Pornografi
“Pornografi arzu edilenin değil, gösterilenin fazlalığıdır” diye bir şey okumuştum bir yerlerde ve hemen not etmiştim.
“Yani ‘bir şeyin içinin boşalacağı kadar fazla gösterilmesi’ durumudur” diyor pornografi için.
“Her şeyi gösterdiğinde asıl arzulanacak şey tükenir” diyor.
Yani fazlasıyla göstererek eksilten.
Claude’a sordum, bunu ilk kez 1979’da Fransız bir düşünür olan Jean Baudrillard yazmış.
“Baştan çıkarmak gizem ve mesafe ister, pornografi ise her şeyi ortaya serer, saklı hiçbir şey bırakmaz ve bu da doğal olarak arzuyu öldürür” demiş.
Aklımızdaki alışkanlığından dolayı kelime cinsellik çağrıştırsa da aslında bir kültürden bahsediyor Baudrillard.
Gizemi olmayan bir şeye arzu da duyulmaz değil mi?
Çok gösterilen şey de arzulanan değil tüketilen oluyor haliyle.
Hadi nelerin bokunu çıkarmışız bir bakalım?
1991 Körfez Savaşı’nı CNN canlı yayınladı.
Babam Levent Zerren Aralığı’ndaki evimizde ordular komutanı edasıyla ekran başındaydı.
Bağdat semalarındaki ışıklar havai fişek gösterisiymiş gibi seyrediliyor ve o bombalar yok Scudmuş, yok Patriotmuş diye herkes tarafından ismiyle biliniyordu.
Işıkların öteki ucundaki şehirlerin, insanların ve hayatların mahvoluşunu oyuna çevirdiler ve biz de filim izler gibi normalleştirip seyrettik o felaketi o dönem.
Aradan otuz beş yıl geçti, benzer bir bilinçsizlik bugün Ukrayna için TikTok’ta yaşanıyor şimdi.
Gazze’den çekilen anlık görüntüler daha beş dakika geçmeden telefonumuzda.
Hatırlıyan var mı acaba, 2019’da Yeni Zelanda’daki saldırgan kilisede insanları öldürürken başına taktığı kamera ile canlı yayınlamıştı katliamını.
Pornografi sadece felakette değil, hayatın her köşesinde var artık, büyük ya da küçük versiyonlarıyla.
Hadi biraz daha kurcalayalım…
Son dakika pornografisi nasıl?
Tüm haber kanallarında kırmızı şerit yanıp sönüyor: ‘SON DAKİKA!’
Ne olmuş? Bakan yarın açıklama yapacakmış.
Reklam arasında bir ‘SON DAKİKA’ daha, neymiş? Havalar yarın soğuyormuş.
Bakan........
