menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Altı Afrikana, ortası pub, üstü meyhane

32 0
03.09.2026

Altı Afrikana, ortası pub, üstü meyhaneA

İskenderpaşa Mahallesi’nin ünlü Horhor semti, İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden biri. “…Marmara Denizi’ni Haliç’e bağlayan Horhor Caddesi, Fatih bölgesinde Bizans’tan itibaren sürekliliğini devam ettiren ve güzergâhı değişmemiş tek cadde olma özelliğini taşımaktadır. Horhor Caddesi dikleme tek caddedir. Ve günümüzde ikinci planda kalmış caddelerden biridir. Bu yol üzeri Bizans ve Osmanlı döneminde ehemmiyetini muhafaza etmiş ve kullanılagelmiştir.”

Ayrıca “…en bariz özelliklerinden biri yol üzerinde yer alan iki çeşmesiydi. Bu çeşmeler Büyük Horhor Çeşmesi ile Acı Çeşme’ydi. Artık unutulmuş ve eski ehemmiyetini yitirmiş bu iki çeşme, şeriye mahkeme kayıtlarında kâfirden kalma çeşme olarak belirtmektedir.” (bknz.)

Rivayete göre Horhor adı da bu çeşmeleri ve bölgeyi besleyen sistemlerden gelen su sesine, fetihten sonra halkın yaptığı benzetmeden gelirmiş. 

Caddeyi bir kez daha geçmek için yeni motivasyonum, Vatan Caddesi’ne açılan ucundaki bir meyhane. Çok mu şaşırttım sizi?

Ercan (Alkan, 52), Kapalıçarşı tedrisatından geçmiş, 38 yıllık mesleğinde ordinaryusluğa merdiven dayamış bir esnaf. Daha 10 metre öteden gelenin milliyetini bilip onun dilinde konuşan, bırakın konuşmayı espriler yapangillerden. Hiç aklında olmayanlara bile neler satmış neler. Yeter ki dükkâna soksun…

Kendisi aynı zamanda içki erbabı. Meyhane Köşesi’ni takip ediyormuş, Instagram mesajıyla laf attı. Ben de haliyle girdim dükkâna. Rakı sofralarından fotoğraflar, meyhane ve içki kültürüyle ilgili yazılar paylaşmalar, samimi mesajlar… 

Gıyaben arkadaşlığımız birkaç aydır sürüyordu. Bir keresinde iş çıkışında bazen uğradığı Metro Ocakbaşı & Pub’dan fotoğraflı mesaj gönderdi. İlkin sokak lezzeti avcısı Paul’den (Benjamin Osterlund) duymuş, listeme almıştım burayı geçen yıllarda. Ulaşımı da kolay.

Eh artık gideyim bari…

Ercan’a mesaj attım, “Bir saate kadar Metro Ocakbaşı’ndayım, eşlik etmek ister misin?”

“Abi 7-7.15 gibi dükkânı kapatacağım, 15 dakika da yol.”

Daha şimdiden pek iyi anlaştık. O da benim gibi “Ajandama bakayım” demeyen son dakikacılardan. 

Ondan 1,5 saat önce oradaydım. 

Bira sarısı tabelasındaki tam adı Metro Ocakbaşı Restaurant & Pub. Meydana bakan iki katlı bir mekân. Giriş katı daha birahane havasında, masalar örtüsüz. Masa seçmeden önce üst kata da çıktım, oradakiler örtülü ama belli ki olay girişte cereyan ediyor. Hatta bir de bodrum katı varmış sonradan öğreneceğim, orası başka bir havadan çalıyor, anlatacağım.

Galiba yoğun servis öncesi personel yemeği saatine geldim, salon sonundaki mutfağın önüne gidene kadar ilgili aradım. Olumsuzluk olsun diye söylemiyorum, oluyor öyle. Biraz beklesem n’olur. Benim derdim, uygun masayı göstersinler, yerleşeyim. Yoksa yemeklerinin bitmesini de beklerim. 

Boş masaların herhangi biri olabilirmiş, rezervasyonlu çalışmıyorlar. Girişin hemen sağındaki, salona dik manzaralı masaya oturdum. Arkamda bira kasaları, bar, sol duvar dibinde dört sıra masa, barın önünde iki, kolonun arkasındaki mutfağın önünde bir masa daha var. Şahe........

© Diken