menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Barış Yokuşu

34 5
26.02.2026

İmralı'dan yapılan 27 Şubat çağrısının üzerinden geçen bir yılda beklenen somut adımlar atılmamasına rağmen Kürt siyasal hareketi masayı devirmeye teşebbüs etmedi. Fiili durum yaratma alışkanlığına sahip iktidar geleneğinin, hiç değilse şimdilik maksimalizmden imtina etmesi diyalog ortamının sürmesi açısından nispeten kolaylaştırıcı bir faktör. Günbegün görüldüğü gibi kurumsal yapı çatışma döneminde ortaya çıkan kuvvetli teyakkuz halinden vazgeçmiş değil. Üstelik gereğinde teyakkuzu toplumsallaştıracak aygıtlar alabildiğine faal. Sınır aşırı yaşam alanı arayışından vazgeçildiğini gösteren işaretler sınırlı. Buna mukabil, taraflar bakımından memnun edici olan ama henüz yasalarla güvencelenmemiş bir fiili durumun içindeyiz, doğası gereği geçici bir ara dönemin. Çatışma ve ölüm döngüsünün kırılması ile birlikte sudan sebeplerle kriminalize edilmeksizin yasal faaliyet yürütebilmek ara dönemin en belirgin sonuçları.

Görüldüğü kadarıyla Kürt hareketi, barış stratejisi doğrultusunda politik-örgütsel reorganizasyonla meşgul. Politik uzlaşma çabasının öncekilerden farklı olarak taktik değil stratejik düzeyde olması, meşguliyetin katalizörü. Farklı ülke deneyimleriyle kıyaslandığında Kürt hareketinin yapısal dönüşümünü kadro kaybı yaşamadan gerçekleştirmesi önemli bir avantaj. Varsayılan veya beklenen kopuşların olmaması, 1999 sonrasında alan açılan özgürlükçü sosyalizm arayışlarının olgunlaşmasıyla da ilgili. 27 Şubat açıklamasında belirtilen kanaatlere kaynaklık eden yaklaşımın evveliyatı uzunken esası sade: Kurumsallaşmalara imkan tanımaksızın geleneksel ikili karşıtlıklar üreterek ilerleyen sınıf savaşı tezlerini geride bırakarak düşmansız ilerleme ve kimseye düşman olmama anlayışı. Üretilen tarih ve toplum teorisinin ortaya çıkış gerekçesi genellikle politik durumlar ve ihtiyaçlar. Hatırlanacağı gibi Marx benzer bir eğilimi taşımış, bazen teoriyi fazlasıyla esnetmiş, pratik politik düzlemi her halükarda gözetmişti. Bilinen Marksist ve sosyalist adların hemen hepsi bu tip adımlar attı ki Lenin piyasaya alan açan NEP’e [Yeni Ekonomik Politika] dahi müracaat etti. Dolayısıyla ne geleneksel Marksist Leninistlerin olumsuz içerik atfederek iddia ettiği kadar ne kendisinin aşıp geçme iddiası ölçüsünde Marksizmin uzağında, Kürt hareketi. Haliyle Marksizmin imkanları kadar sorunlu yanları oraya da sirayet etmiş halde.

Modern zamanlarda “insan insanın kurdudur” kalıbıyla popülerleşen, doğadaki savaşı topluma ve tarihe uyarlayan, Blanqui üzerinden toplumsal sol hareketlere aktarılan, Marx’ın vecizeleştirme maharetiyle marksizme geçen “tarih sınıf savaşı tarihidir” ifadesinden uzaklaşmak, Kürt hareketinin toplumsal örgütlenme kapasitesini artırma stratejisini güçlendiriyor. II. Enternasyonal ekolü Marksizmdeki diğer kurucu teorik girdi olan “üretici güçler teorisi” ile iş görünce “demokratik sömürgecilik” gibi değerlendirmelere varan türlü arızalar ortaya çıkmıştı. Politik- örgütsel bir ayrımın ardından örgütlenen III. Enternasyonal’de buluşan partilerse çatışmacı içeriği ve her meseleyi iktidar sorununa bağlayan indirgemeciliği hasebiyle “tarih sınıflar savaşı tarihidir” yaklaşımını tuttu ve oraya bağlandı. Birinden uzaklaşırken diğerine yaklaşmak yerine tezleri ortaya çıkaran zihin dünyasına eleştirileriyle Kürt hareketi, dönemin diğer önemli adları kadar Marx’tan da etkilenen ama Marksist olmayan bir sosyalizm anlayışını deniyor. 20. yüzyılın sonundaki devasa yıkımdan edinilen tecrübenin bu gibi girişimleri tetiklediğini düşünebiliriz. Aynı yolu benzer bir mantıkla yürümek yeni yıkımları çağırmak demek çünkü.

Özgürlük arayışları, komünal eğilimler, dayanışma metotları binlerce yıllık geçmişe sahip. Marksizm bu tarihsel akış boyunca üretilen önemli tekliflerden biri. Terkibe dayandı, bu sayede pek çok söz üretebildi ki bunların önemli bir bölümü hâlâ dikkate değer. Sözgelimi Şeyh Bedreddin hareketi de kendi dönemi bakımından öyleydi, istenirse aralarında çeşitli bağlar kurulabilir. Tabii yakınlık arayışı zorlamamak, anakronizm tehlikesine düşmemek kaydıyla. Zira farklı zamanlarda farklı yordamlara sahiplerdi. Ama özgürlükçü eğilimler başka başka coğrafyalarda değişik isimler almakla birlikte ortak ilkelere sarıldı, eşitlik ve dayanışma gibi… Marksist veya değil, sosyalizm tekliflerinin çoğalması, eşitlikçi komünal çekirdek etrafındaki tartışma zeminini güçlendirir, parkuru genişleterek imkanlarını artırır. Kürt siyasal hareketinde merkezi bir konuma yerleşen “komün” vurgusu olumlu çağrışımlara sahip. Buna karşın yeterince tartışılmamış başlıklar arasında. Ne yakın geçmişteki Paris Komünü deneyimi ideal örnek ne binlerce yıl önce görülmeye başlanan komünal eğilimler. Dünyanın bugünüyle rezonansı mümkün olmayan o tür tecrübeleri prototip değil de doğrudan ilham kaynağı saymak zor. Marx’ı romantik itirazcı olmaktan kurtaran da geçmişi yüceltmeyen gelecek ufkuydu. Ancak onda, hiç değilse........

© Birikim