindeki Dillir-ga’da, Roişa (Yağmuralan) Köyü'nde geçirdim.
Ortasından yaz kış akan bir dere olan Roişa, çam orma-nının içine saklanmış küçük bir köydü. Köylülerin hepsi Türk’tü ama Rumca konuşurlardı. Oynadığım çocuklar-dan öğrendiğim Rumcam Türkçemden iyi idi.
Annem Hristiyan ve Rum oldukları için Rumları sev-mezdi, inatla Rumca öğrenmedi ve Rumlarla karşılaştı-ğında bildiğini bildiğim “günaydın,” “hoş geldiniz,” “güle güle,” gibi birkaç basit kelimeyi de ısrarla kullan-madı. Bir gün okuldan eve geldiğimde ona Rumca konu-şunca bana anısı silinmeyen bir dayak attı.
Babam Rum kadar iyi Rumca konuşurdu. Karpaz’ın Lit-rangomi (Boltaşlı) köyündendi. Litrangomi’de Rum........
