Epstein skandalı küresel sistemi, siyonizmi vurdu!
ABD Adalet Bakanlığı’nın, Siyonist ve pedofil Jeffrey Epstein ile ilgili yaklaşık 3 milyon belgeyi içeren son açıklaması; dünya çapındaki nüfuz sahibi elitleri birbirine bağlayan şaşırtıcı bir ağın üzerindeki örtüyü kaldırdı. Bu ifşaatlar, özellikle küresel elit çevrelerde büyük bir fırtına kopardı.
Siyaset bilimcilerine göre, Epstein davasından en büyük zararı Avrupa monarşileri görecek. Nitekim dosyalarda adı geçen bir prens, bir büyükelçi, kıdemli diplomatlar ve üst düzey politikacılar görevlerinden alındı. Dikkat çekici olan ise, bu tür somut istifaların ve görevden almaların ABD’den ziyade Avrupa’da yaşanmış olmasıdır.
Para, güç ve seks üçgeninde şekillenen bu skandal; iş adamlarından bankacılara, kraliyet üyelerinden teknoloji girişimcilerine kadar pek çok ismi Epstein’ın karanlık çemberine dahil etti. Ancak bu ifşaatların ABD’deki etkisi farklı bir boyutta seyrediyor.
Skandalın, Amerikan toplumundaki siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirmesi bekleniyor. Siyasi partilerin belgeleri karşılıklı birer silah olarak kullanması muhtemel görünüyor: Demokratlar: Donald Trump ve Cumhuriyetçileri, Cumhuriyetçiler: Bill Clinton ve sözde "derin devleti" hedef alacaktır. Epstein dosyaları Avrupa'da kurumsal yıkımlara ve istifalara yol açarken, ABD’de halihazırda gergin olan siyasi atmosferi bir güç savaşına dönüştürüyor.
Jeffrey Epstein dosyasının Avrupa’da, özellikle İngiltere ve Fransa’da yarattığı yıkıcı etki, tekil bir suç hikâyesinin çok ötesindeydi. Bu dosya, bireysel sapkınlıklardan ziyade Batı elitlerinin nasıl çalıştığını, nasıl korunduğunu ve hangi ahlaki zemin üzerinde yükseldiğini görünür kıldı. Epstein, Amerikan kamuoyunda çoğunlukla “zengin bir suçlu” olarak tartışılırken, Avrupa’da mesele doğrudan sistemin kendisine temas etti.
Epstein, görünürde ABD merkezli bir figürdü ancak fiiliyatta transatlantik bir ağın parçasıydı. Londra, Paris, Monaco hattında dolaşan; aristokrasi, finans ve diplomasi çevrelerine rahatça girip çıkabilen bir isimdi. Amerika’da siyaset ile sermaye arasındaki kirli ilişki zaten bilinen bir gerçekti. Avrupa ise kendisini daha rafine, daha medeni ve ahlaki üstünlüğü olan bir merkez olarak sunuyordu. Epstein dosyası tam da bu iddiayı hedef aldı.
İngiltere’de yıkımın merkezinde Prens Andrew yer aldı. Bu sadece bir kraliyet mensubunun adının skandala karışması değildi. Epstein–Andrew bağlantısı, doğrudan taç, dokunulmazlık ve devlet sürekliliği tartışmasını başlattı. İngiliz sisteminde bir politikacının düşmesi olağan kabul edilir; fakat kraliyetin ahlaki meşruiyetinin sorgulanması, devlet geleneğinin kendisini sarsar.........
