menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalisti mi destekleyelim, diktatörü mü?

19 0
08.01.2026

Geçtiğimiz hafta küresel ölçekte en önemli olay, ABD’nin Venezuela Başkanı Nicolas Maduro’yu ülkeden kaçırarak Amerika’ya getirmesiydi kuşkusuz. Bunun dünya düzeninde, uluslararası politikanın normlarında çeşitli vadelerde yapacağı etkilerin niceliğini ve niteliğini göreceğiz. ABD, Panama’yı askeri diktatörlükle idare eden Manuel Noriega’yı da gene uyuşturucu ticareti suçlamasıyla 1989’da ABD’ye getirip yargılamış ve hüküm giydirmişti ama bu durum, uluslararası ilişkilerde pek görülen bir durum değil.

Uluslararası ilişkilere giriş veya diplomasi tarihinde üzerinde durulan kavramlardan biri “balance of power”, yani güç dengesidir. Temel olarak hiçbir devletin veya ittifakın diğerlerinden dramatik veya arası kapatılamaz biçimde daha güçlü olmaması manasına gelir. Tarihin uzun dönemlerinde barışı demesek bile -çünkü barış daha karmaşık bir kavram ve durumdur- savaşsızlığı sağlayan bu denge olmuştur. Herhangi bir devletin veya ittifakın bariz biçimde ağır basmaya başladığı durumlar genellikle arkasında çatışma getirir. O dengenin olmadığı yerde bugün ABD’nin yaptığı gibi keyfi müdahaleleri görürüz. Maduro’nun iyiliği-kötülüğü bir yana, başka kaç devlet bir diğer ülkenin devlet başkanını, üstelik bu kadar az maliyetle kaldırıp kendi ülkesine getirebilir? Bu, kimilerinde hayranlık uyandıran bir şey olsa da tek bir ülkenin bu kadar asimetrik güç kazanması işin matematiği açısından uzun vadede pek hayırlı olmaz.

ABD’nin giriştiği bu hareket, ilk anda bizi bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor gibi görünüyor: Kendi ülkesinde insanları baskı altına alan, eziyet eden siyasi figürleri mi destekleyeceğiz yoksa başka ülkelere kendi uygun gördüğü biçimde müdahale eden, eylemlerine kendi çıkarlarından başka sınır tanımayan devletleri mi destekleyeceğiz? Fakat, bu........

© Agos