Bilmeyen okurlarımız için açıklayalım; Köşe yazılarımızı gazetede yayımlanmadan bir gün önce yazar ve iletiriz. Ertesi gün okurlarla buluşan gazetemizin hazırlığı ve matbaaya gönderilmesi bir gün öncesinden akşam saatlerinde tamamlanır. Gazetenin ilk nüshası yazarlar ile paylaşılır. Son tetkikler yapılır. Yazım hataları tashih edilir. Bu yazımızı salı yani dün kaleme aldık. Fikriyatımızı kaleme alırken üzerinde yazdığımız konu ile ilgili son dakika sıcak gelişmeleri olabilir. Bu sebeple tespitlerimizi yaparken, iddialarımızı sıralarken azami ölçüde dikkatli olmalıyız. Genelde öngörülerimiz ve beklentilerimiz tutar. Zira itimat ettiğimiz diyalektik terazi sağlamdır ve doğru neticeler sunar. Ama ve lakin bazı pürüzler, müdahaleler ve hesaplar değerlendirmelerimize çomak sokabilir ve olması gerekeni geciktirebilir. Ham meyvenin olgunlaşması, mecburiyetlerin tercihlere üstün gelmesi ve şartların uygun hale gelmesi için arzulanan zaman dilimi uzayabilir. Ancak son merhalede olması gereken hâsıl olur.

Raydan çıkmış, freni patlak kamyon misali nereye evrileceği namalum (belirsiz) ve savaşın eşiğine gelmiş, Türkiye-Suriye ilişkilerini iyileştirmek için sabırla ve inatla mücadele ettik ve etmeye devam edeceğiz. Bu sebeple çirkef saldırılara ve kumpaslara maruz kaldık. Fitne ve iftiralarla boğuştuk. Düşmanın operasyonları ve kumpasları yetmedi dost kılıklı, Suriye savaşına karşı görünümlü böceklerin saldırılarına uğradık. Yılmadık. Vatan ve millet söz konusu olduğunda gerisi sadece teferruattır dedik ve yolumuzda daha kararlı yürüdük. İt üredi kervan yürüdü. Şer odaklarını ve kötü niyetli kalpleri mutsuz ettik. Suriye’ye dayatılan terör savaşına karşı kalemimiz ile mücadele ettik. Ülkemde ve birçok yabancı ülkede onlarca panel, seminer ve konferansta Suriye meselesini konuştuk. Uyardık ve bilgilendirdik. Bu savaşta Türkiye’nin ABD, NATO ve İsrail’in yanında yer almasını eleştirdik. Basın açıklamaları yaptık, protesto mitinglerine katıldık.

Bu savaşın Suriye’yi etnik ve mezhep temelinde bölmek istediğini anlattık. Irak ve Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin parçalanması ile eşdeğerde olduğunu tespit ettik. Bölgenin Filistinleştirilmesi, Lübnanlaştırılması, Iraklaştırılması planının Suriye ve ardından ana hedef olan Türkiye’ye dayatılacağının altını kalın çizdik. Ankara’nın içinde yer aldığı bu projenin bindiğimiz dalı kendi elimizle kesmek olduğunu anlattık. Amacın 100 sene önce yürürlüğe konulan ve Anadolu, Şam, Irak ve Mısır’ı hedef alan Emperyalist-Siyonist Sykes-Picot programının Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) eliyle yeniden uygulandığını yazdık.

Mustafa Kemal’in vefatından sonra yürürlüğe konulan, kuşatılmış, tüm kılcal damarlarına girilmiş, teslim alınmış ve egemenliği müstevli devletlere tevdi edilmiş Türkiye’nin içinde debelendiği konumdan çıkması için Türk milletinin silkelenmesi ve üzerindeki ölü toprağı atması gerektiğini söyledik. Mustafa Kemal’in Balkan ve Şam coğrafyasının Anadolu’nun güvenlik sigortası ve oksijen kaynağı olduğunu tespit ettiğini ve Türkiye’nin her iki diyar ile sağlıklı, güvene dayalı ve güçlü bir münasebetin inşa edilmesi gerektiğini tarihi derslerle öğrettiğini hatırlattık. Sadece bu bir neden uğruna 22 sene önce Türkiye-Suriye Dostluk Hareketini başlattık.

2007’de Sayın Esad tarafından Ankara’da Türkiye’ye sunulan Beş Deniz Beş Ülke Projesinin gerçekleşmesi halinde bunun bir devrim niteliğinde olacağını söyledik. Türkiye-Suriye öncülüğünde Irak, Azerbaycan ve İran’ı içine alan bir blokun bir ağır sıklet merkezi olacağını ve bu kutbun yükselen Çin-Rusya merkezli BRICS kutbu ile Batı kutbu arasında Avrasya Ana Kolonu kutbunu teşkil edeceğini tespit ettik. Bunun olması için tüm imkânların seferber edilmesi gerektiğini anlattık. Bu yelpazeyi genişlettik ve Türk-Arabi Dostluk Hareketini kurduk. Manevi ve maddi tarihi tespitlere uygun olarak genelde Şam Coğrafyasının özelde Suriye’nin işgal ettiği konumu ve bunun Anadolu için taşıdığı ehemmiyeti izah ettik. Manevi olarak Hz. Muhammed’in Kabe’nin Yeminine (sağına) düşen Yemen ile Şimaline (soluna) düşen Şam’ın mübarek olduğunu söylediğini hatırlattık. Maddi olarak Yemen ve Şam Coğrafyası ile saygı ve muhabbet içinde olanların yıldızlaştığını ve muvaffak olduklarını, düşmanca, talan ve yağma arzusuyla, işgal ve bölme hedefiyle gelenlerin iflah olamadıklarını tarihi örneklerle sunduk.

Moğol istilasından, Haçlı işgallerine, son yüzyılın olaylarından günümüze kadar yaşanmış olan olaylar dizelgesi akıllıca tahlil edildiğinde bunun ne derece sabit ve doğru olduğunu gören gözler, açık zihinler telakki eder. Maalesef yabancı devletlerin projelerinde görev alanlar, çıkarlarını müstevli devletler ile özdeşleştirenlerin aklı yerine getirmesi gerekenler değillerdir, görevleri vardır. Ankara, 2010’dan sonra bilfiil yürürlüğe giren BOP içinde görevliydi. Bu görevin kendisine hayır getirmeyeceğini, kullanıldığını ve işi bitince rafa kaldırılacağını yazdık. Kendilerine hizmette kusur etmeyen Menderes’e yaptıkları ihaneti ve kurdukları kumpasın bir benzerini Erdoğan için yapacaklarını tespit ettik. Bu konuda ayrıntılı yazdık. 2013’ten sonra Erdoğan ile ilişkilerindeki ilk kırılma hâsıl oldu. Erdoğan için tercihler yerine mecburiyetler devreye girdi.

Erdoğan hükümetini iktidar yapan mahfillerin kan kaybetmekte olduğu, ABD ve Batı Dünyasının krize girdiği, toplumsal çürümenin bir ekonomik, siyasi ve askeri çürüme ile paralel yürüdüğü, Biden hükümetinde görev alan şahısların kokuşmuş hayat tarzları, İngiltere’yi yöneten ve şu an yönetmeye talip olanların hangi şehirlerin hangi ülkeye ait olduklarını bilmeyecek kadar zır cahil olmaları, Almanya’da iş başına getirilen SPD, Yeşiller gibi solakların faşist-ırkçı zihniyetleri, savaş, işgal ve askeri politikaları, İsrail’de rüşvet sarmalı, cinsel istismarlar bu çürümenin tüm vücudu çürütmeye başladığına delalet oldu. Balık baştan kokar ve Dünyaya nizam vermek isteyen baş kokuşmuştu.

On bin yıllık medeniyet ve keşifler diyarı İngiliz afyon operasyonu ile uyuyan sarı ejderha Çin’in uyanması, sadece 1949 yani 73 sene önce Dünyanın en yoksul ve en geri coğrafyası olan Çin’in muazzam dönüşü, çözülen ve dağılan Sovyet Rusya’nın küllerinden yeniden doğuşu, İran, Irak, Lübnan ve en nihayetinde başat ülke Suriye’nin ortaya koyduğu tarihi diplomatik ve askeri mücadelesi ile Türkiye’nin anti-Emperyalist devrimci ve milli kuvvetlerin emeği Ankara’nın tercihlerini dönüştüren mecburiyetlerdi. Suriye tezkeresi Meclisten çıktığında bunun Suriye ve bölge için hayırlı olacağını söylemiştik. Diyalektik felsefenin temel kurallarını bilmeyen, zıtların birliği mantığına yabancı ve mecburiyetlerin tercihlere galip geleceği gerçeğine la-müdrik beyinler ile hükümete haklı sebeplerden mütevellit şüphe ile bakanlar bu tespiti neden yaptığımızı anlayamadılar. Bazı kesimler samimi duygularla bizi eleştirdi veya izahat istedi. Kötü niyetliler bunu saldırıları, kumpasları ve iftiraları için bir altın fırsat olarak suiistimal etti.

İngiltere eski Başbakanı Tony Blair, Çin'in Rusya ile ortaklaşa süper güç statüsüne yükselmesiyle, “Batı'nın egemenliğinin sona erdiğini” söylemiş. Blair, "Ukrayna'dan sonra, Batı liderliği için hangi dersler?" başlıklı bir konferansta yaptığı konuşmasında, "Dünya en azından iki kutuplu ve muhtemelen çok kutuplu olacak.” demiş. Bu genel değerlendirme Batı başkentleri, medyası ve toplumunda kabul görmeye başladı. Eskiden büyükelçisi, telefonu veya küçük ölçekli memuru vasıtasıyla Suudi Krallığını parmağıyla oynatan ABD Başkanları şimdi Veliaht Muhammed Bin Selman’ın alay ettiği Biden tablosunu yaşıyor. Mısır, Suudi hanedanlığı, Arjantin, İran ve Türkiye BRİCS üyesi olmak istiyor. Bulgaristan’da Başbakan Kiril Petkov hükümetinin istifasının ardından Cumhurbaşkanı Rumen Radev, hükümet kurma görevini Bulgaristan Sosyalist Partisi’ne (BSP) verdi. BSP Genel Başkanı Korneliya Ninova , kendisinden önceki Bulgaristan liderlerinin aksine Moskova ile stratejik ilişkiler istiyor.

Batı, Ukrayna’yı ateşe attı ve üstünde tepiniyor. Afganistan’da, Kazakistan’da, Özbekistan’da, İran’da, Venezuela’da, Suriye’de acziyet içinde. Batı krizde ama halen dünyanın efendisi, taktiksel bir geri çekilme var, ABD muktedir ve pes etmez, sahayı kolay bırakmaz iddiası içinde olanların yüreklerini korku salmış. Bu korkuyu besleyen en önemli vakıa Çin-Moskova-Tahran-Ankara-Şam cephesidir. İran merkezli Dünya İslam Mezheplerini Yakınlaştırma Kurumu Genel Sekreteri Hamid Şehriyari, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Başkan Recep Tayyip Erdoğan arasında Tahran'da 19 Temmuz'da yapılacak görüşme ve müzakerelerin sonuçlarının ABD ve Batı ülkelerini 'şoke edeceğini ve titreteceğini' söylemişti. Şehriyari, "Reisi, Erdoğan ve Putin arasındaki görüşmeler Amerikan militarist siyasetini şoka uğratacak ve titretecek. Bu toplantı Washington'un hoşuna gitmeyecek, ancak biz bu tür toplantıların daha sık yapılmasını sağlamak için her şeyi yapmalıyız.” demişti.

Zirve gününde Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat’ın Tahran’da olması, refakatinde Suriye Ulusal Güvenlik Şefi Orgeneral Ali Memluk’un yer alması ve Çavuşoğlu ile aleni veya ilk etapta kapalı bir toplantıda görüşme yapacak olması ihtimali dahi sadece ABD’yi değil özellikle etnik bölücü ve solakları çok üzecek ve şoka uğratacaktır. Ayrıca bu buluşma ilk olmayacaktır. Daha önce de Sırbistan’da gerçekleşen ayaküstü sohbetin Tahran’da sağlıklı ilişkilerin temel taşlarını döşeyecek bir muhabbet kucaklaşması Türkiye ve Suriye için bayram düşmanlar için kabus olacaktır. Her şeye ve herkese rağmen Şam-Ankara birlikteliği kaçınılmazdır. Bunun için yaşayanlar tarih yazanlar olur, yaşamayanlar tarihin tozlu raflarına kaldırılır. Şam-Ankara Birlikteliği Bayramın hasıl olmasına en büyük katkıları yapan Ulusal Kanal, Aydınlık gazetesini kutluyoruz. Kurban Bayramımız, 17 Temmuz Hak, Muhammed, Ali itikadın temel taşı olan Gadir Hum Bayramımız, 19 Temmuz Tahran Zirvesi Bayramımız ve 20 Temmuz Kıbrıs Bayramımız kutlu ve bereketli olsun.

QOSHE - Tahran Zirvesi birçok bedeni sarsacak - Mehmet Yuva
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tahran Zirvesi birçok bedeni sarsacak

56 23 21
20.07.2022

Bilmeyen okurlarımız için açıklayalım; Köşe yazılarımızı gazetede yayımlanmadan bir gün önce yazar ve iletiriz. Ertesi gün okurlarla buluşan gazetemizin hazırlığı ve matbaaya gönderilmesi bir gün öncesinden akşam saatlerinde tamamlanır. Gazetenin ilk nüshası yazarlar ile paylaşılır. Son tetkikler yapılır. Yazım hataları tashih edilir. Bu yazımızı salı yani dün kaleme aldık. Fikriyatımızı kaleme alırken üzerinde yazdığımız konu ile ilgili son dakika sıcak gelişmeleri olabilir. Bu sebeple tespitlerimizi yaparken, iddialarımızı sıralarken azami ölçüde dikkatli olmalıyız. Genelde öngörülerimiz ve beklentilerimiz tutar. Zira itimat ettiğimiz diyalektik terazi sağlamdır ve doğru neticeler sunar. Ama ve lakin bazı pürüzler, müdahaleler ve hesaplar değerlendirmelerimize çomak sokabilir ve olması gerekeni geciktirebilir. Ham meyvenin olgunlaşması, mecburiyetlerin tercihlere üstün gelmesi ve şartların uygun hale gelmesi için arzulanan zaman dilimi uzayabilir. Ancak son merhalede olması gereken hâsıl olur.

Raydan çıkmış, freni patlak kamyon misali nereye evrileceği namalum (belirsiz) ve savaşın eşiğine gelmiş, Türkiye-Suriye ilişkilerini iyileştirmek için sabırla ve inatla mücadele ettik ve etmeye devam edeceğiz. Bu sebeple çirkef saldırılara ve kumpaslara maruz kaldık. Fitne ve iftiralarla boğuştuk. Düşmanın operasyonları ve kumpasları yetmedi dost kılıklı, Suriye savaşına karşı görünümlü böceklerin saldırılarına uğradık. Yılmadık. Vatan ve millet söz konusu olduğunda gerisi sadece teferruattır dedik ve yolumuzda daha kararlı yürüdük. İt üredi kervan yürüdü. Şer odaklarını ve kötü niyetli kalpleri mutsuz ettik. Suriye’ye dayatılan terör savaşına karşı kalemimiz ile mücadele ettik. Ülkemde ve birçok yabancı ülkede onlarca panel, seminer ve konferansta Suriye meselesini konuştuk. Uyardık ve bilgilendirdik. Bu savaşta Türkiye’nin ABD, NATO ve İsrail’in yanında yer almasını eleştirdik. Basın açıklamaları yaptık, protesto mitinglerine katıldık.

Bu savaşın Suriye’yi etnik ve mezhep temelinde bölmek istediğini anlattık. Irak ve Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin parçalanması ile eşdeğerde olduğunu tespit ettik. Bölgenin Filistinleştirilmesi, Lübnanlaştırılması, Iraklaştırılması planının Suriye ve ardından ana hedef olan Türkiye’ye dayatılacağının altını kalın çizdik. Ankara’nın içinde yer aldığı bu projenin bindiğimiz dalı kendi elimizle kesmek olduğunu anlattık. Amacın 100 sene önce yürürlüğe konulan ve Anadolu, Şam, Irak ve Mısır’ı hedef alan Emperyalist-Siyonist Sykes-Picot programının Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) eliyle yeniden uygulandığını yazdık.

Mustafa Kemal’in vefatından sonra yürürlüğe konulan, kuşatılmış, tüm kılcal damarlarına girilmiş, teslim alınmış ve egemenliği müstevli devletlere tevdi edilmiş Türkiye’nin içinde debelendiği konumdan çıkması için Türk milletinin silkelenmesi ve üzerindeki ölü toprağı atması gerektiğini söyledik. Mustafa Kemal’in Balkan ve Şam coğrafyasının Anadolu’nun güvenlik sigortası ve oksijen kaynağı olduğunu tespit ettiğini ve Türkiye’nin her iki diyar ile sağlıklı, güvene dayalı ve güçlü bir münasebetin inşa edilmesi gerektiğini tarihi derslerle öğrettiğini hatırlattık. Sadece bu bir neden uğruna 22 sene önce Türkiye-Suriye Dostluk Hareketini başlattık.

2007’de Sayın Esad tarafından Ankara’da Türkiye’ye sunulan Beş........

© Aydınlık


Get it on Google Play