menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konuşamadığımız İran

9 0
latest

Bugün, İran’daki gösterilerin 20. günü. Haberler çelişkili, ölümlerin sayısı, görüntüler kuşkulu. Muhaliflerin gösterileri taşkın. Rejimi destekleyenlerin gösterileri kalabalık ve kararlı. Çok defa sallansa da, her vartadan galip çıkan rejim için, bu defa tereddütler artmış durumda.

Trump uzaktan seslenmekle, rejimi sıkıştırmaya, zorlamaya devam etmekle yetiniyor.

Oğul Pehlevi, İran’ın sıkıştığı/sıkıştırıldığı her aralıkta olduğu gibi yine ortaya döküldü.

Onun bu kadar öne çıkmasının, muhalefetin ne kadar çaresiz ve alternatifsiz olduğunu gösterdiği yorumları yapılıyor.

AÇIK KAPI, DÜZ EŞİK

İran üzerine öteden beri gözlemlediğimiz bir çıplak gerçeklik var. İran’da evden sokağa açılan kapının eşiği düz. İran’da sokağa çıkarken tereddüt edilmiyor. Halkın sokağa çıkması için tahrik gerekmiyor. Onlar kendi iradeleri ile sokağa çıkıyorlar. Buna çok kez şahit olduk.

Dolayısıyla; “halk, kimin tahrikiyle sokakta?” sorusu İran’da çok anlamlı değil. Ancak, dünyanın her yerinde olduğu gibi, kalabalıklar bir kere sokağa çıkmayagörsün, istihbarat örgütleri hemen fazla mesai yapmaya, fırsatları değerlendirmeye girişirler. Göstericiler için kahramanlık şarkıları çalmaya, yön göstermeye, dünya kamuoyunun desteğini abartarak cesaretlendirmeye başlarlar. Kendiliğinden harekete geçen kalabalıklara, yola çıktıkları noktayı unutturmak, hedeflerini kaybettirmek için uğraşırlar.

Bu anlamda, özellikle provokasyon aramak gerekmese de, ölçünün kaçtığı yerleri analiz etmek işe yarayabilir. İki örnekten söz edeyim: İçerdeki öfkeli muhaliflerin camileri hunharca tahrip etmesi ve İran dışındaki göstericilerin protestoyu, İsrail bayrağı açmaya kadar vardırmaları anlamlı ipuçları verebilir.

Ayrıca;........

© Diriliş Postası