We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Korona Yılının Ardından Dünya Jeopolitiği

7 0 0
01.01.2021

Her anlamda oldukça sancılı geçen bir yıl geride kaldı. Sağlıktan, ekonomiye, jeopolitik gerilimlerden iklim değişikliğine ve tükenen dünya kaynaklarının neden olduğu olumsuz sonuçlara varıncaya kadar birçok problemle sınanan dünyayı 2021’de neler bekliyor peki? Dünyanın hal-i pür melali nice olacak? Gidişat toparlanmaya ve daha iyiye doğru mu, yoksa gelen yıl giden yılı aratacak mı? 2020’de ön plana çıkan kimi gelişmelerin genel bir değerlendirmesini ve 2021’in ne getirip ne götüreceğine ilişkin beklentileri, öngörüleri yerimiz ölçüsünde değerlendirelim istiyoruz. Kuşkusuz doğusundan batısına, küresel çapta 2020 yılında en çok konuştuğumuz konu Covid 19 oldu. Çin’in Vuhan kentinde Aralık 2019’da patlak verdiğinde bir virüsün, dünyayı bu denli esir alacağını açıkçası kimse beklemiyordu. Yılın sonuna gelindiğinde iki milyona yakın insanı hayattan koparan virüs tüm teknolojik gelişmişliğine rağmen insanoğluna acizliğini hatırlattı.

Ya Aşılar Çipli İse!

2020’ye damgasını vuran yeni tip koronavirüs pandemisi 2021’de de gündemin bir numaralı konusu olmaya aday. Hemen hemen tüm sağlık otoriteleri salgının sona ermesi için aşıyı tek çare olarak görürken aşılara ilişkin oluşturulmaya çalışılan olumsuz algı ve dezenformasyon salgının ortadan kaldırılmasının önündeki en büyük engellerden biri olacak gibi duruyor.

Salgının planlı olduğu, Covid-19 aşısı yaptıranlara çip yerleştirileceği, salgınla mücadele adı altında ulusal hakimiyetin ortadan kaldırılmaya çalışıldığı, küresel diktatörlüğe doğru gidildiği, sosyo-ekonomik sistemin sıfırlanmaya çalışıldığı gibi komplo teorileri küresel çapta önemli bir çevre tarafından satın alınmış bulunuyor.

Aşıya karşı bu mesafeli yaklaşımın yanı sıra virüsün mutasyona uğradığı ve yüzde yetmiş daha hızla yayıldığı yönündeki haberler göz önüne alındığında, 2020’yi Korona Yılı olarak geçiren dünya 2021’de de gündemi belirlemeye devam edecek gibi gözüküyor. Velhasıl, daha aylarca korona ile yaşamayı ya öğreneceğiz ya öğreneceğiz!

Türkiye ve Batı dünyasının Hazım Problemi

Evet, Covid 19 salgını kadar değil belki ama 2020’de dünyanın en çok konuştuğu konulardan bir diğeri, Türkiye’nin jeopolitik hamleleri oldu. Türkiye’nin Irak-Suriye sınır hattı boyunca bir terör devleti, bir ikinci İsrail kurulma projesinin önüne geçen Türkiye, Libya’da ise birçok bölgesel ve küresel güçlerin emellerini tek başına boşa çıkarttı.

Emperyalist çevrelerin ve onların uydularının bütün tehditlerine rağmen Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatlerini yedirtmeyeceği konusundaki kararlılığını ortaya koydu. Azerbaycan’ın 30 yıllık Ermeni işgalini sonlandırmasında en büyük paylardan biri Azerbaycan ordusu kadar Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği siyasi ve askeri desteğe bağlandı. AB Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in ifadelerine yansıdığı gibi “dikkate alınması gereken bölgesel güç haline gelen” Türkiye’nin dengeleri değiştiren başarılı hamleleri emperyalist çevrelerde çok ciddi bir hazım problemini de beraberinde getirdi.

Yaptırımlar; Maksat Üzüm Yemek Değil Bağcıyı Dövmek

Bu hazım problemi hem AB’yi hem de ABD’yi bir dış politika enstrümanı haline getirdikleri yaptırımlar yoluyla Türkiye’yi sözüm ona te’dip etmeye sevk etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın giderayak CAATSA, yani ABD’nin “Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” kapsamında, Türkiye’ye yaptırımlar uygulanmasının önünü açması öyle söylendiği gibi Ruslardan alınan S-400 hava savunma sistemlerinin NATO’un güvenliğini risk atmasıyla ilintili değildi. Tamamen siyasi nedenleri olan bir karardı. Bu siyasi nedenlerin başında da ifade ettiğimiz gibi........

© Altınoluk


Get it on Google Play