Silivri-İran hattında demokrasi ve ekonomi
Hayatımız içeride de zor dışarıda da… Silivri’de İBB davası bize, demokratik bir adalet düzeninde en önemli konulardan birinin “yargılanan kişinin kendini savunma hakkı” olduğunu tekrar hatırlatıyor. Ne yazık ki, Silivri’de bunun yaşama geçmesi inanılmaz zor, engebeli arazide ilerlemeye çalışan bir “tekne” gibi, demokratik teamüllere ve hukuk devleti prensiplerine uygun olarak yaşama geçmesi neredeyse imkânsız. Davanın canlı yayında izlenebilmesi ilginç bir şekilde yalnız CHP’nin değil, Bahçeli’nin de sürekli talep ettiği bir başka ütopik hayal! Birinci gün konuşturulmamaya çalışılan Ekrem İmamoğlu yine her türlü tehditle yüzleşerek direndi. Salonun boşaltılması istendiğinde Özgür Özel ‘in arkadaşlarıyla bunu tartışmaya mahal bırakmadan reddetmesi, çok kritik ve alkışlanacak bir tavırdı. Yine toplum vicdanını rahatsız edecek şekilde gizli tanıklarla ilerleyecek olan bu davaya, İmamoğlu’nun mertçe sözleri şimdiden damga vurdu! İddianameyi “iftiraname” olarak nitelendiren CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı, yine “dimdik ayaktayım” mesajını dosta düşmana verdi. Batının da kendi medyasıyla bu kadar yakından izlediği bir davada, İmamoğlu cezaevine alınırken Mart 2025’de Merkez Bankası’nın milyarlarca dolarlık rezervini çöpe gittiğini unutmadığımız gibi, şimdi bu yargılanma sürecinin de ayakta duramayıp çökmesi, her an Türkiye’yi tehdit eden yeni bir ekonomik krizi tetikleyebilir. Umarım bu tekrar yaşanmaz. Bu dava etrafında oluşan her tartışmayı, cümleyi ve satırı tabii ki yakından izleyeceğiz. Halkın büyük sevgisi ile görkemli bir şekilde direnişini sürdüren İmamoğlu yargılanma sürecinden sonra adalet yerini bulduğunda inanıyorum ki cezaevinde geçirdiği bu sürenin karşılığını hem oya dönüşen halkın teveccühü hem de siyasi güç olarak elbette fazlasıyla alacak, demokrasi tarihimizin en net hatırlanacak sayfalarına kalıcı şekilde yerleşecek.
İRAN HALKI KORKUNÇ KISKAÇLA MÜCADELE EDİYOR!
Şu anda dünyanın en hazin gerçeklerinden biri, demokrat ve aydın görüşlü İranlılar’ın iki kıskaç arasında yaşamaya zorlanmaları… Bir yandan emperyalist bir ülke, İsrail gibi bir terör devletinin baskısıyla üzerlerine bomba yağdırıyor, belki askerdeki kardeşleri, çocukları ölüyor, bombalanan yerlerde anneleri, teyzeleri yok oluyor… Diğer yandan İran’ın Ayetullahçı molla rejimi, daha şurada bir – iki ay öncesine kadar özgürlük ve demokrasi arayışında en doğal hakları olan sokak gösterileri yapan halka karşı, en sert silahlı yöntemleri büyük bir şiddet sarmalı içinde kullanarak on binlerce İranlıyı gözü kapalı bir şekilde ölüme yolluyordu. Şimdi ne Şah rejiminde ne Humeyni rejiminde ne de daha sonraki Ayetullah Ali Hamaney dönemlerinde, sittin senedir uzaktan yakından huzur görmemiş İran halkı, kendisine “ölümlerden ölüm beğen” diyen kendi hükümetinin dışında, bir de İsrail-Amerikan saldırısı ve bombalarıyla savaşmak durumunda! Lütfen biraz empati ile kendinizi onların yerine koyun… Düşünün ki mantık ve bilincini kaybetmiş bazı İranlılar Amerika’da, Kanada’da ya da Avrupa’da en şuursuz şekilde bombaları alkışlayarak akrabalarının, arkadaşlarının ana vatanlarında yok edilişini alkışlıyor! Allah kimseyi böyle bir duruma düşürmesin!
AMERİKA İDDİA ETTİĞİ KADAR RAHAT MI SANIYORSUNUZ?
Bakın Trump’ın takındığı tavır şöyle: “Biz dünyanın en güçlü ülkesiyiz. Bu savaşı İran’ın her gücünü yerle bir ederek kazanacağız!” Bir de hemen arkasından........
