BEHLÜL DÂNÂ: AKILLILARIN DELİ DEDİĞİ BİLGE...
İnsanlık tarihi, akıllı görünmesine rağmen aklını kullanamayanlarla, deli zannedildiği hâlde hikmet sahibi olan insanların örnekleriyle doludur. Bunlardan biri de Abbâsîler döneminde yaşamış, nükteleriyle insanları güldürürken düşündürmüş, nasihatleriyle hükümdarları bile muhasebeye davet etmiş olan Behlül Dânâ'dır. Onu tanımayanlar deli, anlayanlar veli, sözlerinin derinliğine ulaşanlar ise bilge olarak görmüştür. Ancak Behlül'ün tarihî şahsiyetiyle hakkında anlatılan menkıbeleri birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü onun adına anlatılan her olayın yaşandığı kesin değildir. Bununla birlikte asırlardır anlatılan hikâyeleri, insanlığın değişmeyen ahlâkî sorunlarına ışık tutmaktadır.
Behlül Dânâ'nın yaşadığı dönemde Abbâsî Devleti ihtişamlı günlerini yaşamaktadır. Saraylar, servetler, makamlar ve büyük bir saltanat vardır. Hârûnürreşîd gibi güçlü bir hükümdarın bulunduğu bu dönemde Behlül, dünya nimetlerine mesafeli duruşuyla tanınmıştır. Rivayetlere göre kimi zaman sokaklarda dolaşmış, kimi zaman mezarlıklarda oturmuş, kimi zaman da çocuklarla oyun oynamıştır. İnsanlar onun davranışlarını garipsemiş, fakat konuşmaya başladığında söyledikleri karşısında hayrete düşmüşlerdir. Çünkü Behlül'ün sözlerinde gösteriş değil hakikat, menfaat değil hikmet, korku değil cesaret vardır.
İnsanların en büyük yanılgılarından biri, sahip oldukları imkânları kendi şahsiyetlerinin büyüklüğüyle karıştırmalarıdır. Makamı büyüyen kendisini büyük, serveti artan kendisini değerli, çevresi genişleyen kendisini güçlü zannetmektedir. Hâlbuki makam insanı büyütmez, insanın şahsiyeti makamı değerli kılar. Servet insanı itibarlı yapmaz, servetin nasıl kazanıldığı ve nerede........
