menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran-İsrail hattında yeni dalga: Savaş nereye evriliyor?

14 0
10.06.2026

İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Araştırmacısı Oral Toğa, İran'ın 7 Haziran'da İsrail'e yönelik başlattığı füze saldırılarını ve bu gelişmenin ateşkes süreci ile bölgesel dengeler üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

İran ile ABD/İsrail arasındaki 8 Nisan ateşkesinden bu yana görülen ilk karşılıklı füze atışı savaşın yeniden başladığına dair düşüncelere yol açsa da gelişmeyi savaşın yeniden alevlenmesi olarak okumak yanıltıcı olabilir. Yine de tablo risksiz değildir. Hizbullah’ın İsrail'in kuzeyine roket atması ve İsrail'in Beyrut'taki Hizbullah hedeflerini vurmasının ardından İran, ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığı iddiasıyla saldırıyı kırmızı çizgi ihlali sayıp füzeyle karşılık vermiştir. Ancak her aşama ölçülü kalmış, vuruş sınırlı tutulmuş, ABD Başkanı Donald Trump ilk saatte iki tarafı da durmaya çağırmıştır.

Ateşkes taraflar için neden önemli?

Gelinen noktada ateşkes hem ABD hem de İran için önem arz etmektedir. İran konvansiyonel savaşta direnç göstererek hasmını masaya zorlamış görünse de altyapısı büyük oranda tahrip edilmiş, rafinerileri vurulmuş, gündelik hayatı aksamış bir ekonomiyi kuşatma altında ayakta tutmaya çalışmaktadır. Savaş uzadıkça yük ağırlaşmakta, belirsizlik yeniden inşayı engellemektedir. Bu nedenle İran'ın asıl sınavı cephede değil, yıkımın doğurduğu ekonomik ve toplumsal krizin yönetimindedir. Zira şimdiye dek korunan elektrik şebekesi ve petrol altyapısı hedef alınırsa maliyet kıyaslanamayacak ölçüde artacaktır. Dolayısıyla Tahran açısından anlaşma tercih değil, zorunluluktur. Ancak kendini avantajlı gördüğü bir noktada belli kazanımlar almadan da bu anlaşmaya yanaşmayacaktır.

Bu ihtiyaç teslimiyet olarak okunmamalıdır. Haziran 2025'te yaşanan 12 günlük çatışmalarda ve 28 Şubat'ta İran lideri Ali Hamaney dahil liderliğin büyük kısmının öldürülmesine rağmen sistem çökmemiş, yönetim Mücteba Hameney etrafında toparlanmıştır. Hamaney'in Devrim Muhafızları üzerindeki etkisi, devlet tecrübesi ve sahip olduğu siyasi bağlantılar, onu hem sistemi bir arada tutabilecek hem de bu nedenle kritik bir hedef olarak görülebilecek bir figür haline getirmektedir.

Dekapitasyona ve ağır tahribata rağmen ayakta kalan sistem mevcut durumu varoluşsal algılamakta ve yüksek maliyetlere katlanmaya hazır görünmektedir. Dolayısıyla Tahran, ekonomik........

© Anadolu Ajansı Analiz