menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Casusluk davasının anatomisi

82 0
19.05.2026

Silivri’de geçen hafta (11 Mayıs) başlayan ve üç gün boyunca devam eden ‘’casusluk’’ kumpası davası, daha ilk celsede çöktü. Siyasal İslamcı iktidarın 24 yıllık kazanımlarını kalıcılaştırmak ve ömrünü uzatmak için kalkıştığı 19 Mart darbesinin ikinci etabı olan ‘’casusluk’’ davasında, onlar bizi değil, biz onları yargıladık.

Emperyalizm ile kirli bir işbirliği içinde olan halk düşmanlarının yurtseverleri casuslukla yargılayamayacağını ilan ettik. Ben bir ‘’karşı iddianame’’ olarak duruşmada açıkça tanımladığım savunmamda, bu tavrı netlikle ortaya koydum. Ekrem İmamoğlu siyasal bir savunma yaparak, hesap sorulacağını ve darbeciliğin zaman aşımı olmayacağını belirtti. Necati Özkan’da benzer bir savunma yaptı. Davada inisiyatif bizdeydi.

DEVLETE ÇALIŞMIŞ

Davanın sürprizi Hüseyin Gün oldu. Gün itirafçı olmadığını belirterek, kimseye ‘’casusluk iftirası’’ atmadığını söyledi. Etkin pişmanlık başvurusu yapmadığını, savcının bu konuda kendisini yönlendirmeye çalıştığını ifade etti. Davası 2014-17 arasında Türkiye adına yurtdışında lobi faaliyeti yürüttüğünü, bu konuda Fuat Oktay imzalı bir yetki belgesi bulundurduğunu da açıkladı. Daha önce başkanlık müsteşarı olan Fuat Oktay, bilindiği gibi 2023 yılı Mayıs ayına kadar Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmıştı. Halen AKP’den Milletvekili. Gün ayrıca FETÖ’ye karşı mücadelede de görev aldığını belirtiyor ve kendisini Jön Türk felsefesine inanan bir Atatürkçü olarak tanımlıyor.

Hüseyin Gün, savcılığın ‘’etkin pişmanlık’’ diye nitelendirdiği ifadesinde ise (ikinci ifade) ne kendisinin casus olduğunu kabul ediyor ne de bizi suçluyor. Bu tutumunu mahkemede de sürdürdü.

Yani hiç birimiz gerçek anlamda tanımadığı bir iş insanı olan ve teknoloji yatırımcılığı yapan Gün, deyim uygunsa ‘’devletin adamı’’ çıktı. Ancak bir dönem hizmet ettiği bu devlet onu harcamıştı! Gün bunun nedenini anlamaya çalışıyordu. İngiltere’de yetişmiş felsefi ve ideolojik bakımdan AKP’li olmayan seküler milliyetçi bir profil çiziyordu.

AMAÇ TELE1’İN SATILMASIDIR

Dolayısıyla biz (özellikle ben) onu değil daha çok Tele1 izleyicisi ve destekçisi olan manevi annem dediği, Atatürkçü (laiklik hassasiyeti yüksek) yaşlı bir kadın olan ve 2022’de yaşamını yitiren Seher Alaçam’ı tanıyorduk. Gün’ü Seher Alaçam aracılığıyla ile tanımış denk geldikçe ayaküstü 5-6 kez gündeme ilişkin sohbet etmiştim, o kadar. Zaten kendisi de farklı bir şey söylemiyor ifadesinde.

Duruşmanın ayrıntılarına girmeyeceğim, çokça haber yapıldı, hakkında yazılar yazıldı, yorumlar yapıldı, televizyon programlarında tartışıldı.........

© Birgün