We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İpek Bilgin’e merhaba!

9 5 0
11.06.2019

“İstanbullu Gelin”i üç sezon seyrettikten sonra çok şükür noktaladık. Herkesin “gaza”sı “mübarek” olsun. Çok yavaş giden, sonsuz yinelemelerle insana geviş getirten, böylece en az bir sezon gereksizce uzatılmış bir çalışmaydı. İyi rating yaptığı için, senaristler, “karizmayı çizdirme”ye karar vermişlerdi anlaşılan. Dizi sektörü krizdeyken, herkese para kazandıran bir çalışmayı kısa kesmek akılsızlık olurdu. Senaryoda –dizilerin pek çoğunda gördüğümüz- saçmasapan “sapma”lar yer almadı diyemeyeceğim, ama yine de olay doğru dürüst toparlandı sonunda.
Dizinin üç sezon sürmesinde en büyük etken, tüm oyuncuların düzeyli yorumlar sunmuş olmasıydı. Yapaylığa, gösterişe kaçmadan, karakterlerden her birinin özelliklerini baştan sona tutarlı biçimde yansıtmayı beceren, nitelikli oyunculuk, dizinin öyküsünü roman tadına büründürmeyi başarmıştı. Öykünün belkemiği olan Esma Boran’da ise İpek Bilgin’in, rolü “sahici” kılmaktaki hüneri en büyük alkışı alıyordu. O etkileyici Bursalı hanımefendinin cenaze arabası kentin sokaklarından geçerken, iki yana birikmiş olan halkın onu gerçek bir hüzün, sevgi ve saygıyla selamlayışından, hiç kuşkusuz İpek Bilgin’in oyunculuğuna da pay çıkıyordu.
İpek (Çalışkur) Bilgin hiçbir zaman kendini sahne ışıkları altında ön düzeye çıkarmaya meraklı bir sanatçı olmadı. Onu 1980’li yıllarda ilk tanıdığımda, kırmızı saçlı küçük bir kız çocuğunun (Çağ Çalışkur’un) annesiydi. Bale kökenli olduğunu........

© Cumhuriyet