Bir kadın üç erkek popstar’a neden kimse dokunmuyor?
Sevgili dostlar.. Uyuşturucu dosyası genişledikçe hem fuhuşla hem de kumarla bir şekilde kesişme kümeleri ortaya çıkıyor.. çünkü artık bu bir yapı değil adeta bir ekosistem olmuş.. Fuhuşla, kumarla, kara parayla, şantajla ve “ünlüler vitriniyle” iç içe geçmiş bir düzen. Savcılık dosyaları açıldıkça görüyoruz ki, bu işlerin hiçbiri tek başına yürümüyor. Torbacı tek başına değil, kullanıcı yalnız değil, para asla izsiz dolaşmıyor. Bir yerden giriliyor, on yerden çıkılıyor.
Ama garip bir eşik var.
Her sabah operasyon haberleri düşüyor önümüze. Gözaltına alınanlar, serbest bırakılanlar, adli kontrolle salınanlar… İsimler tanıdık. Bazıları gerçekten şaşırtıyor, bazılarıysa “zaten biliniyordu” dedirtiyor. Sonra ne oluyor? İlgisi olmadığı ortaya çıkanlar haklı olarak ayağa kalkıyor: “İtibar suikasti yapıldı.” Evet, doğru. Kimsenin adı, delilsiz biçimde çamura batırılamaz. Buna itirazımız yok.
Ama tam da burada sorulması gereken soruyu kimse sormuyor.
Madem bu soruşturma derinleşiyor, madem savcılık fuhuş ve kumar ayağını da net biçimde dosyaya koyuyor, madem ünlüler dünyasının merkezde olduğu artık saklanmıyor… O halde herkesin bildiği ama kimsenin adını anmadığı o kapılar neden hiç çalınmıyor?
Bakın, bu ülkede magazin takip eden, kulis bilen, gece hayatını az çok tanıyan herkesin bildiği üç erkek ve bir kadın pop yıldızı var. Öyle gizli saklı isimler değil.
Üstelik bu isimlerin Cihanna lakabıyla bilinen Cihan Şensözlü sosyal medya fenomeni Sercan Yaşar ve herkesin ortak tanıdığı Mert Vidinli ile bağlantıları da apaçık ortada…
Uyuşturucu kullandıkları kulaktan kulağa fısıldanan figürler de değil. Yıllardır konuşulan, sahne arkasında, after-party’lerde, özel davetlerde adı geçen isimler. Kamuoyunda “bunu bilmeyen yok” denecek kadar bilinen dört figür.
İddia değil bu. Dedikodu hiç değil.
Enteresan olan şu: Son dalgada bu dört kapı hiç çalınmadı. Ne ifadeye çağrıldılar, ne bir soruya muhatap oldular. Oysa özellikle o kadın pop yıldızı, sadece bir ifadeyle dosyayı başka bir boyuta taşıyabilecek konumda. O çevreyi bilir, o ağı tanır, o masalarda kimlerin oturduğunu sayabilir. Onun ağzından çıkacak birkaç isim, en az on yeni kaynağa, o on kaynak da yüz farklı adrese kapı aralayabilir.
Peki neden olmuyor?
Cesaret mi eksik? Dokunulmazlık mı var? “Toplumun sevdiği yüzler” mi zırh oluyor? Yoksa bazı isimlerin dosyaya girmesi, başka dosyaların da açılmasını mı zorunlu kılacak?
Şunu açıkça söyleyelim: Bu soruşturma gerçekten temizleyici olacaksa, vitrine konan küçük balıklarla yetinemez. Sadece “şaşırtıcı” isimleri alıp, asıl merkezleri pas geçerseniz, kamuoyu bunu görür. Ve gördüğünde şunu sorar: Adalet herkes için mi, yoksa bazı sahneler hep karanlık mı kalacak?
Kimse linç beklemiyor. Kimse peşin hüküm istemiyor. Ama basit bir ifade çağrısı, basit bir çapraz sorgu, basit bir telefon trafiği analizi bile bu dosyayı başka bir yere taşır. Taşımıyorsa, orada durup düşünmek gerekir.
Bu ülkede “herkesin bildiği ama kimsenin dokunmadığı” alanlar oldukça, bu tür karanlık düzenler kendini yeniden üretir. Uyuşturucu da, kumar da, fuhuş da… Çünkü asıl mesele madde değil; korunan çevrelerdir.
Ve unutmayalım: Gerçek temizlik, en yüksek sesle alkışlanan sahnenin arkasına ışık tutabildiğiniz gün başlar.
//////////////////////////////////////////
ÖZGÜRLÜK DİLİYLE KURULAN TUZAK
TRUMP VE........
